Balıkesir Merhaba Gazetesi

BEŞ BÜYÜK GÜÇ

BEŞ BÜYÜK GÜÇ
10 Ekim 2014 - 0:07

Genel

05

 

Yazının başlığına bakarak, yer küredeki beş büyük devletten bahsedileceği kanısı uyanmış olabilir. Hayır, bu yazımla toplumlara şekil veren, toplumları iyi veya kötü durumlara düşüren ve her toplum için geçerli olan oluşumlardan bahsedeceğim. Bu anlatımla YENİ TÜRKİYENİN tanımlamasını yapmağa çalışacağım.
Soy kırımların yaşandığı, darbelerle insanların asıldığı, Arap baharı, Afgan baharı, Afrika baharı adı altında, kitlelerin ve liderlerin katledildiği bir çağ yaşıyoruz. Hakkın söylenemediği, haklının iş başına gelemediği, edepsizlik ve terbiyesizliğin tavan yaptığı, kimyasal silahlarla katledilen, ya da sakat bırakılan canlı figanlarının arşı alayı inlettiği, zalimin ve zulmün yer küredeki çığırtanlığıyla, toplumları susturmanın geçerliliğini koruduğu bir çağ yaşıyoruz. Güçlünün haklı olduğu, hakların, rızıkların, ırzların, toprakların toplumların elinden zorla alındığı bir tarihten geçiyoruz. Böyle ortamlarda hakkı savunmak, doğruları göstermek, insani duyguları yaşatmaya çalışmak, mazlumların elinden tutmak çok zordur. Bu günkü iktidar ve bizim gibi düşünenler bu ZORA talip olduk. Zor ve büyük işler, risk ister. Cesaret ister. Kararlılık ister. Yıllardan beri VAHŞİ KAPİTALST sistemin ve SİYONİZMİN bıraktığı tahribatlar elbette kısa zamanda silinip, arzulanan insani ortam hemen getirilemez, amma başlanmıştır, bitireceğiz inşallah. Elbette ki saldırılara uğrayacağız. Zulümle elde edilip, küflü veya kanlı gıdalarla beslenen ZALİMLER, kanlarının emrettiğini yapacaklar. Bulundukları saltanatı korumak, bindikleri tahterevalliyi döndürerek iktidar olmak için, elbette SEFERBERLİK ilan edip, koalisyonlar kurarak saldıracaklar. Yeni fikirler üretip, YENİ TÜRKİYE yolunda koşanlara elbette ki yağlı kara sürülüp, iftira yağmuruna tutulacak. Avangalist zihniyetin, içerdeki YAMALIKLARI, elbette fevri Figan edecek. Fakat saldırganlara teslim olacak bir devlet, diz çökecek bir millet yok artık. Devleti ve milleti ile el ele veren, YENİ BİR TÜRKİYE var. Zalimlerin tepesinden “DÜNYA BÜYÜKTÜR BEŞTEN” diye haykıran bir Türkiye sesi var. Küresel güçler yer küreyi yeniden yapılandırırken, “bende kendi yolumu ve kendi yerimi kendim bulurum” diyen bir TÜRKİYE kütlesi, yerküredeki egemenlerin, egemenliğini sarsıyor.
Hak-hukuk yokluğunda, edep hayâ ahlak kıtlığında, vurma kırma yakma kapma çalma çokluğunda, insani duygular söylenemez. Söylenirse saldırı çok olur. Saldırganlar bulundukları ortamı korumak ister ve birden bire ak babalar gibi türeyerek, söyleyenin başına üşüşürler. Bütün riskleri göze alarak, hakaretleri öze alarak, iftiraları söze alarak, küfürleri tuza banarak yazmaya ve söylemeğe devam edeceğiz. Beş büyük güç demiştik. Bu güçlerin olması toplumları olumlu, olmaması olumsuz etkileyen bu beş büyük gücü ele alalım.
Bir DİN gücü. Dini duyguların olması toplumlara olumlu yönde şekil verir. Olmaması kişi ve toplumu zalimleştirir, vahşileştirir. Dini konular hiç konuşulamazken, Hatta Allah deyip besmele çekenleri gericilikle itham edilirken, çok şükür ki meclis kürsüsünden bile KUR-AN denmeye başlandı. Dini konularda devlet baskı yaparken, şimdi kur-an kurslarını halka köylerde devlet açmaya başladı. Dini kuralları toplum doya doya yaşıyor.
