Balıkesir Merhaba Gazetesi

BAŞKANLIK MAKAMI BEDEL ÖDENEN YER

BAŞKANLIK MAKAMI BEDEL ÖDENEN YER
19 Eylül 2015 - 8:40

Genel

Karesi Belediye Başkanı Yücel Yılmaz ve eşi Mehtap Yılmazla yapılan röportajımızda A’dan Z’ye Başkan Yücel Yılmazın Başkanlık ve sonrasında yaşadıkları,iş yaşamı ve evlilik hayatında yaşamına renk katan değerli ailesi ile çok özel…

Semra Aman Akyürek’in kamuoyunda merak edilen soruları sorması ve yaşanan gerçek hikayelerde vicdanlara seslenen bir röportajda çarpıcı ve düşündüren açıklamalar var. Biz sorduk Başkan Yücel Yılmaz ve hanımefendi Mehtap Yılmaz yanıtladı.

“Başkanlık bedel ödeme yeri” diyen Karesi Belediye Başkanı Yücel Yılmaz nasıl Belediye Başkanı oldu?

Size Edip Beyin Prensi diyorlar Siz ne diyorsunuz? Sorumuzu nasıl yanıtladı?

“Gecenin bir yarısı telefon geliyor yada hastanedeyim Evladım kucağımda iğne korkusuyla yüzüme bakıyor ben o an evladımın derdindeyim. Doktorun bana ‘Yücel bey kızım belediyeye iş başvurusu yaptı? Ne olacak!’

Doktorun yanındaki beyde soruyor: ‘Yücel bey benimde oğlum var oda başvurdu. Ne zaman hallolur..?’

Gel gitler yaşıyorum!”

 

Edip Abi aradı Başkan olacak mısın?

-Hanıma sorayım dedim diyerek sohbete giren Başkan Yücel Yılmaz…

‘Edip Bey Belediye Başkanı Olacak mısın diye sorduğunda; Ben Olmayacağım dedim o zaman kimi tavsiye ediyorsun Dedi ve Bu sorunun cevabını beraber değerlendirdik. Baktım benim altyapım uygun. Bencil olma zamanı da değil Çünkü Cumhurbaşkanı o zamanki Başbakanımız herkesi Göreve çağırdı. Bende madem inanıyorum bu sisteme ve ekipçilik denen bir şey var. Edip Bey’in çağrısına Kendi ailem kendi işlerim demem doğru değildi. Benim en büyük görevlerimden biri, doğru yapılabilecek ekipleri kurup siyasi altyapıyı oluşturmak. Devam edecek arkadaşların olması gerekiyor. Ben bu görevi Bir 5 yıllığına vatandaştan aldım 5 yıl sonra bayrağı teslim edebilecek kadar hazır ve kendi işimize bakabilecek kadarda altyapıyı hazırlamam lazım. O zaman tekrar sorulduğunda söyle Kim Yapacak 3-5 adam gösterebilmek lazım.

Mehtap Yılmaz: Ben artık bana sorduğunda Benim yapabileceğim bir şey var mı? Dedim. Yücel beyde Evle ilgilen her zamanki gibi haberdar et Bizle ilgili bir şey değişmesin dedi öylede oldu. Biz siyasetin çok dışında duruyoruz çocuklarla Nurgül abla ile de görüşüyoruz sanki bir abla gibi Sonraki seçimde ne yapar bilmiyorum. Çocuklar kendi hallerindeler. Yücel bir gün geldi böyle bir teklif var dedi. Hadi canım dedim bende İki gün sonra tekrar aradılar dedi. Ben de işler var dedim dedi. ama bir gün telefon etti Mehtap artık kabul ediyorum dedi.

Semra Aman Akyürek: Mehtap hanımla sohbet ettik tanışma hikayenizi dinledik birde sizden duymak istiyoruz Evliliğin adımlarındaki sesler bize neleri anlatır? Hem siyaseti hem de özel yaşamınızdan sorularımız olacak öncelikle Mehtap Hanımı soralım Neden Mehtap Hanım?

