Balıkesir Merhaba Gazetesi

ARAŞTIRMACI OLMADAN

ARAŞTIRMACI OLMADAN
Sabahattin Sadioglu
Sabahattin Sadioglu( [email protected] )
1
11 Mayıs 2019 - 6:08

Yazımın 4.bölümüne ( daha önce 1. ve 2. kavramlara değinilmişti ) 3. kavram ile devam edelim;      1- Hayalci olmadan, 2–Planlı olmadan, 3-ARAŞTIRMACI OLMADAN, 4- Usta olmadan,  5- Etik olmadan, 6- Faydalı olmadan, 7- Farklı olmadan, 8- Güler yüzlü olmadan, 9- Marka olmadan, başarılı olamayız. Hayatımız da ve işimizde mutlu olamayız!   O halde zamanı nakde ve mutluluğa çevirelim.

3- ARAŞTIRMACI OLMAK! 

Bütün canlılar ( bitki, hayvan ve insan ) yaşama merhaba derken. Doğalarında öğrenme, merak ve tanıma isteği ile doğarlar. Çünkü gelişim, merak isteği, çekingenlik, yarı korku yarı gizemle başlar. Deneyimler kazanılınca da planlı, programlı olma becerisi oluşur. Sonunda araştırmacı kimliğe kavuşulur. Hayat boyunca her canlı, araştırmacı yönüyle az ya da çok başarıyı yakalar ve hayatta kalır. Ancak bu süreç uzun ve engebeli yol gibidir, arızalar çoktur.

            RİVAYET O Kİ; Bir elmanın içinde ki 2 kurtçuk, besin deposunda karınlarını doyuruyorlarmış. Elmanın kabuğuna yaklaşıldıkça parıltı artmaya başlamış. Meraklı olan yavru kurtçuk acele ile parıltıya doğru yemeye çalışıyormuş. Anne kurtçuk ise                        ‘’ acele etme büyüyeceksin, öğreneceksin daha çok yemen lazım ‘’ diye uyarır ve engellermiş. Nasıl olduysa meraklı yavru kurtçuk, kaş göz arasında elmanın kabuğunu yemiş delmiş dışarı çıkmış. Görmüş olduğu parlaklık ve manzara karşısında, hayretlere düşmüş dona kalmış. Onu fark eden anne kurtçuk telaşla koşarak,’’ çabuk içeri gir, dışarda avcılar var seni yerler ‘’ demeye kalmadan kuşun biri, yavru kurtçuğu afiyetle midesine indirmiş.

 ARAŞTIRMA! Merak ve gelişim isteğinin oluşmasıyla, bilgi birikimi, yöntemler, ölçüm tartım kriterleri ve benzeri yayınlar, yapılmış olan eserler de dikkate alınarak yapılan özverili çalışmaya ARAŞTIRMA, yapana da ARAŞTIRMACI denir. Objektif yapılamaz ise, yarar yerine zarar getirir. İsteği köreltir, küstürür, hayatı karartır ve işleri zorlaştırır.

Hayatımızda bir şeyler almak veya yapmak istediğimizde, çoğunlukla çevremize bakar, kopya çekeriz. Eş, dostun aldıklarından almayı, yaptıklarından yapmayı, ya da yayınlarda görsellerde bize hitap eden, ruhumuzu okşayan fikirleri eşyaları alırız. Ya da bize telkin edilenlerin etkisinde kalarak karar veririz. Bu çerçevede yaşamınızı sorgular iseniz,  bu yöntemlerin bazılarını kullanıldığınızı anımsanacaksınız. O zaman sizin planlayıcı ve araştırmacı yeteneğinizi kullanmadığınız. Kolaycılığı seçtiğiniz ortaya çıkacaktır.  Çoğunlukla taklitçiliğin, sonradan ihtiyaçlara, zevklere yetmediği ve mutsuz ettiği de tespit edilen bilimsel bir gerçektir.

 Kısacası hayatımızı ve işimizi, etki altında kalmadan araştırarak kendimiz planlayalım.  

BÖLÜM KISSASI

Libya’da inşaat firmasında görevliyken.7 şantiyenin muhasebe ve satın alma görevini yürüten, Hıdır adında bir arkadaşım vardı. İyi anlaşırdık ama işinde de vasattı. Fakat benimde 7 şantiyenin elektrik şefi ve yaşça yakın olmam nedeniyle, öğrenme çabasıyla, şantiyelerin işleri ve malzemeleri ile ilgili soruları beni bunaltırdı. Müsait olduğumda şantiyeleri gezdirmemi de isterdi. Zamanla lojmanda ve idari binada karşılaşmamak için özen göstermeye başlamıştım. Ama her konuda desteğimi de esirgemezdim.

Çükü aynı takım oyuncusuyduk ve iş ahlakı da dayanışmayı gerektirmekteydi.

