Balıkesir Merhaba Gazetesi

CAMİLERİMİZ VE TOPLUMA YÖN VERENLER

CAMİLERİMİZ VE TOPLUMA YÖN VERENLER
09 Ekim 2015 - 6:40

Genel

 

Hiç şüphe yok ki, yeryüzünde Allah’a [Celle Celaluhu] en sevimli olan mekânlar Camilerimizdir. Yeryüzünde ibadet maksadıyla yapılan ilk mabed, Mekke-i Mükerreme’deki Kâbe-i Muazzama’dır. Kur’an-ı Kerim bunu, Al-i İmran suresi 96. ayet-i kerimede şöyle bildirmektedir; “Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi elbette Mekke’de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâbe’dir.”

Camiler ve mescitlerimiz, bütün Müslümanların renk, ırk, mezhep, unvan ve kültür farkı gözetmeksizin bir araya geldiği yegâne ibadet merkezleridir.

Camiler ve mescitlerimiz, hürriyet ve istiklâlimizin yegâne simgeleri, vatanımızın tapularıdır.

Camiler ve mescitlerimiz, zengin-fakir, köylü-şehirli, amir-memur, resmi-sivil, yaşlı-genç, kadın-erkek, siyah-beyaz, yerli-yabancı vb. toplumun her kesimini bünyesinde toplayan mekânlardır.

Camiler ve mescitlerimiz, birlik ve beraberliğimizden tutun, kardeşlik duygu ve düşüncelerimizin,  hoşgörü anlayışımızın güçlendiği, şehitlik-gazilik ruhunun beslendiği ve güzel ahlak örneklerinin sunulduğu yerlerdir.

Birbirimize merhamet etmeyi, acıları paylaşmayı, kimsesizlere kimse, çaresizlere çare olmayı, yoksul, dul ve yetim gibi toplumun gönlü kırık insanlarına yardım etme duygularını bize kazandıran Camilerimizdir.

Camiler ve mescitlerimiz, aynı zaman birer ilim, irfan ve ahlak yuvalarıdır. İnsanlık var olduğu tarihten bu yana cami ve mescitlerimiz çok önemli fonksiyonlar icra etmiş, tarihin her döneminde irşat ve tebliğin merkezi olmayı başarmıştır.

Cami ve mescitlerin; “ibadet”e tahsis edilmesi ve “Allah’ın Evi” olarak nitelendirilmesi Din-i Mübin-i İslam’da Mabedin yüceliğini artırmıştır. Ayrıca Hazret-i Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Efendimizin de, hicret esnasında henüz Medine-i Münevvere’ye varmadan Kuba Mescidini, Medine-i Münevvere’ye varınca da Mescidi-i Nebeviyi inşa ettirmesi O’nun camiye verdiği önemin en belirgin göstergelerindendir.

Hazret-i Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz, Müslümanların başta ibadet olmak üzere eğitim-öğretim, sosyal dayanışma ve idari işlerini Camilerde organize ettiği herkes tarafından bilinen tarihi bir gerçektir.

Camilerimizde bulunan Mihrap, Minber ve Kürsü gibi makamlar Hazret-i Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimizden bize miras kalan birer hazinedirler.

Durum böyle olunca elbette bu makamlarda hizmet eden, toplumun manevi hizmetkârları konumundaki din görevlileri de, saygı ve hürmete layık kimseler olacağı aşikârdır.

Din görevlilerinin yürüttükleri görev yalnızca ezan okumak ve namaz kıldırmaktan ibaret değildir. Toplumu dini konularda aydınlatmanın ötesinde, ilmiyle amil, güzel ahlakıyla herkese örnek, müşarün bilbenan olmak gibi bir görevleri de vardır.
Din görevlileri, her zaman ve her yerde halkımızın ve cemaatimizin yardımına koşan vefakâr insanlardır.
Din görevlileri, sosyal hayatın her safhasında insanlarla iç içe olan, sosyal problemlere Kur’anî ve ahlakî çözümler bulmaya çalışan ve topluma yön veren insanlardır.
Bizlere beşikten mezara kadar gece-gündüz, yaz-kış demeden hizmet eden, acı ve tatlı günlerimizi paylaşan, doğarken, sünnet olurken, asker ocağına giderken, evlenirken, hacca giderken, hastalık, sağlık ve ölümümüzde başucumuzdan ayrılmayan, her ne kadar; “ parasıyla yapıyor” denilse de maddiyatı ikinci plana atıp hiç tereddüt etmeden imdadımıza koşan, Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]  Efendimizin; “Âlimler Peygamberlerin varisleridir” hadis-i şeriflerinin müjdesine mazhar kimselerdir.

