Balıkesir Merhaba Gazetesi

BİR DOKTORUMUZUN ÇIĞLIĞI -1-

BİR DOKTORUMUZUN ÇIĞLIĞI -1-
Dr. İbrahim Tutak( ibrahimtutak@gazetemerhaba.com )
07 Ağustos 2017 - 17:00

Karoshi Sendromu: Aşırı-yoğun-fazla çalışmaktan yani işten kaynaklanan ölüm anlamına gelen karoshi, ilk kez 1970’li yılların sonlarında Japonya’da tanımlandığı için literatürlere Japonca olarak geçmiştir. Karoshi, 4 hafta ya da daha uzun sürede, haftada ortalama 65 saat ve üzeri ya da 8 hafta ve daha uzun sürede, haftada 60 saat veya üzeri çalışma sonucu, aşırı iş yükü ile beraber, hipertansiyon (yüksek tansiyon), ateriosklerozis (damar sertleşmesi) gibi sağlık sorunlarının bir araya gelmesiyle oluşan miyokard enfarktüsü (kalp krizi) gibi akut kalp yetmezliği ve serebrovasküler (beyin-damar) hastalıkları sonucu ölüm ya da kalıcı çalışamama / kalıcı sakatlık durumu olarak tanımlanmaktadır. İlk karoshi vakası, 12 Aralık 1969 yılında Japonya’nın Osaka şehrinde, en büyük gazete şirketlerinden birisinin yükleme bölümünde çalışan 29 yaşındaki bir erkek işçinin felç sonucu ölümüyle raporlandırılmıştır. Ölümünden önce sağlıklı olmasına rağmen ayda 200- 250 saat çalışıp sadece ortalama 1.9 güne yakın izni olan bu işçinin çalışma koşullarına baktığımızda; düzensiz çalışma saatleri, yetersiz çalışan sayısı ile gazete baskılarını yetiştirme ve hatta dinlenme izni olmadan iki vardiya arka arkaya (yani 24 saat) çalışma şeklindedir.”

Tanıdık geldi mi?
Ben ve tüm sağlık çalışanları bu koşulda çalışmaktadır.
2011 yılı Mart ayından itibaren Xxxxx Devlet Hastanesinde Nöroşirürji uzmanı olarak görev yapmaktayım. 6 yılı geçen bu süre zarfında görevimin çoğu kısmını tek hekim olarak yaptım. Nöroşirürji uzmanlık bölümü özellikle acil travma hastaları açısından diğer bölümlerden farklılığı belirgin olan bir branştır. Bulunduğumuz bölge itibari ile de acil servis travma başvurularının önemli bir kısmı branşımla ilgili olmaktadır. Sadece geçtiğimiz Nisan ayında acil servis tarafından yönlendirilen ve tarafımdan karşılanan konsültasyon sayısı 140’ın üzerindedir. Ayrıca çevre ilçelerden özellikle branşım ile ilgili sevkler yine önemli bir yer işgal etmektedir.
Bir hekim olarak ve özellikle bir Nöroşirürji uzmanı olarak görevimi tam ve layığı ile yerine getirdiğimi ve bundan büyük bir gurur, mesleki tatmin ve manevi huzur duyduğumu söylemek zorundayım.
Ancak artık yoruldum….
7 gün 24 saat hastaneye bağımlı kalmak, eşimden, kızımdan ayrı kalmak bir noktaya kadar alıştığım, ancak hep içimde vicdan azabı olarak kalan, hastalarımıza yardım etmek duygusunun getirdiği hazla kısmen törpülenen duygularımdı.
Elimden geldiğince acil servise başvuran ve bana ihtiyaç duyan hastaları mağdur etmemeye çalıştım. Yeri geldi bir gün içinde 7-8 kez hastaneye gittim (ki hakkım olduğu halde ulaşım için herhangi bir araç talep etmedim), gece boyunca çalan telefonlara cevap verdim, izinde ya da raporlu olduğum günlerde bile acil servis hekimlerimizin telefonla olan sorularını cevaplandırdım, bilgisayar aracılığı ile radyolojik değerlendirmeler yaptım.Tek amacım, hem hekim arkadaşımı, hem de hastayı mağdur etmeden bir sonuca ulaşmayı sağlamaktı. Özellikle dış merkezlerden 112 aracılığı ile gelen sevklere yardımcı oldum, kabul edebileceğim vakaları asla reddetmedim, kendi kısıtlı imkanlarımı hep olumlu yönde ve hasta lehine kullanmaya çalıştım.
Öte yandan rutin poliklinik hizmetlerimi sürdürdüm, elektif ameliyatlarımı yaptım, zaten vicdanen hastayı mağdur etmeme ilkesine sonuna kadar sadık kalmaya çalıştım.

 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.