Yücel Yılmaz: Bizim Ailemizin içinde oturmuş ölçüler ve cümleler vardır. Annem ben gelin kızımda şunu isterim diyerek bizi büyürken bir anlamda formatlamış. Bir eşte olması gereken özellikleri üç kardeşiz üçümüze de söylemiş. Mehtapta tanışmamız çok eski. Ailenin en son gelinidir fakat ailenin tanıdığı ilk insandır. Abilerim bile eşlerini daha tanımadan Mehtabı tanıyorlardı. Ailece tanışıyorduk zaten. Nasip oldu evlendik.

S.A.A: Mehtap hanımın sevdiğiniz en güzel yönü nedir?

Yücel Yılmaz: Mehtap beni anlar. Hep empati kurar. Kendi duyguları ile değil benim duygularımla anlamaya çalışır.

S.A.A: Başkanlık öncesi ve sonrası hayatınızdaki değişimler neler?

Yücel Yılmaz: İnsan her şeye çok çabuk alışıyor. Ben askerdeyken sivil hayatımın olmadığı bir dönem diye düşünmüştüm. Askerliği tutkulu ve severek yapmıştım. Askerliğe Hava Savunma olarak İstanbul’da asteğmen olarak gittim ve orada dereceye girmiştim. Asteğmen olarak hava savunma değil de Hava As teğmen olarak geldim. Bandırma 6’ncı Ana Jet üssünde.

-Mehtap Hanım söze giriyor ve Askerliğin bitmesine yakın Semra Hanım telefonla konuşuyoruz ’Ben asker olmak istiyordum’ dedi.

Yücel Yılmaz: Evet kesinlikle istedim.

Mehtap Yılmaz: İlk 5 yıl her sene buradayım sağlıklıyım diye bildirim yapılıyordu. Bir gün bir yazı geldi ‘’seferberlikten çıkmışsınızdır’’ diye. Yücel hemen gitti seferberlik olduğunda çağırmayacaklar diye ’Ben iyiyim gelebilirim’ dedi. Çok üzülmüştü.

YATIRIMLARIMDA KAZANIRIMA DEĞİL KAYBEDERSEME BAKTIM

Yücel Yılmaz: Herkesin kendi hayatında idolleri vardır. İşte bunun gibi olmak istiyorum gibi. Benim örnek aldığım insan sayısı çok fazla. Benden 40 -50 sene önceki insanlara hep sorarım ‘Abi bunu n asıl yaptın? Nelerle karşılaştın? Diye Laf arasında hep sorarım ve bunlardan iyi yararlandığımı düşünüyorum. Hata yapmamak için sağlama yapmak gibi. Eskişehir’e bir işyeri açacağım örneğin ama açmamak için değil bu sorularım daha önceki neden kapatmış kapatırken ne kadar zarar etmiş. Ben yatırımlarımda hiç ne kadar kazanırımı hiç düşünmedim. Kaybedersem ne kadar kaybederime baktım.

S.A.A: Siyasete girerken ne düşündünüz?

Yücel Yılmaz: Siyasete girerken 5 sene hiç işimle ilgilenmesem ne kadar kaybederim. Kaldırabilir miyim diye düşündüm ve kaldırırım dedim. İlk belediye ve kurucu belediye başkanı olarak bir yer kalır diye düşündüm. Hayatımda renkli bir 5 sene öğrendiğim kar kalır diyerek Muhasebemi böyle yaptım. Ben kafama koyduğumda hep yaparım ama yapmadan önce sağlama yaparım.

S.A.A: Yücel Yılmaz’ın geçmiş yaşamında ve şuandaki başkanlık hayatında bir günü nasıl geçiyor? Ve sizi zorlayan en önemli şeyler neler?