Bir süre sonra şantiyelerinin malzemelerinin zamanın da sorunsuz temin edildiği, personele ve 3’cü şahıslara ödemelerin aksatmadan düzenli yapıldığı. İş avansı taleplerimizin anında karşılandığı, dikkat çekmeye başlamıştı. Bu durum Hıdır’ın başarısıydı. Bende arkadaşımı takdir eder, gurur duyardım. Açık söylemek gerekirse de özenirdim. Bu durum yönetim içinde de takdir edildi. Beklenen gibi de,  Yıllık maaş artışlarında aslan payı Hıdır’ın oldu.

İzin günümüzde, Hıdır’a başarısını takdirle kutladığımı söyledikten sonra ‘’  yoğun işlerine rağmen, nasıl başarılı oluyorsun? ‘’ diye sordum. Gülerek, yüzüme dalgacı bir ifadeyle baktı, baktı ‘’tabi ki anlatırım ama benden kaçmayacaksan ‘’ diyerek, ayıbımı yüzüme vurdu. Ne yalan söyleyeyim gerçekten utanmış, kızarmıştım. Sonra şunları aktardı;

‘’ Ben büro işlerinden anlayan, ama teknik konularda zayıf olan bir çalışanım. Önceleri, işlerde çok hata yapıyor. Malzemeleri zamanın da yetiştiremiyor, acil nakit taleplerini sağlayamıyordum. Kısacası her türlü talebi, yetersizliğimden dolayı, eksi ya da geç yapıyordum. Bu durum beni üzüyordu

Acilen geleceğim adına, başarılı bir plan için. Gerekli etkenleri araştırma ve belirleme kararı aldım. Şöyle ki;

  • Öncelikle yapmam gerekenleri hayalimde canlandırmayla başladım,
  • Temel olan inşaat bilgimin eksikliğini kabullendim, inşaat bilgi mi geliştirmeye çalıştım,
  • Şantiyeleri gezerek durumlarını ve işin imalat akışını ve ihtiyaçları öğrenmeye çalıştım,
  • 7 Şantiyenin ihtiyaçlarını öncelik sırasına göre planlamaya çalıştım,
  • Şantiye şeflerinin, olası proje dışı talepleri için ayrı bir bütçe fonu oluşturmaya çalıştım,
  • Şantiye personel, avans ve izin talepleri ile ilgili, sürekli iletişimde, hazırlıklı olmaya çalıştım,
  • Merkezi yönetim birimleri ile sık görüşerek. Malzeme, nakit akışını hızlandırmaya çalıştım,
  • Sistemin takibi için tablolar geliştirdim, güncellemek için şantiye ziyaretlerin de bulundum,
  • İlişkilerde daha esnek, danışan, hoş görülü ve şeffaf yönetici olmaya çalıştım ‘’ …..dedi.

Gururla başarı öyküsünü anlatır iken. Gözlerindeki pırıltı size ‘’ haydi yapmamız gerekenler var, ne duruyorsunuz ‘‘ der gibi heyecan veriyordu. Doğal olarak başarılı kişi sizin arkadaşınız, gurur duyuyorsunuz. Tekrar söze başladı, sakinleşmiş olarak. ‘’Ben çok şanslıyım çünkü bu şirkette konusunda uzman, başarılı, deneyimli ve de büyük projelerde bulunmuş ekiplerle çalışma fırsatı yakaladım. Bilginin önemini, paylaşmanın büyük bir erdem olduğunu sizlerin sayesinde öğrendim. Hakkımı da vermek gerekirse,  bu başarıda, iyi araştırmacı ve planlamacı olmamın da etkisi büyük olmuştur. Tabi ki birlikte başardık’’….. Demekle yetindi.

SONUÇ OLARAK; Fabrikalarda, Kobilerde hatta resmi kurumlarda. Mesleki tecrübelerin aktarılması, işyeri mesleki eğitimlerin verilmesi, ne hikmetse yok denecek kadar azdır. Yeni alınan personelin, görev öncesi eğitime tabi tutulması zorunlu olmalı. Bu ön eğitimde mesleki seviye tespiti edilmeli. Eğitim ona göre verilmelidir. Ayrıca işyerinin kuralları, kültürü bu süreçte aktarılmalı, uyum zorluğu giderilmelidir. Gözlemde, araştırmacı yeteneği olanlara fırsatlar sunulup, teşvik edilerek. İşyerinin gelişimi için mesleki yeniliklere ulaşılması sağlanmalıdır. İşyeri mesleki eğitimleri, periyodik olarak devam ettirilmelidir.  Ne yazık ki hala, teknoloji çağında dijital ortamda, gelişimi takip edemeyen Kobiler bulunmaktadır.

Şunu iyi bilmeliyiz; Hayalleri ve hedefleri olmayanların hayatları, fırtınalı denizde kaybolan tekneler gibi savrulmayla geçer. Sonu da sürüklenmek ya da bilinmeyende kaybolmaktır.

Unutmayalım ki; geri alınamayan tek değer sadece ZAMANDIR! ( 4. Bölüm )

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.