Balıkesir Merhaba Gazetesi

ALMANCILAR VE SIĞINMACILAR

ALMANCILAR VE SIĞINMACILAR
18 Kasım 2014 - 9:56

Genel

1960 lı yıllarda Türkiye’de işi bozuk olup, yiyecek ekmeği olmayanlar, işçi olarak Almanya’ya kaçıp gidiyorlardı. Birkaç sene sonrada Türkiye’ye değişik kıyafetlerle ve cebi dolu olarak izine geliyorlardı. Bunların halk arasındaki adı ALAMANCI idi.

Gerek savaş sebebi ile ve gerekse geçim sıkıntılarından dolayı Türkiye hududuna akın eden mazlumların mağduriyetini gidermek için, hudutlarımızı açarak kabul ettiğimiz kitlelerin adını SIĞINMACI olarak anıyoruz. Bu sığınmacıların yüzde yetmişi, kadın ve çocuk. Erkekler savaş için kalmış veya katledilmiş.

ALAMANCI-SIĞINMACI.

İki kelime arasındaki farkı yakalayabilen devlet ve millet, zalim ve mazlum kelimelerinin içeriğindeki anlamı da yakalar. Biz millet ve devlet olarak hep MAZLUMLARIN yanında yer almış bir neslin mirasçılarıyız. Onun içindir ki, ne zaman başımız dara düşse, ne zaman ülke üzerine kara bulutlar çökse, YARADAN bir çıkış kapısı açıp, şerleri hayra çeviriyor.

Afrika’nın bir ucundan, Himalaya dağlarına, Hazar denizinden balkanlara kadar bütün mazlum milletlere, kapımız ve bağrımız açık. Katman katman sorunları olan savaş mağdurlarının fiziki şartları ne kadar elverişli olursa olsun, durumları yürekleri dağlıyor. Yurdunu evini, yakınlarını, toprağını kaybeden göçmenler, parasız, kimliksiz, kimsesiz ve en önemlisi de geleceksiz biçimde kendilerine kucak açanların merhametine sığınıyor. Göçmen kuşların hayat akışlarını incelemek için milyar dolarlarını harcayan batının güya medeni toplumları, perişan olan savaş mağdurları SIĞINMACILARA yardımda bulunmadığı gibi, vahşi bir algılama doğrultusunda bakıyor. Kendi diyarı olan vatanından kaçamayanları da, attığı bombalarla cayır cayır yakıyor. İsrail de, keyifle purosunu tüttürmüş bu katliamlara bakıyor. Tarih boyu hep mazlumların yanında yer alan devletimiz, kan gölünden kaçan, çoğu kadın ve çocuklara kucak açıyor.

Sadece Gaziantep belediyesinin uyguladığı yaklaşıma bakarak, ülkemiz insanının yardımseverliğini anlamak yeterli. Sağlık, eğitim, gıda, iş verme gibi çok sayıda faaliyet belediye ve yardımseverler tarafından yapılıyor. AFAD yetkilileri gece gündüz SIĞINMACILARIN yanında. Bununla birlikte ne yapılanlar yeterli ne de kaç zaman süreceği belli. Türkiye için, sayıları milyonlara varan dertli kişilerle uğraşmak kolay değil.

Gaziantep belediyesi öncülüğünde, Muazzez Ersoysun ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcimizin de katıldığı, BM nin Cenevre’deki binasında yapılan panele, batının medeniyim dediği kişileri ve kuruluşları hiç rağbet etmedi. Denizdeki balinalardan bazılarının ölümü için ACİL kaydıyla toplanan birleşik Milletler topluluğu, orta doğudaki katliama çak lakayt. Çünkü Orta doğudaki oyunların kurgulaması da onlardan, uygulaması da onlardan.

Niye ilgilensin ki?

Son derece önemli olan bu girişimi Avrupa medyası önemsemediği gibi, yerli TÜRETME basında alayvari haberlerle verdi. Hâlbuki nasıl güney sınırımızı açtıysak, Avrupa sınırlarımızı da açsak,  bu güzel ülkemizi belki onlar istila edecek. Zaten fikir olarak istila ettikleri Anadolu’yu, zikir olarak da istila edecekler.

Sayın okuyucularım; Uygarlığın beşiğiyim diyen batının, devlet ve millet anlayışı bu. Ruhsuz, hissiz, duygusuz, merhametsiz, hedefsiz, nesilsiz, çıkarcı, hazırcı ROBOT bir toplumu yönetmek ve yön vermek kolay oluyor. Ayni sokakta ve hatta ayni apartmanda yaşayıp, birbirini tanımayan, yardımlaşmayan ve hatta selamlaşmayan batı toplumunun bazı özellikleri bizim özelliğimiz olamaz. Anadolu insanı kendine ait öz hasletleri çiğneyemez. Tarihimizin, geleneğimizin, ailemizin, bünyemizin ve dinimizin emrettiği de budur. Hoşça kalın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.