Yücel Yılmaz: İŞ Dünyasında hayatı yönetmekle ilgili planlar sizde. Ben plan yaptıysam insanlar bana uyar. Başkanlıkta hayatın size getirdiği gerçeklere uyuyorsunuz. İçsel mutsuzluğa neden olabiliyor. Aileme Cumartesi körfeze gidelim sizi bırakayım sonra ben gelirim diyorum ama bakıyorsunuz 6 nikâh gelmiş onlara hayır diyemiyorsunuz. Biri Bandırmada Başkanın yaptığı bir etkinlik oluyor ona gidiyorsunuz biri başka yerde etkinlik oluyor ona geçiyorsunuz. Madem öyle oldu hadi Pazar Günü bize kalsın derken o günde bir şey çıkıyor. İnsanı darmadağın eden bir şey bu. Gitmeseniz olmuyor ben yokum deseniz yine olmuyor. En çok bocaladığım şey o.

Yücel Yılmaz: İş yaşamında ana aktör sizsiniz ama başkanlıkta Ana aktör değiliz insanlar kendi planını yapıyor sizde ona uyuyorsunuz. Siyasetin belirli bir noktasına geldiğinizde buna uyarsınız bunu da bir yaşam biçimine dönüştürmeniz lazım. Biz o noktada biraz sıkıntı yaşıyoruz. Birde Sonuçta ne olursa olsun 450 çalışanı olan bir şirketin sahibi olduğunuz sonucu değişmiyor.

S.A.A Siyasette tanınan bir isim değildiniz ama tanındınız Siyaset size ne kadar yakındı ve bu tanınırlık nasıl sağlanarak başarılı olundu?

Yücel Yılmaz: Öncelikle Siyaset hiç yakın değildi. Siyasetin ameliye kısmı ile ara elemanlarını, bakanların isimlerini bile bilmezdim İlgilenmezdim. Tek bildiğimiz Recep Tayyip Erdoğan ve onun yaptıkları somut gördüğümüz şeylerle Ak Parti. Bunun İl başkanı, ilçe başkanı teşkilatları, kadın kolları, gençlik kolları, ayrı ayrı organizasyon yaparmış. Bunlar beni ilgilendirmezdi.

S.A.A: Seçilmeniz yada tercih edilmenizdeki faktör ne. Siyasette Tanınmayan biri siyasetten Başkanlık koltuğunda bu başarımı?

Yücel Yılmaz: Üniversite yılarında siyaset yapmıştım. O zamanda Başkandım. Düşünce Peteği Topluluğunun Anap Gençlik Kolları Başkan Yardımcısıydım iki seçim gördüm 2 sene bu görevi yürüttüm. 99 yılında yerel ve genel seçimlerinde aktif rol oynadım. O zaman siyasetin bize uygun olmadığını düşündüm. Ben Şu anda Siyaset yaptığımı düşünmüyorum. Başarılı olduğumu şuan için düşünmüyorum. Başarmak için zemini ve altyapıyı oluşturuyoruz. Başardık diyebilmemiz için, bu şehirde anneler önde yürürken arkada da çocuklar bisikleti ile trafik kazası yaşamadan emin bir şekilde gidebilmeli. Çocuklar Okula servis ihtiyacı duymadan ve kendisi gitiği zaman başarılı oluruz. Çocuklar trafiğe takılmadan gidebilecekleri zaman başarı olur. Yoksulun kalmadığı zaman başarı olur. Deprem Riski olmayan evler olduğu zaman başarılı oluruz. Yapılması gereken çok şey var. Yapılması gerekenleri planladık. Hayata geçirilmesi ile ilgili belediyenin ekonomisini şehir dinamiklerini hayata geçirecek sinir uçlarına dokunuyoruz.

