Balıkesir Merhaba Gazetesi

Balıkesir’de Büyük Buluş: Hastalığa Direnç Gösteren Gen Mutasyonu

Balıkesir’de Büyük Buluş: Hastalığa Direnç Gösteren Gen Mutasyonu
27 Nisan 2021 - 17:53

Balıkesir’de Büyük Buluş: Hastalığa Direnç Gösteren Gen Mutasyonu

 

Balıkesir Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü büyük bir buluşa imza attı. Enstitü, hayvanlarda ölümlere neden olan paratüberküloz hastalığına karşı direnç gösteren gen mutasyonu keşfetti.

 

Balıkesir’in Bandırma ilçesinde 78 yıldır faaliyet gösteren Enstitü, aynı zamanda yetiştiricilerin damızlık ihtiyacını karşılıyor. 6 bin küçükbaş ve 450 büyükbaş hayvanın bulunduğu tesiste, genetik araştırma ise 2016’da başladı. Enstitü Müdürü Erdinç Veske öncülüğünde, Biyoteknoloji Merkezinde Doç. Dr. Yalçın Yaman ve ekibi yürüttükleri çalışma sonucunda önemli bulgular elde etti. Ekip, ayrıca gerekli inceleme ve testleri gerçekleştirdi. Ardından, TLR2 geninin 650. aminoasit pozisyonunu taşıyan küçükbaş hayvanların, bu mutasyonun bulunmadığı hayvanlara göre paratüberküloza karşı 6,6 kat fazla genetik direnç gösterdiğini belirledi. Ayrıca, Nature dergi grubundan Scientific Reports’ta araştırmanın sonuçlarına yer verdi.

“Yapmamız Gereken, Bu Gene Sahip Hayvanları Tespit Edip Damızlıkta Kullanımına Öncelik Vermek”

Amaç, Bandırma’daki tesiste hedef dirençli gen mutasyonunu taşıyan hayvanların üremesinin yaygınlaştırmak. Özellikle de hem enstitüdeki hayvanların, hem de yetiştiricilere verilen damızlıkların, paratüberküloza yakalanma riskini önlemek. Enstitü Müdürü Veske, AA muhabirine, paratüberkülozun çiftlik hayvanlarında bakteriyel bir hastalık olduğunu, sığır, keçi ve koyun ırklarında yaygınlık gösterdiğini söyledi. Veske, “Yapmamız gereken, bu gene sahip hayvanları tespit edip damızlıkta kullanımına öncelik vermek. Bundan sonraki hedefimiz bu. Elimizdeki ırklarda hastalığa karşı dirençli yetiştiricilik olanaklarını değerlendireceğiz ve bu hayvanların yıllar bazında çoğalmasını sağlayacağız.” dedi.

 

– Hayvanlardan İnsan da Bulaşıyor…

 

Doç. Dr. Yalçın Yaman da başkanlığını yürüttüğü enstitünün Islah ve Genetik Bölümü bünyesinde, hayvanlarda büyüme ve gelişme özelliği, yapağı ve et verimi ıslahla ilgili çalışmalar yaptıklarını dile getirdi. Yaman ayrıca, Paratüberkülozun hayvanlardan insanlara bulaşabildiğine işaret etti. Yaman, “İnsanlara hayvanların dışkıları ve sütleriyle bulaşıyor. Hasta hayvanların dışkıları ortamı kirlettiğinde bulaşa sebep oluyor. Sütleri ise, pastörize edilmesine rağmen, bakterinin canlı kaldığı hallerde bulaş sebebi oluyor. Süt çok iyi kaynatılırsa ölüyor. Hatta, yapılan bazı çalışmalarda bebek mamalarında bile canlı paratüberküloz etkenine rastlanmıştır.” şeklinde konuştu.

Yaman, paratüberkülozun insanlarda kronik bağırsak enfeksiyonuna ve çeşitli otoimmün hastalıklara neden olabildiğine dikkati çekti. Yaman Ayrıca, Paratüberkülozla ilgili yaptıkları araştırmanın detaylarını da aktardı.

Doç. Dr. Yalçın Yaman detaylar ile ilgili olarak şunları kaydetti;

“Hastalığın tedavisi yok diyebiliriz. Aşılama imkânı bazı ülkelerde mevcut ama koruyuculuğu şüpheli görülüyor. Dolayısıyla hem tedavisi hem de korunması noktasında bu hastalıkla ilgili bir çıkmaz var. Tespit ettiğimiz mutasyonu taşıyan hayvanlar ise taşımayanlara göre hastalığa karşı çok çok daha dirençli. Bunun sonuçlarını yayımladık. Bir sonraki aşamada ise artık hayvanlarda damızlık seçme kriterlerimizde TLR2 genindeki mutasyonu taşıyıp taşımadığına da bakacağız. Bu mutasyonu taşıyan hayvanlara üreme imkanı verirsek, sonraki nesillerde kendiliğinden paratüberküloz hastalığına karşı genetik direnç yükselmiş olacak.”

 

Yerli ırklarda mutasyon daha yoğun görülüyor

 

Paratüberkülozla ilgili ıslah çalışmasıyla üreticilerin hayvanlarında olumlu sonuçlar oluşacağına değinen Yaman, veteriner hekimlerin sahada klinik olarak küçükbaşlarda bu hastalığı tespit etmesinin çok zor olduğunu anlattı. Doç. Dr. Yaman, paratüberküloza yakalanan hayvanların 6 ay ila 1 yıl içinde öldüğünü ifade ederek, hastalığın ölüm aralığının uzun zamana yayılması nedeniyle üreticiye verdiği zararın gözden kaçtığını belirtti. TLR2 geninin bütün hayvanlarda bulunduğu ancak mutasyonun hepsinde görülmediğini bildiren Yaman, “Genin iki şekli var, bir normal hali bir de mutant hali. Normal halini taşıyanlar hastalığa karşı duyarlı, mutant halini taşıyanlar hastalığa karşı dirençli.” ifadelerini kullandı.

Yaman, Mutasyonun Belirli Irklarda Daha Yoğun, Bazılarında Daha Seyrek Olduğunu Vurguladı

Merinos ve ramlıç gibi geliştirilmiş ırklarda paratüberküloza direnç sağlayan mutasyonun çok nadir, yerli ırklarda çok daha yoğun olduğunu gördüklerini anlatan Yaman, “Bunu hastalık test sonuçlarından da kolayca görebiliyoruz. Bu hastalıkları eliza testiyle teşhis ediyoruz. Yaptığımız eliza testlerinde paratüberküloz hastalığı merinos ırkında daha yüksekken, örneğin kıvırcık ve Gökçeada’da yüzde 3-4’lerde. Dolayısıyla hastalık ırk bazında farklılık gösterebiliyor.” diye konuştu.

 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.