Balıkesir Merhaba Gazetesi

1000 Yıl Önce Orta Asya’da Yaşayan Evrensel Dahi: “BİRUNİ”

1000 Yıl Önce Orta Asya’da Yaşayan Evrensel Dahi: “BİRUNİ”
Prof. Dr. Fatih Satıl
Prof. Dr. Fatih Satıl( fsatil@gmail.com )
21 Aralık 2020 - 7:32

1000 Yıl Önce Orta Asya’da Yaşayan Evrensel Dahi: “BİRUNİ”

Yukarıdaki başlık, UNESCO’nun 25 dilde çıkardığı 1974 Haziran sayısının kapağında yer alan El Biruni’nin fotoğrafının altında yazılan bir ifade. Dergi El Biruni’nin resmini kapağına taşımış ve altına da “1000 yıl önce Orta Asya’da yaşayan evrensel dahi Biruni, astronom, tarihçi, botanikçi, eczacılık uzmanı, jeolog, şair, mütefekkir, matematikçi, coğrafyacı ve hümanist” cümlesini yazmış.

Bugün genç neslin bilmediği hatta bir kısım yaşlı neslin de Müslüman kimliğinden dolayı adını anmak istemediği ve kabul edemediği El-Biruni, Newton’dan 700 yıl önce yer çekimini, Galileo’dan 600 yıl önce, dünyanın döndüğünü savunuyordu. El-Biruni, “Dünya dönüyorsa, ağaçlar ve taşlar neden fırlamıyor?” sorusuna, o dönemde “Merkezde bir çekicilik olduğu için her şey dünyanın merkezine düşer.” cevabını veriyordu.

El-Biruni, bilimsel çalışmalarına 17 yaşında başlamış. Tıp alanında da birçok eser yazan Biruni, döneminde bir kadını sezeryanla doğum yaptırmayı da başarmıştır. Şifalı otlar ve birtakım ilaçlar üzerine yazdığı “Kitabu’s Saydane” isimli eserinde yaklaşık 3 bin bitkinin hangi hastalığın tedavisinde ve nasıl kullanıldığını yazmıştır. Halen bu bilgiler günümüz şifalı bitkiler kitaplarına kaynak teşkil etmeye devam etmektedir.

Gökbilim, matematik, doğa bilimleri, coğrafya ve tarih alanındaki çalışmaları da meşhurdur. El-Biruni, günümüzde astronomi ve coğrafya ölçümlerinde kullanılan birçok alet geliştirmiştir.  Dünyanın çapının ölçülmesiyle ilgili görüşü, günümüz matematik ölçülerine tıpatıp uymaktadır ve Avrupa’da buna BÎRÛNI KURALI denmektedir.

Bîrûnî, Cebir, Geometri ve Coğrafya konularında bile o konuyla ilgili bir âyet zikretmiş, âyette bahsi geçen konunun yorumlarını yapmış, ilimle dini birleştirmiş, fennî ilimlerle ilahî bilgilere daha iyi nüfuz edileceğini söylemiş, ilim öğrenmekten kastın hakkı ve hakikati bulmak olduğunu dile getirmiştir. İşte bir kısım çevrelerin El Biruni’yi bilim adamı olarak kabul edememeleri da buradan kaynaklanıyor olsa gerek. Oysa, El-Biruni, bilim dünyasında en bilinen İslam bilginleri arasında yer alıyor. Dünyadaki çeşitli ülkelerde Biruni’yi anma sempozyumları ve kongreler düzenleniyor, adına pullar bastırılıyor.

Doğuya ve İslam bilginlerine karşı tavır içerisinde olan bir kısım çevreler bu bilim insanlarını kabul etmese de bakın Avrupa’nın bilim dâhileri müslüman bilginler için neler diyor:

Wilhelm Humbolt: “Modern bilimlerin gerçek kurucuları Müslümanlardır; bunu itiraf etmeliyiz.”

Draper: “Gerçek şu ki; Müslümanlar, eski ilimlerde çok ilerleme kaydetmişler ve bilinmeyen birçok ilmi de keşfetmişlerdir.”

Maalesef Müslümanlar 12. yüzyıldan sonra bilim konusundaki motivasyonlarını kaybetmişler, İslam düşünce tarihi içinde ilmin “Din İlmi”-“Dünya İlmi” şeklinde ikiye bölünmesi beraberinde başlayan bu çöküş, “dünya ilmi” sayılan fizik, kimya, astronomi ve matematik gibi bilimlerin gerekliliğinin tartışılmasına ve önemsenmemesine yol açmıştır. O halde bizler de sadece geçmişimizle övünmeyi bırakıp bilimde yeni bir başlangıç yapmamız gerekiyor. Endülüs ve Bağdat medeniyetlerini ortaya koyan ecdadımızın felsefe ve düşüncesini yeniden canlandırılmalıyız. Yarınların Biruni’leri, Farabileri, İbn i Sinaları ve Uluğ Beyleri olmalıyız.

Meşhur Fransız şarkiyatçı Leon Kahön (Leon Cahun): “Eğer Türklerin gayreti olmasaydı; İslam medeniyeti o kadar yükselemez ve yayılamazdı.” diyor. O halde yiğit düştüğü yerden kalkar misali bilimsel ve teknolojik gelişmede yükselmek yine İslam ve Türk coğrafyasının umut bağladığı biz Türklerin gayretine bağlı.

Bu vesileyle El-Biruni’yi vefatının 972. yılında rahmet ve minnetle anıyorum.

 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.