Cami müdavimi Müminlere düşen görev de milli ve manevi birliğimizin sembolü olan camilerimize sahip çıkmak, Din görevlileriyle sürekli iletişim halinde olmak ve sahabe-i kiram gibi cemaat bağımlısı olmaktır.
Camilerimizi ihya etmek ve gelecekte onları ihya edecek nesiller yetiştirmek en mühim vazifelerimizden bir tanesidir.
Unutulmamalı ki camilerimizin asıl imarı ve ihyası, cemaat iledir. Cemaati olmayan camiler ne kadar süslü ve bakımlı olursa olsun, harabe gibidirler. Çünkü camilerin gerçek süsü halıları, avizeleri veya duvarlarındaki yazılar değildir.
Camilerin süsü, kulluk bilincine ermiş, şuurlu ve bilinçli müminlerdir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de övgüyle bahsedilen Kuba Mescidinin ne halısı, ne de bir başka süsü vardı. Kerpiçten yapılmış dört duvardan ibaretti. Mescidi-i Nebevi’ de aynı şekildeydi. Ama içindeki cemaatinden dolayı Allah Teâlâ tarafından övgüye mazhar olmuşlardı.

Camiye ibadet için giden mümin de, Allah’ın [Azze ve Celle] ziyaretçisi ve misafiri durumundadır. Ev sahibi, evine gelen misafirlerine ikramda bulunduğu gibi camiye giden müminlere de yüce Allah [Azze ve Celle] büyük mükâfatlar verecektir. Hazret-i Peygamber [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’ın; “Evinde güzelce abdest alıp camiye giden kimse Allah’ın [Azze ve Celle] ziyaretçisidir. Ziyaret edene Allah [Azze ve Celle]  ikramda bulunacaktır.” müjdesi bu hakikati bizlere hatırlatır.
“Yeryüzünün her tarafı mescittir” hadis-i şerifiyle birkaç mekân hariç temiz olan her mekânda ibadet yapılmasına ruhsat verilirken, camilerin ‘ibadet’e tahsis edilmesi ve ‘Allah’ın Evi’ olarak nitelendirilmesi Mevla’mızın huzurunda “Birlikte Rahmet, Ayrılıkta Azap Vardır” mesajının gereği olarak cemaat şuuruna duyulan ihtiyacı ifade etmektedir.

Başkanlığımız çeyrek asırdır Ekim ayının ilk haftasını camilerimizi hayatın merkezine, şehirlerin kalbine taşımak amacıyla “Camiler Haftası” olarak kutlamaktadır. Bu hafta münasebetiyle düzenlenen etkinliklerle toplumsal bir farkındalık ve ortak bir bilinç oluşturulması hedeflenmektedir. Camiler Haftasının son yıllarda belirli bir tema etrafında kutlanması, bir yandan camilerimizin fiziki şartlarının yeniden gözden geçirilmesi yönünde önemli çalışmalar başlatılmasına, diğer yandan da engelli, çocuk, genç, kadın gibi farklı toplum kesimlerinin camiyle daha fazla buluşabilmesi için kampanyalar düzenlenmesine vesile olmuştur.

Bu yıl ise dinimizin direği olan namaz ibadetine olan ihtiyacımızı daha yüksek bir sesle dile getirmek ve camilerdeki cemaatsizlik sorununa hem bireysel hem de toplumsal açıdan dikkat çekmek amacıyla Camiler Haftasının teması; “Cami ve Namazla Diriliş” şeklinde belirlenmiştir.
Bu çalışma ile İslam Dininin cami ve namaza verdiği önem, Kur’an ve sünnette cami ve namazın yeri ve saygınlığı, cami ve namaz gibi konularda toplumsal bilincin oluşması hedeflenmiştir.
Bu vesileyle ülkemizin en ücra köşelerinde vakit adamı değil, vakıf adamı bilinci ile görev yapan, topluma yön ve yol gösteren, yaşantısıyla örnek olan bütün kardeşlerimin Camiler Haftasını tebrik ediyorum.
Camilerin, Kur’an Kurslarının ve İmam Hatip Okullarının yapılışında ayrıca din görevlilerimizin yetişmesinde maddi-manevi emeği bulunan bütün hayırseverlere şükranlarımı arz ediyorum. Ahirete intikal eden hocalarımız başta olmak üzere bütün hayırsever kardeşlerime Hazret-i Allah [Azze ve Celle]’dan rahmetler diliyorum.

“Allah’ın mescitlerini sadece Allah’a ve ahiret gününe inanan, namaz kılan, zekât veren ve ancak Allah’tan korkan kimseler imar eder.” Tevbe suresi/18
Selam ve dua ile…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.