Antikaya İlgi Neden Azalıyor?
Antika halıya neden Türkler ilgi göstermiyor? Orta Asya’dan gelen köklü desenler neden unutuluyor?
Antika Halıya Neden İlgi Azalıyor?
Arslan Antika Halı’nın sahibi Sait Arslan, 2004 yılından bu yana sürdürdüğü mesleğinde değişen alışkanlıkları ve düşen talebi anlattı.
Balıkesir’de antika halı satışı yapan Sait Arslan, günümüzde insanların internet üzerinden gördüğü her halıyı “değerli mal” sanmasının kendisini zorladığını söylüyor. Çanakkale, İç Anadolu ve Balıkesir yöresine ait antika halılar bulunduran Arslan, gerçek bir halının “antika” sayılabilmesi için en az 100 yaşında olması gerektiğini vurguluyor.
“Bir halının antika olabilmesi için kök boya ile dokunmuş ve 100 yaşını aşmış olması lazım. Kondisyon da çok önemli; yırtık ve kullanılamaz durumdaki parçalar ise genellikle dekor amaçlı, duvar süsü olarak kullanılıyor” diyen Arslan, işin püf noktasını anlattı.
Kimler Antika Halı Alıyor?
Müşteri kitlesinin çoğunlukla yurtdışında yaşayan, bu işi bilen
kişilerden oluştuğunu belirten Arslan, en çok Amerika’ya satış
yaptığını, İngiltere ve Fransa’dan da talep gördüğünü ifade
etti.
“Bizim milletimiz hariç herkes antikaya sahip çıkıyor” diyen
Arslan, Türk toplumunun örf ve adetlerini yaşatmada zayıf kaldığını
düşünüyor.
Orta Asya’dan Gelen İzler
Antika halıların desenlerinde köklerin izlerini görmenin mümkün olduğunu dile getiren Arslan, “Halılarımızda Orta Asya’dan gelen desenler var. Bir keresinde Göğüs Hastanesi’ne giderken bir balkonda asılı duran 200 yıllık kilim almıştım” diyerek ilginç bir anısını paylaştı.
Nasıl Korunmalı?
Antika halıların bakımına da dikkat çeken Arslan, “İşinin ehli kişilerin yıkaması ve kullanması lazım. Elektrik süpürgesiyle el dokuması halılar temizlenmemeli” diyerek önemli bir uyarıda bulundu.
Talep Neden Azalıyor?
Antika halıya olan ilginin her geçen gün azaldığını söyleyen
Arslan, çözümü ise şu sözlerle dile getirdi:
“Talebin artması için dokuma kültürünün yeniden canlanması
gerekiyor. Yeni nesil renkler ve ölçülerde üretim yapılmazsa bu
değerler kaybolmaya mahkûm.”