BAŞKANLIK MAKAMI BEDEL ÖDENEN YER

Yücel Yılmaz: Oldum olası belediye başkanlarını ve siyasileri hep ‘bu adam bedel ödüyor yazık niye ödüyor’ diye düşünmüşümdür. Kendimin bir siyasetçi olacağı aklımdan hiç geçmemişti. Ticaret Odası entelektüel bir yer işadamları var. Ama siyaset bambaşka…

*- Ben ne koyarım koyduğum bana ne kadar zarar verir mantığının muhasebesini yaptığım zaman siyasetten ne alırım muhasebesini yapamazsınız manevi olarak 2014-2015 yıllarında bir kurucu Başkan vardı Yücel 50’si seven ama yüzde 50’si dokunamadığınız siyaseten size dokunamayan insanlar. Halka hizmetin hakka hizmet olduğu. Karmaşık bir durum. Hazmetmiş değilim aslında. Sabah gelen mesajlara ve aranan saatlere bir bakın diyor….

*-Sabah 7’de gelen bir mesajda işle ilgili bir istek. Gece 2’de gelen bir telefon görüşmesi ve sabah 7de bir görüşme var bunlar vatandaşların kişisel işleri. Ben bunu neden yapı yorumun manevi olarak karşılığını bulamıyorsanız yapılacak iş değil. Ama buluyorsanız Şehrül Emin güvenilir insan. İş yapması beklenen insan olarak biz bir şekilde işi çözeriz diyorsunuz.

EDİP UĞUR POZİTİF ENERJİ DEMEK

*- Ben burada telefonla konuşurken bütün ev halkı tatilde olmasına rağmen sessizde konuşsam kalkıyor.4 duvar kaçamıyorsunuz sonuçta ilginç bir şey. Fakat şöyle bir Bir gerçek var; Edip abi etrafındaki herkese pozitif enerjisini veriyor. Nasıl veriyor hanımı ile gittiği her yerde başkanın eşi de gelmiş diye karşılıyorlar. Hanımı bir şey istediğinde oluyor Bedel ödeyen burada Başkanlar. İkinci adamlarda bu işin selayetini kullanıyor. Sorun çözülmediğinde Git Başkana söyle diyor. Çocuklar bunun sıkıntısını yaşadığı kadar ekmeğini de yiyor. Ama bu işin zevk alınan kısmı çok az. Başkanım diye yemek yiyemez oldum. Önüme yemek konuyor tam bi kaşık alacağım. Başkanım bizim bu su tesisatı ne zaman açılacak deniyor.

*Mehtap Yılmaz sohbete giriyor ve yaşanan bir olayı anlatıyor;

** ‘’ Boranın ateşi çıktı hastaneye gidecek Yücel hastaneye götür dedim.

**Götüremem Mehtap dedi.

** Yücel ne demek götüremem dedim.

**Ben gidince çocukla ilgilenmiyorlar sen götür ‘dedi.

Evet daha önce götürdüm ama şöyle bir şey yaşadım diyerek anlatmaya başlıyor Karesi Belediye Başkanı Yücel yılmaz Hüseyin Borayı hastaneye götürdüğünde evladım kucağımda ateşi var ve ben tedirginim acaba neyi var diye ama…

Yücel Yılmaz: Kucağımda ateşli çocuk. Ateşten gözü dönmüş ben doktoru bekliyorum. Doktor geldi çocuğa bakmak yerine -Yücel Bey kızım iş başvurusu yapmıştı ama cevap gelmedi dedi.

İlgilenir arkadaşlar dedim. Ben kucağımdan çocuğumu bıraktım

-Bi daha ne zaman ilgilenecekler. Öyle bir şey yaşıyorsunuz ki!

-Ben hastamı getirmişim. Çocuk gözümün içine bakıyor iğne yiyeceğim korkusu var. Onunla ilgileneceksin ama bir diğer yanındaki*bizim çocukta başvurmuştu diyor. *İşte o an gel git başlıyor.* Benim siyasetten para kazanmak gibi bir niyetim yok. Nama da ihtiyacım yok. Eskiden Altınoluğa şortumla giderdim. Şimdi onu da yapamıyorsun. Kimse iş istemeden, Bizim iş ne olacak demeden dolaşayım diye başka yer tercih edeceksin. İnsandan mı kaçıyorsun Hayır ama Siyasetin gereği kızmayacaksın. Ben Mehtapla dışarıya çıksam Mehtap’ın günü mahvoluyor.

