Balıkesir Merhaba Gazetesi

ATATÜRK’ÜN DEVLET YÖNETİMİ

ATATÜRK’ÜN DEVLET YÖNETİMİ
İdris Yavuz
İdris Yavuz( idrisyavuz@gazetemerhaba.com )
9
11 Ocak 2020 - 7:22

Dünya liderleri arasında askeri yönetimle siyasi gücü birlikte yürütülebilen çok az insan vardır, bunların başında ise Atatürk gelmektedir.

Atatürk devlet yönetimini masa başında değil, halkın arasına girip onların sorunlarını bizzat çözmeyi tercih ederdi. Bu konuda zaman zaman eğlence yerlerine, resmi dairelere ani baskınlar yapardı. Bu nedenle birçok yönetici, memur gafil avlanırdı.

Atatürk, 1931 yılı bir sabah erken kalktı, özel treninin hazırlanmasını istedi. Görevlilerin telaşla hazırladıkları tren hareket etti. Kayseri istasyonuna geldiklerinde büyük bir kalabalık onları coşkuyla karşıladı. Birden topluluğun arasında çoban kılıklı bir adam Atatürk’ün vagonuna doğru hücum etti ve olanca gücüyle “Bırakın ben Paşamla görüşmek istiyorum” diye haykırıyordu. Atatürk’ün korumaları adamı trene yaklaştırmıyordu. Olayları pencerenden izleyen Paşa korumalara işaret etti. Bu kişinin huzura getirilmesini istedi. Az sonra Kayserili vatandaş nefes nefese, kalbi duracak gibi heyecanlandı. Çünkü O şimdi Ata’nın yanındaydı. Biraz sakinleşti ve;

—Paşam saygısızlığımı bağışlayın, eğer mecbur olmasaydım sizi rahatsız etmezdim. Benim burada 500 adet koyunum var. Bunları ihtiyacımdan dolayı satmak için Ankara’ya götürecektim. Baytardan izin istedim. “Kayseri’de mal hastalığı vardır” gerekçesiyle izin vermedi. Hâlbuki kendileri de çok iyi bilirler ki, benim sürümde hastalık yoktur. Vali paşaya başvurdum olmadı. Çaresiz kaldım. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Ebetteki Kayseri’nin her yerinde hastalık yoktu. Batıdan izin verilmezse Doğudan çıkayım dedim olmadı. Şimdi ortada kala kaldım Paşam!” dedi.
Atatürk, Kayserili vatandaşı dikkatle dinledi Trenin gitmesini bir müddet engelledi. Vali ve baytarı huzura çağırdı. Onlar gelince Paşa;
-“Bu arkadaşın sürüsünü il dışına neden göndermediniz?” dedi. Baytarın kalbi küt küt vuruyordu. Titrek bir sesle;
—Efendim bölgemizde hayvan hastalığı vardır” diyebildi. Paşa bu sefer Valiye döndü;
-“Peki, siz ne dersiniz Vali Bey?” dedi.
-“Paşam! Hekim haklı” demesi üzerine, Atatürk sinirlendi ve;
-“Demek bu vatandaş hayvanlarıyla rezil olsun, siz de seyirci kalın. Peki siz ne işe yararsınız? Sizin göreviniz devlet adına çözüm üretmek değil midir? Bakınız, şu köylü vatandaş kadar olamadınız. Onun doğuya batıya aklı eriyor da, sizin aklınız neden basmıyor, be mübarek adam” dedi.
O anda vali ve batar suçluluk duygusuyla önlerine bakıyorlardı. Paşa sürü sahibine döndü ve;
—Baba! Sen şimdi sürünü topla, hem de şehrin tam ortasından sür ve sonra Ankara’nın yolunu tut. Eğer sana engel olmak isterlerse, hiç çekinmeden bana telgraf çek. Ben senin olduğun yere gelirim” dedi.
Bunun üzerine sürü sahibi Ata’ya teşekkür etti ve huzurdan ayrıldı. Atatürk, Vali’ye;
-“ Nedir bu hal! Vali Bey? Siz vatandaşın sorunlarını çözmek için varsınız” dedi.
-“Paşam hata ettim, konuyu incelemem gerekirdi” deyince Atatürk;
-“Eh, ne ala memleket! Ülkenin serveti heder olacak, halk sıkıntı çekecek, siz de keyfinize göre hareket edeceksiniz” diye uyarıda bulundu.

İşte Türk Milleti’nin geleneğinde “Devlet baba” denilince akan sular durur. Devlet yönetiminde “Halka hizmet’in, Hakka hizmet” anlayışı vardır. Yönetici, yönettiği toplumun acısıyla, sevinciyle, huzuru ve mutluluğu ile aynı duyguları yaşamak ve çözüm bulmak durumundadır.

Fazla söze gerek yoktur. Bu konuda örnek alınacak devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk ve onun başarılarla dolu devlet yönetimi gelecek nesillere örnek olmalıdır.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.