Balıkesir Merhaba Gazetesi

ASKIDA KİTAP, ASKIDA KAHVE, ASKIDA EKMEK, ASKIDA ÇORBA

ASKIDA KİTAP, ASKIDA KAHVE, ASKIDA EKMEK, ASKIDA ÇORBA
Elif Yavaş( elifyavas@gazetemerhaba.com )
03 Temmuz 2019 - 7:46

 “Askıda ekmek”, “askıda kahve”, “askıda çorba” yahut “askıda kitap” gönüllüsü olarak hiç hayattayken birini mutlu ettiniz mi? Yoksa bu güzel insanlık projesini ilk kez mi duyuyorsunuz? Kulağa hoş gelen bu güzel insanlık duyarlılığını Bursa’daki Uludağ Üniversitesi öğrencilik yıllarımda tanımıştım. Tabii kahvemi şık ortamlara gidip de pahalı, havalı, markalı içecek siparişiyle değil de öğrenci evime oturmaya ve ders çalışmaya gelen öğrenci arkadaşlarıma Türk kahvesi pişirerek ikram etmiştim. Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı olur hani, eşyalı öğrenci evlerindeki o dört-beş odalı büyükşehir binalarında birkaç kız arkadaş aynı evi paylaşınca her yıl mutfağımızda da rengârenk fincan takımlarımız olurdu. Kahvenin yanında minicik bir şekerleme, bisküvi, yarım dilim meyve dahi olsa kahve sohbeti eşliğinde ne güzel misafir ağırlardık. Bir de askıda ekmek olayı var elbet. Özellikle büyükşehirlerdeki hayırsever vatandaşlarımızın her ekmek bağışı yapışında kendilerini ödüllendirmesi gibi bir huzur verir sıcacık ekmek. Hele ki kitap değişimi, kitap bağışı özellikle benim gibi kitapseverler arasında pek popülerdir.

 

 

Günün birinde büyük halka simitleri, yumurtalı pidesi, nohut ekmek ve ev ekmeğiyle ünlü bir mahalle fırınına: “Askıda ekmek var mı?” demiştim. Meraktan sormuştum, kasten. Adam: “Var ama günde bir ya da iki tane oluyor, fırın camekânına koyuyoruz yahut poşete asıyoruz. Sonra da onu ihtiyaç sahibinin birine veriyoruz. Öyle herkese vermiyoruz….” dedi. Ben de: “İyi o hâlde, listenize beni de kaydedin. İhtiyacı olan birine bir ekmek hayrı da benden olsun.” deyip satın almıştım. Hayır ve gönüllülük işi olunca tabii ki o listeye diğerleri gibi adımı soyadımı yazdırmadım, sadece ekmek sayısı için fazla para ödeyince askıda ekmek sayısını not aldırdım. Hem kendime iki ekmek alıp hem de görmediğim bir insana ekmek hediye etmiştim. 2016 yılı öğretmenlik stajı dönemimde küçük ekmek 50 Kuruşken, taş fırın ekmeği 75 Kuruştu. Sonra uzun bir süre ekmek 1 TL (Türk Lirası) oldu. 300 gramdan 200 grama düştü, fiyatı aynı kaldı yahut tam buğday ekmeğinden yulaflı ekmekle karışık ekmek olup yine müşteriyi doyurdu. 2019 yılına girince de 1.25 TL oldu soframızdaki baş tacı ekmeğimiz. Poşet 25 Kuruş olunca; bu haber ekonomide, süt ve et fiyatında, otobüs ücretinde, ekmekte de kendini gösterdi. Hani dönüp bakmadığımız o poşetler, bez çantalar marketlerde ve alışveriş mağazalarında alışveriş yapınca fişiyle beraber alınca nasıl da ücretli oldu. Her şeyin değerini bilmeli, yokluk anını hesaplamalı, bir dilim ekmeğin kıymeti bilebilmeli insan.

 

Komşu ülkemiz Suriye 2010 yılından bu yana huzursuzluk ve iç savaş dalgalarıyla on yıla yakın süredir savaşı, bombaları yaşayarak hisseti. Bir dilim ekmekle bir tas suyun önemini bir de onlara sorun. Esnafa bu yüzden bazı konularda hak vermişimdir. Balıkesir’de olduğum bir gün fırıncının biri iyi giyimli bir Suriyeli küçük kıza askıda ekmek vermemişti. Esnaf kadın sonra bana açıkladı onun ihtiyacı olmadığını ve bazı mültecileri yakından tanıdığını. “Demek ki devletimiz Türkiye’mizde barınan savaş mağdurlarına yeterli maaş veriyor.” diye yorumladım o anda. Ben de kendime güzel hedefler koydum 2019 yılında. Yeni yılda neler yapmamız gerektiğinden, iyilikten, başarıdan, geleceğe dair hayallerden bahsedilir hep. 2019 yılı Ocak ve Şubat ayında askıda ekmek projesi için düzenli aralıklarla gönüllü olmak istedim. Her ay için bir tane fazladan ekmek parası ödeyip listeye fazla ekmek sayısı kondurdum tebessümle.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.