Balıkesir Merhaba Gazetesi

BİR DOKTORUMUZUN ÇIĞLIĞI -2-

BİR DOKTORUMUZUN ÇIĞLIĞI -2-
Dr. İbrahim Tutak( ibrahimtutak@gazetemerhaba.com )
14 Ağustos 2017 - 18:50

Son dönemde, mesleğimi yaparken özellikle Kamu Hastaneler Birliğinin sürekli özlük haklarımıza tacizde bulunması, keyifle yaptığımız mesleğimize giderek artan baskı uygulaması tolore edilebilir düzeyi çok aştı. Zaten tüm hekim arkadaşlarımla beraber, sadece manevi tatmin amacı ile yaptığımız, her türlü riski göze alarak elimizi tam anlamı ile taşın altına koyduğumuz, hekime şiddetin moda olduğu bu zamanlarda, 100-150 kişi ameliyathane kapısında beklerken hayat kurtarmaya çalıştığımız, hasta yakınlarının tacizinin had safhaya ulaştığı günümüzde, sığınacak tek limanımız Kamu Hastaneler Birliğinin sürekli bizim karşımızda durması, her girişimimizde, bizi suçlu durumda bırakmaya çalışması. “Kalite sistemi”, “organizasyon”, “denetim”, “hizmet içi eğitim”, “sistem değişikliği”,”MHRS” gibi, dışarıdan bakıldığında son derece masum, ancak hekim açısından uygulanabilirliği imkansız kurallar getirmesi, hekimlik mesleğinin layığı ile değil, sadece günü kurtarmak amacı ile yapılması, etik değerleri dışlayarak, bilim bazlı değil, görsel odaklı hekimlik yapmak zorunda bırakması kabul edilebilir düzeyi aştı.
Bir hekim olarak artık, ne poliklinikte yaptığım muayeneden, ne yaptığım ameliyattan, ne de verdiğim sağlık hizmetinden memnunum. Hekimlik öncelikle ruhen tatmin gerektiren bir meslektir ve son yıllarda severek yaptığım görevimde, ruhum hep açık, hep üşüyor. Çünkü yetişemiyorum.

Sürekli üzerimde “daha fazla, daha fazla, daha fazla” diyen bir baskı hissediyorum (ki yıllarca özel hastanelerde çalıştım, birçoğunda böyle bir baskı görmedim).
Son uygulamalar sonrası artık ayaklarım hastaneye giderken ruhum hastaneye gitmiyor. Ben ve birçok hekim arkadaşım, uluslararası çalışma saatlerinin çok çok üzerinde bir mesai ile çalışırken, verdikleri hizmet asla hata kabul etmezken, dünyada en değerli şey olan “insan hayatı” üzerinde karar verirken, aldığımız eğitimle, KHB uygulamaları arasında ciddi çelişki olması, ben ve hekim arkadaşlarımın hastayı kurtarmaya çalışırken bir yandan da KHB’nin yarattığı bürokrasi ve evrak oyunlarının üstesinden gelmeye çalışması artık hekimlik mesleğinin ülkemizde yapılabilirliğini sorgulanmaya başlanmasını gerektirmektedir.
Hekimlik mi yapacağız? Günü mü Kurtaracağız?
Kusura bakmayın, artık dayanamıyorum. Ben, gerçek hekimlik yapan diğer meslektaşlarım gibi, hastaların oyalanmasını kabul etmiyorum. Hastalarımın gerçek tedavilerinin SGK tarafından, tamamen maddi düşüncelerle ve anti-bilimsel yaklaşımla sınırlandırılan bir sistemden değil, gerçek anlamda her branşın yetkin derneklerinden alınan bilimsel veriler ışığında yapılmasını istiyorum. Göz göre göre, sadece SGK ödemesi yok diye, hastanın hayatını kaybetmesini ya da engelli kalmasını önleyecek tıbbi cihazların ya da malzemelerin kullanılmamasını kabul edemiyorum.
Kalite standartlarının, servislerden, yapılan ameliyat sayılarından, yatan hasta sayısından, hastane doluluğu oranından, beyin ölümü tespitinden, hasta odalardaki televizyonların hangi kanalları gösterdiğinden değil, öncelikle poliklinik ya da acil poliklinik karşılama ve muayene sürelerinden başlamasını istiyorum.
 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.