-Mehtap Hanım devreye giriyor bir gün Damla’nın mezuniyeti var özel bir gün bizim için yemek yiyoruz. Kadının biri geldi bağırmaya başladı. Çocuklarım şaşkın ben şaşkın bakıyoruz…

Yücel Yılmaz: Benim bakış açıma göre Başkanlıkta olgunluğa ulaşmış, Kendi çocukları ayakları üzerinde duran. Ekonomik olarak İşleri rölantiye almış olacak. Belediye Başkanlığı bedel ödenen bir yer. Öyle ilginç şeylere bilinmeyenlere dokunuyorsunuz ki hacca gitmiş sevabı alacak gibi. Manevi kısmıyla ilgilenmiyorum dediğiniz anda bu iş yapılacak bir iş değil.

Yücel Yılmaz: Zordan başlıyorsunuz Çünkü yeni bir belediye kuruyorsunuz.7 sene sonra insanların buda olmadı diyeceği çok az konu olacak ve sizde vizyon işleri yapıyor olacaksınız 15-20 yıldır köylere yapılmayan işleri yapmaya çalışıyorsunuz. Kutsal bir iş. Müthiş bir iş fakat bunu yapan insanın kendini gerçekleştirmiş olması lazım.

S.A.A: Size Edip Beyin Prensi diyorlar Siz ne diyorsunuz?

Yücel Yılmaz -Doğru evet.

Şöyle bir şey var. Allah görev verilenlerle beraber göreve talip olanlarla şeytan beraber diye. Melekler göreve talip olanlarla değildir. Ben siyasete başladığım gün başlama sebebim şu; Edip Bey Söyle Belediye Başkanı Olacak mısın? Dediğinde Ben Olmayacağım dedim o zaman kimi tavsiye ediyorsun? Dedi ve Bu sorunun cevabını beraber değerlendirdik. Baktım benim altyapım uygun. Bencil olma zamanı da değil Çünkü Cumhurbaşkanı o zamanki Başbakanımız herkesi Göreve çağırdı. Bende madem inanıyorum bu sisteme ve ekipçilik denen bir şey var. Edip Bey’in çağrısına Kendi ailem kendi işlerim demem doğru değildi. Benim en büyük görevlerimden biri, doğru yapılabilecek ekipleri kurup siyasi altyapıyı oluşturmak. Devam edecek arkadaşların olması gerekiyor. Ben bu görevi Bir 5 yıllığına vatandaştan aldım 5 yıl sonra bayrağı teslim edebilecek kadar hazır ve kendi işimize bakabilecek kadarda altyapıyı hazırlamam lazım. O zaman tekrar sorulduğunda söyle Kim Yapacak 3-5 adam gösterebilmek lazım.

S.A.A: Yada bayrağı daha ileriye taşımalıyız denebilir mi?

Yücel Yılmaz:Böyle bir hesabımız olursa yanlış olur. Bu beraber yürümez. Yaptığınız işi iyi yaparsınız insanlar teveccüh eder. Benim ticaretimde de bu böyledir. İşi iyi yaptıkça iş büyüyor. Ticaret Odasında da böyle bir hedefim yoktu. İnsanlar teveccüh etti Allah’ta nasip etti. Belediye Başkanlığı bedel ödeme yeri.

S.A.A: Ailenizdeki en büyük dayanağınız kim?

Yücel Yılmaz: Bu sorunuza karşılık Kimi söylemezsem haksızlık olur yanıtını veren Başkan Yılmaz ‘Ailenizde evde huzur yoksa iş çıkarmanız zor. Allah herkese aile huzuru ve sağlık versin. Sağlık olmadığında da tüm denge bozuluyor. İnsan yokluğunu gördüğü zaman dayanağı hissediyor. Babam öldüğünde ben çok etkilendim. Babam 97 yılında kalp krizi geçirdi 2008’e kadar sürekli kontrolle günlerini geçirdi. İnsanın performansını etkiliyor. Kim dayanağınız diye sorarsan kimi söylemezsem haksızlık olur.’

