Balıkesir Merhaba Gazetesi

BALIKESİR’DE SOHBETLİ SAHURLAR

BALIKESİR’DE SOHBETLİ SAHURLAR
Serap Tetik Acar
Serap Tetik Acar( [email protected] )
100
07 Mayıs 2019 - 10:38

Ramazan ayının gelenek ve eğlenceleri arasında geçmişten günümüze gelebilen sosyal içerikli eğlenceler yine akşamların birer ışığı olup aydınlatıyor. Bu gelenekler ve eğlenceler; iyiliğin, yardımseverliğin ve hoşgörünün ayı olan Ramazan’ın anlamını bize yeniden hatırlatıyor.

Örneğin Karagöz Ve Hacivat. Ramazan deyince akla gelen ilk eğlencelerden biri şüphesiz Karagöz ve Hacivat. Kaba görüntüsü altında ince bir zeka barındıran Karagöz ve karşısında bilgili, okumuş, kibar tavırlarıyla ona arkadaşlık eden Hacivat Osmanlı’da da Ramazan eğlencelerinin en önemli kahramanlarıydı. Zaman zaman hikâyelere Beberuhi, Tuzsuz Deli Bekir, Bekçi gibi karakterler girer bu ikilinin maceralarına renk katardı. O zamanın televizyonsuz, telefonsuz çocukları için en güzel eğlenceydi Karagöz ve Hacivat. Bugünde özellikle kırsaldaki çocukların heyecanı karagöz ve Hacivat. Bir de Çocuklar tekne orucu adı altında oruca alıştırılmaya başlanır. Ramazan’da ilk defa oruç tutmaya başlayan çocuklar büyükler tarafından hediyelere boğulur böylece oruç tutmaya teşvik edilirdi. Tüm gün oruç tutamayacak yaştaki çocuklar için oruç ögle vaktinde açtırılırdı ve buna ‘Tekne Orucu’ adı verilirdi. Günümüze uzanan tekne orucunu heyecan içinde tutan hala minik çocukların o heyecanını duyabilmek ve görmek mümkün.

Çok daha geçmişe dönüp hatırlatmak istediğim birkaç gelenek daha var. Direklerarası Eğlenceleri. Balıkesir’de meydanlar arası eğlenceleri demek mümkün buna. Ramazan eskiden dini olduğu kadar sosyal bir aktivite olarak öne çıkardı. Bu dönemde halk sahura kadar sokaklarda olur, muhabbet, sohbet, birliktelik, paylaşım sabahın erken saatlerine kadar sürerdi. Şehirler adeta bir şenlik yerine dönerdi. Günümüzde Balıkesir’de sahura kadar oturulan meydanlar Zağnospaşa meydanı ve civarındaki çay işletmelerinin olduğu bölümler. Bugün her Ramazan ayında sahura kadar insanları Balıkesir’de sohbette bulabilirsiniz.

Ramazan’ın özü paylaşmak, fakir ve zengin arasındaki firkin kalması ve yardımlaşmak. Osmanlı dönemindeki Diş Kirası geleneği bunun en güzel örneklerinden biri. Zenginlerin yaşadıkları köşk ve konakların kapıları herkese açılır ve isteyen herkes bu evlere çat kapı girip yemeğini yiyebilirdi. Kendilerine her türlü hizmet verilen halka bu evlerin sahipleri tarafından gümüş tabaklar, kehribar tesbihler ve gümüş takılar gibi hediyeler verilirdi. Ev sahipleri gelen misafirlerine bu sevaba neden oldukları için bu hediyeleri büyük bir mutlulukla sunardı. Birde Zimem Defteri uygulaması olurdu. Ramazan’ın en güzel geleneklerinden biriydi. Yine yardımlaşmanın önemine vurgu yapan bu uygulamada zengin kişiler esnafların dükkanlarına uğrar ve veresiye defterlerine bakıp, bu defterde borcu olan durumu iyi olmayan kişilerden birinin borcunu rastgele seçip silerdi. Böylece ne borcu silen ne de borcu silinen bu iyiliğin kime ve kim tarafından yapıldığını bilmezdi. İyilik duyurulmadan yapılan bir şeydi. İyilik güzeldi, mutlu ederdi, yerini bulur sıkıntıları dindirirdi. İyiliği yaşatan farklı uygulamalar bugünde elbette var. Ancak eskiye farklı bir özlem bugünlerde ve gelecekte sanırım ki hep duyulacak. Değerlerimizin yitirilmeye başladığı hissi hep geçmişi hatırlatacak. En güzel Ramazan ayı yine hepimizin olsun diyor iyiliğin peşinizi bırakmamasını temenni ediyorum.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.