Balıkesir Merhaba Gazetesi

18 MART ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ-2-

18 MART ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ-2-
24 Mart 2015 - 0:03

Genel

Yozgat’ın Sorgun kazasının Kara Yakup köyünden cepheye gelen Ali, bölükteki Tıbbiye öğrencilerinden Şükrü’ye bir mektup yazdırır:

“Anacığım kardeşlerimi askere gönderir iken başına kına yakma. Zabit efendi bana sordu. “Başındaki bu kına ne?” dedi. Cevap veremedim. Arkadaşlarım benimle dalga geçip, adımı KINALI Ali koydular. Kardeşlerim de cevap veremeyip mahcup olmasınlar.”

Bir müddet sonra Ali’nin anasından cevabi mektup yetişir:

“Ey oğlum. Gözümün nuru, gönlümün gururu, köyümün billuru, gelinlik kızların uğuru Alim. Zabit efendiye selam söyle. Biz kurbanlık koçları kınalar öyle kurban ederiz. Sen dört kardeşin arasından kurbansın. Sen İsmail’sin. Sen orada şehit olacaksın inşallah. Kurbanlık koçlar nasıl kınalanırsa, ben de onun için senin saçını, ellerimle kınalayıp, öyle askere gönderdim. Biz üç canlıya kına yakarız.

1-Gelin kıza. Gittiği eve kurban olsun diye.

       2-Kurbanlık koça. ALLAHINA kurban olsun diye.

       3- Askere giden yiğitlerimize. Vatanına kurban olsun diye.

Mektubumla beraber gönderdiğim çıkındaki acıcık kınayı, benim için komutanın saçına yak. Onun anası unutmuş. Oda bizim yiğidimiz ve kınalı komutanımızdır. Tüm Yiğitlerimizi namazlarımdaki dua ile binlerce defa öperim.

Bütün kınalı yiğitlerin anası, molla ibramın kızı, ÜMMÜGÜLSÜM.

(İmza yerinde bir tutam kırlaşmış saç ve parmak izi.)”

Anasının mektubu, Çanakkale’de Ali’ye ulaştığında, Ali’nin kınalı başı çoktan Allah’ına, vatanına kurban gitmiştir bile.

ÜS TEĞMEN ZAHİT’İN vasiyet olarak eşine yazdığı uzun mektuptan bir bölüm:

“Sebebi hayatım, Feyz-ü Refikim, Biricik Şefika’cığım:

“ Bu günlerde daha önemli muharebelere gireceğiz. Bilirsin ki, her muharebeye giren ölmez. Fakat ben ölürsem sakın gam yeme ve ağlama. Beni ve seni yaratan ALLAH, bizi nasıl bu dünyada birbirimize nasip etti ise, benden şehitlik rütbesini esirgemediği takdirde, öbür dünyada da ruhlarımızı birbirimize kavuşturur. Vatan yolunda şehit olur isem, bana ne mutlu. Ancak sana iki vasiyetim var:

Birincisi benim için ağlama.

İkincisi, zati eşyalarımın listesi sair sayfalarda. Bunları sat. Ele geçen paradan kendine, mihr-i muaccel ve mihr-i müeccel’ini al.(kız ve erkek tarafının alması gereken ziynet ve ev eşyaları) Kalan para ile bana bir mevlit okut. Eğer bunlar sana borcumu ödemez ise hakkını helal et. Başka bir şey istemem. Şehitlik bana yeter. İki rekât ŞÜKÜR NAMAZI kılmayı da ihmal etme.”

Üs teğmen Zahit, bu mektubu gönderemeden, 9 Ocak 1916 da şehit olmuştur ve mektup cebinden çıkmıştır. Bu mektubun aslı Çanakkale şehitler abidesi müzesinde durmaktadır.

Şimdi kendi kendimizi bir defa olsun sorgulayalım, yeter.

BU GÜN BİZLER, BU MEKTUPLARDA GEÇEN ASİL DUYGULARIN, NERESİNDEYİZ ACABA? 

Çanakkale kahramanlıkları yazmakla bitmez. Tüm şehitlerimizin ruhları şad olsun.

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.