Balıkesir Merhaba Gazetesi

BİRGİVİ SEMPOZYUMUNUN ARDINDAN

BİRGİVİ SEMPOZYUMUNUN ARDINDAN
Fahri Sağlık( fahrisaglik@gazetemerhaba.com )
24 Ekim 2018 - 8:23

19-21 Ekim 2018 tarihlerinde Balıkesir İlahiyat Fakültesi öncülüğünde Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın katkıları ile “Balıkesirli Bir İslam Alimi:İmam Birgivî” sempozyumu gerçekleştirildi.

Doksan dokuz bildirinin sunulduğu sempozyumda akademisyenlerimizin sıkça atıflar yaptıkları eserlerin başında Birgivi’nin yazdığı “Vasiyetname” ile “ et-Tarikatü’l-Muhammediyye” isimli eserler biz dinleyicilerin dikkatlerini çekti. Bu yazımda sizlere kısaca bu iki eseri tanıtmaya çalışacağım.

VASİYETNAME

Birgivi’nin bu eseri “İlmihal” veya “Risale-i Birgivi” adlarıyla anılmaktaysa da içerisinde müellifin vasiyetleri olduğundan “ Vasiyetname” adıyla meşhur olmuştur. Türkçe kaleme alınan bu eser inanç, ibadet ve ahlaka dair bir ilmihal kitabı niteliğindedir. Osmanlı döneminde baskısı yapılan ilk dini kitap olma özelliğine sahiptir. Eserdeki vasiyetlerden bir demet sunuyorum sizlere.

“ Kardeşlerime, evlâdıma ve âhiret yolcularına vasiyetimdir ki, Allah teâlânın emrettiği şeyleri yapınız. Kazâya kalmış namazlarınızı kılınız, kalmış zekâtlarınızı veriniz. Oruçlarınızı tutunuz. Üzerinize farz oluyorsa hac yapınız. Her müslümanın öğrenmesi farz-ı ayn olan ilmihâl bilgilerini öğreniniz. Âlimlerin sohbetine devâm ediniz. Güvenilir ve sağlam âlimlerin fetvâsıyla amel ediniz. Herkesin fetvâsıyla amel etmemelidir. Allah teâlânın ismi anıldığı zaman “Teâlâ ve Tebâreke” veya “Azze ve Celle”, “Sübhânallah”, “Cellecelâlüh” diyerek tâzim ediniz. Resûlullah’ın ve diğer Peygamberlerin isimleri anıldığı zaman salevât getirmelidir…

Akrabâyı ziyâret etmel, anne ve babanın da haklarını gözetmeli, onlara karşı yüksek sesle konuşmamalı ve kızgın bakmamalı, günah olmayan emirlerini yapmalıdır. Komşuların haklarını da gözetmeli, kokulu bir yemek pişirince, bir miktarını komşulara vermelidir. Mümkün olduğu kadar komşuların ihtiyacını görmeli ve zarara uğrarlarsa yardım etmeli ve iyilik gelirse sevinmelidir. Diğer din kardeşlerini de sevmelidir. Kusurlarını mümkün mertebe affetmelidir.

Menfaat elde etmek için yağcılık yapmamalı, dünyalık ele geçirmek için dîni vermemeli… Çok gülmekten, faydasız konuşmaktan sakınmalıdır. Alış verişte dînin emirlerine uymalı ve cemâate devâm etmelidir. Bid’atlerden sakınmalı. Misvâk kullanmaya devâm etmeli…

Duâ ederken bütün müminlere duâ etmeli, anneyi, babayı ve iyilik gördüğü kimseleri de duâlarında anmalıdır. Yalvararak ve gizli duâ etmelidir. Yalnız iken Allah teâlâya yalvararak duâ etmeli, âcizliğini ve günahlarını düşünerek ağlamalıdır. Allahü teâlâdan istikâmet, af, âfiyet, rızâsını ve muvaffakiyet istemelidir. Îmânın gitmesinden korkup, dâimâ hüsn-i hâtime (son nefeste îmân ile gitmeyi) istemeli, İslâm nimetine her zaman şükretmelidir. Çoluk-çocuğuna ilmihâlini (lâzım olan din bilgilerini) öğretip, İslamiyet’e uymayan şeylerden korumalı ve sakındırmalıdır. Çocukları yedi yaşında namaza başlatmalıdır. Daima istiğfar etmelidir.”

ET-TARİKATÜ’L-MUHAMMEDİYYE

Bu ese genel olarak iyiliği emredip kötülüklerden sakındırma dinden sapmalara karşı uyanık olma ve ahlaki sapmalardan korunma konularını içermektedir. Birgivi İstanbulda bir müddet Bayrami tarikatına girmesine rağmen sonraları Tasavvuf ve Tarikatlar yoluyla İslam’a sokulan Bidat ve Hurafeleri görmüş; ondan sonra yazdığı eserler ve yaptığı vaazlarla bu yolda amansız bir mücadele vermiştir. Kitabının ismini “ et-Tarikatü’l-Muhammediyye ” koyarak, adeta bütün tarikatlara ve tarikatçılara “Bir tarikat (yol) vardır oda Muhammed (as)’ın yoludur, başka yol tanımıyorum” demiştir.

Mehmed Birgivi Efendi kitabının başında Sünneti, Bidati, Mezhepleri, İman ve İslam-ı, İlim ve ameli tanıtıyor. Bundan sonra kitabın omurgasını oluşturan mevzulara giriliyor. Vücuttan çıkan kötülükleri kalp yoluyla, göz ile, dil ile, el ile kulak ile ayak ile, mide ile ve avret mahalli ile işlenen günah ve kusurları sayarak üç yüzün üzerinde günah işlemeye müsait açık kapı tespit ediyor ve onlara mani olmanın yollarını gösteriyor. Birgivi eserinde bid’atler konusuna genişçe yer veriyor. O cenaze defnedildikten sonra sonra işlenen bidatleri şöyle sıralıyor:

1- Ücretle Kur’an okutmak. Sahih olmadığından okuyana da, okutana da manevi bir fayda sağlamaz.
2- Ölünün arkasından yemek yedirmek caiz değildir. İster ilk gün, ister yedinci gün, ister kırkıncı gün, ister altıncı ayında veya senesinde olsun. Amma, yedisi, kırkı tayin edilmeden, fukaraya yemek verilmesi caizdir ve makbuldür.
3- Kabir yanında kurban kesmek caiz değildir. Cahiliye’den kalmadır.
4-Kabir üzerine bina, kubbe yapmak ölü vasiyet etse de caiz değildir. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Müminin kabri üzerine yağmur yağması, yellerin esmesi günahına kefarettir.”
Bu hususta yapılması gerekenleri Peygamberimiz şöyle bildirmiştir: “Kişi hayatta ve sıhhatte iken hayır için bir akçe vermesi, öldükten sonra onun için yüz akçe verilmesinden evladır. “Sevabı en çok olan sadaka, sen sağ-salim, malına sahip iken; Fakirlikten korkarken ve zengin olmayı ümit ederken verdiğin sadakadır.”
Özetle: Muhakkak okunması ve hayata aktarılması gereken bir eser. Bir başucu kitabı diyebiliriz.
Fahri SAĞLIK
Karesi Müftüsü

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.