İki para gücü. Yıllardan beri İMF kapılarında para diye dilenirken, şimdi biz onlara borç veriyoruz. Paranın verdiği güçte devletimizin elinde, milletimizin cebinde.
Üç silah gücü. Yakın tarihe kadar, tankımızın, topumuzun, uçağımızın en küçük parçasını dahi dışarıdan alırken, şimdi kendi helikopterimizi, tankımızı, uçağımızı kendimiz yapıyoruz.
Dört yasa yani kanun gücü. Daha yakın zamana kadar, kanun veya tüzüklerimizi, DAOSTA yazıp yolluyorlar bizde meclisten geçirip kanun halinde uygulamaya koyuyorduk. Hatta mecliste milletimizin yaşayışına ters düşen bazı maddelerini değiştirecek olursak, “ hayır değiştiremezsiniz” diye talimat veriyorlardı. Çok şükür ki şimdi yasalar haricinde kendi ANAYASAMIZI da yapacak ortamı yakaladık.
Beş örf, adet, anane, gelenek, görenek, edep, adap gücü. Kapma, çalma, soyma, hortumlamayı gelenek haline getirip normal bir hayat tarzı şekline dönüştürmek istiyorlardı. Hatta “devlet malı deniz, yemeyen domuz” söylemini hayatın içine sokmak istiyorlardı. Büyük şehirlerin orta yerinde, her gün onlarca banka soyuluyor ve insanlar takır takır vuruluyordu. Şimdi devletin kararlılığı, milletin öze dönüşü, bürokrasinin disipline edilişi o kötü olayları yaratanların önünü kesti. Yok oldular. Kayboldular amma hala içimizdeler. Zaman zaman isyan, yakma yıkma ve gezici, ezici provaları yapıyorlar. Ağacı bahane edip isyan ediyorlar. Bakıyoruz ki, Taksimdeki ağacın kökü Hatay’dan, Van’dan, Sivas’tan çıkıyor. Devletin kararlılığı, o ruhu kirlilere göz baş açtırmıyor. Millet ve devlet olarak canlıyı sevme duygularını tekrar yakalama gayreti içindeyiz. İsyanın yerine sevgi ve saygıyı yaşatmak, töre ve geleneklerimizdeki edep duygusunu beslemek bir çığ gibi büyüyor.
Saydığımız bu güçlerin yokluğundaki perişan halimizi bırakarak, tekrar öze dönüşü yakalamaya çalışıyoruz. Çünkü bu güçlerin çoğu devletimizin ve milletimizin eline geçmiştir. Bu Saydığımız caydırıcı güçlerin devletimizin elinde olması, milletimizin olumlu gelişmesine sebep oluyor. Toplum hayatını uyumlu yönde etkileyen ve devlet-millet bütünleşmesini sağlayan bu oluşumların büyüyüp gelişmesi SİYONİST zihniyetlerin uykularını kaçırıyor. Bu oluşumlar beslenip büyüdükçe, daha onların çok uykularını kaçıracak ve yeni yeni oyunlar arayıp, şeytanların bile düşünemediği yeni planlar kuracaklardır amma çırpınışları nafile.
İşte YENİ TÜRKİYE budur. Kendi coğrafyamızda, kendi değerlerimizle, kendi güçlerimizle yaşamak budur. Öze dönüş budur. Kendine geliş budur. Afrika’nın bir ucundan, Çin settine kadar bütün mazlumlara kucak açan, insan olma duygularını besleyip büyüten, YENİ TÜRKİYEDEKİ, yeni anlayışlardır. Darbelere, teröre, soyguna, vurguna, destek olanların tükenişi budur. Şapka giymedi diye öz evlatlarını idam eden düşüncelerin yok oluşu budur. İhtilallarla başbakanını bile darağacında sallandıran oluşumların, yerin dibine girişi budur. Dersim isyanı diye, bir toplumu çoluk çocuk, kadın kız demeden katleden anlayışların tükenişi budur. Çıkar ve menfaat için canlıların acımasızca katledilmesinin sona yaklaşması budur. Bekleyin YENİ TÜRKİYEDE daha neler gelişip büyüyecek. Sabırla bekleyin.

Sait Soydan Yılmaz

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.