MEHTAP HANIM ‘YEMEK YAPMAYI YÜCEL ÖĞRETTİ’

Yücel Yılmaz- Ben olayı içselleştirerek örnek vereyim diyerek konuya giriyor;‘ Genç çift yeni evlenmiş. Kadın uyurken güzel bir kahvaltı hazırlamış. Her yeri hazırlayıp karısını uyandırmış. Kadında bakmış ki her yer toplu kahvaltı hazırlamış içinden sarılmak gelmiş ve Sen Ne güzel bir adamsın, ne iyisin demiş. Ayakkabılarını adam kendisi silmiş pazara gidip gelmiş her şey hazır. Kadın sen ne kadar mükemmelsin demiş. Adam evet hanım ben sana hepsini gösterdim bundan sonra aynısını isterim demiş.’

Yücel Yılmaz Ben Üniversite hayatım boyunca bir 5 sene yalnız kaldım. Evlendikten sonrada iki sene. Kendimize baktığımız bu dönem içinde kendi öz disiplinimiz oluşuyor. Mehtapla evlendiğimizde Revani dahil herşeyi öğrettim.

Mehtap Yılmaz: Annem okuduğum için bir şey yaptırmadı. Evlendiğimde makarna ve patates kızartmasını biliyordum. Evlendikten sonra köfteler, kebaplar hepsini öğrendik. Yücel Bey her yapılanı da beğenmez. Ben önce yamağı olarak başladım. Daha sonra yemek yaparken işte şunu da kat dedi. Pişerken tadına bakmaya başladı. Diplomamı verdi. Öğrendik.

Gelecek soruları tahmin ederek Yücel Yılmaz hemen söze giriyor şimdi Evlilik ne zaman ve nasıl teklif ettin demeyin oda karambol! Ben hatırlamıyorum bile ne zaman teklif ettiğimi.

Mehtap Yılmaz. Biz evleneceğiz bir iki hafta var düğüne Arkadaşlarla beraberiz ve onlar soruyor nasıl oldu diye ben bu adam bana teklif etmedi ki dedim Çünkü çok güzel sürprizleri olurdu Yücelin şaşalı o aklıma bile gelmedi. Ben sonra ona arkadaşlar sordu nasıl teklif etti diye dediğimde Oda teklif edeyim o zaman dedi.

Yaşadığınız ve şuan aklınıza gelen bir anı paylaşırmısınız?

Mehtap Yılmaz: Yücel Evde tamir işlerini çok iyi yapar. Takım çantası matkap her şey hazırdır. Bir gün duvara asılacak şeyler var. Saatin 11 olmasını bekledik Pazar günü rahatsızlık vermeyelim kimseye diye. Matkap sesini duyan Komşum aradı Mehtap matkaba benimde ihtiyacım var gönderir misin dedi. Tamam dedim ben de. İş bitince gönderdim Benimki anlamaz sen çalışanı da gönder dedi Benim eşim yaptı ama istersen göndereyim deyince AAA hiç olur mu tamam o zaman’ dedi.

HAYATIN PRATİK YOLLARI VAR

Çocukların ismi koyulurken bile İngilizce konusundaki hassasiyetini sorduğumuz Başkan Yılmaz, ‘ Benim babamın bir özelliği var dedi ve şöyle devam etti: ‘Köyden çıkıp kendini üst düzey geliştiren bir mantaliteye sahip olmuş. Bana ‘oğlum ne olursa olsun bir dil öğrenin. Biz yurtdışına gittik Türkiye’den ibaret değil Dünyaya açık olun. Gelişimlere açık olun mantığını verdi. İngilizce bilip Doktor olmak var ben şöyle bir baktım Doktorluk iş değil birde İngilizce bilip İngilizceden geçimini sağlamak var. Hayatın pratik yolları var. İngilizce öğrenme isteğim Üniversiteyi kazanmak için bir vesileydi. Ben Ticareti düşünüyordum. Eğitim sektörü rekabetin az olduğu bir sektör ve İngilizce sektörü de çok az rekabetin olduğu bir sektördü.

 

 

S.A.A: Bir baba olarak ilk çocuğunuzu kucağınıza aldığınızda ne düşündünüz?

Yücel Yılmaz :Damlayı ilk kucağıma aldığımda kızdım ona

S.A.A: Nasıl yani?

Yücel Yılmaz: Mehtap sezeryanla doğum yapmıştı ve onun için çok korkmuştum.

S.A.A: Hımm peki Bora’da?

Yücel Yılmaz: Bora’da daha çok korktum.

S.A.A: Yine ne oldu?

Yücel Yılmaz: Yine sezeryanla oldu. İlk çocuğun kız olması aslında çok iyi bir şey. Sevdiriyor kendisini. Abla örnek model oluyor Oğlan onu görüyor daha vicdanlı oluyor.

S.A.A: Mehtap Hanım Türk Kadını hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz ?

Mehtap Yılmaz: Türk Kadınının Vefakâr ve aynı zamanda güçlü olduğunu düşünüyorum. Kendi velilerimden gezdiğimiz evlerden gördüğüm bu. Bir evde kadın varsa bir şekilde yürüyor. Bir evde kadın varsa toparlayıcı, destekleyici, özverili kendinden önce çocukları, eşi, ailesi geliyor Türk Kadınının.

S.A.A: Mehtap hanım ev yada çocuklarla ilgili Alışverişi kim yapar?

Mehtap Yılmaz:-Ben yaparım.

S.A.A: Sevdiğiniz renkler hangileri?

Mehtap Yılmaz: Biz ailece yeşili çok severiz. Doğa ile iç içe olmayı severiz. Pikniği severiz. Arabanın arkasında hep piknik sepetimiz olur.

S.A.A: Yücel bey hangi yemekleri sever? Siz neyi seversiniz?

Mehtap Yılmaz: Yücel bey etli yemekleri sever. Şerbetli tatlıları sever. Ben sütlü tatlıları severim.

S.A.A: Kahveyi nasıl içer?

Mehtap Yılmaz: Orta

S.A.A Kıyafet tercihlerinde dolabındaki hakim renkler hangileri? Siz hangi renkleri kullanırsınız?

Mehtap Yılmaz: Takımlarında Lacivert, Siyah ve koyu renkleri tercih eder. Açık renkleri pek sevmez. Kravatta ise tam tersi canlı bordo, kırmızı, parlak maviyi sever. Hatta bana sen hazırlar mısın der Sonra nasıl olmuş diye sorar. Pantolonlar konusunda hassastır. Çizgili olacak birde gömleklerinde çizgiyi sevmez.

-Ben renkli kıyafetleri çok severim ama asla kullanamam. Kırmızı, fıstık yeşili giyemem. lacivert, mavi arası renkleri severim. Uç renkleri kullanamıyorum. Ruj sürmem.Yücele Mavi ve yeşil çok yakışır gözlerinden dolayı bende severim.

S.A.A: Peki yemek terihleriniz?

Mehtap Yılmaz:Sebzeyi salatada çok severim. Etli yemeğin yanında salata çok yaparım. Yeşil salata değil de brokoli, börülce, taze fasulye hafif haşlarım.Etli yemeğide Yücel sever.

*Önüne yemek gelince yemeğin tadına bakmadan tuz atanlardan değil Yücel Başkan önce tadına bakar ihtiyaç varsa atar. Meyveyi çerezi sever. Ben çerez yiyemem alerjim var.

*Bora bana benzer Damla Babaya yemek konusunda Bora sebzecidir benim gibi. Damla’nın yemek tercihleri babası gibidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.