Balıkesir Merhaba Gazetesi

Camilerimiz=Mescidlerimiz

Camilerimiz=Mescidlerimiz
05 Ekim 2015 - 9:28

Genel

İslam toplumlarında tevhidi ruh yani birlik duygusu mescid’de oluşur; diğer bir ifadeyle camilerimizde oluşur. Camide ki toplu ibadet, irşat, eğitim ve öğretim ile olgunlaşır. Bu nedenledir ki Peygamberimiz Efendimiz sav Medine’ye hicreti müteakip yaptığı ilk iş mescid inşa etmek olmuştur. Öylesi kendi Ebu Eyyüb elEnsari ra misafir iken önce Mescid=Cami inşa etmiş. Hane-i Saadeti daha sonra yapılmıştır.

“Allah’ın mescidlerini ancak Allah’a ve âhiret gününe îman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’dan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır” (Tevbe, 18).

Kur’ân-ı Kerîm âyet-i kerimede, mescid imar etmenin ancak îmanla ve ondan kaynaklanan tevhid, Allah’ı tenzih, kulluğu O’na tahsis, yalnız O’na tevekkül, ahirete îman, namazı dosdoğru kılma ve yalnız Allah’dan korkma gibi güzel vasıflarla mümkün olduğunu belirtir: Âyet-i celîlede geçen imâre “bina ve tamir etme” demektir. Aynı zamanda “ziyaret etme, şenlendirme” manasınadır. Bununla ilgili olarak da mutlak surette “ibadet etme, namaz kılma” anlamına da gelir. Keza ikamet etme, oturma mânâsı da vardır. İmardan maksad mescid binalarını inşa etmek, onların mamûriyetine itina göstermek, dayayıp döşemek, kandillerle ışıklandırmak, oralarını daimî ibadetlerle, irşatla, zikirlerle ve ilmî derslerle ihya etmektir.

Ebû Said el-Hudrî’nin bildirdiğine göre Peygamberimiz sav şöyle buyurmuştu: “Bir şahsın mescide devam ettiğini görürseniz, onun imanlı biri olduğuna şehadet edebilirsiniz.” Şahsın kalbinde saklı, dolayısıyla gaybî bir durum olan îmanına şehadet konusunda Resulullah Efendimiz’in pek ihtiyatlı olduğu malûmdur. ”Allah karşısında hiç kimseyi tezkiye edemem (temize çıkaramam)” buyuran da O’dur. Bu hususiyeti sadece cemaate devam edene tanımıştır. Peygamberimiz sav mescidler için ;

“Her kim sırf Allah rızası için bir mescid yaparsa, Allah da onun için cennette bir ev yapar.’ “Güzelce abdest alıp sırf namaz için mescide gidenin, attığı her adımdan ötürü Allah onu bir derece yukarı yükseltir ve ayrıca ondan bir günah düşürür, tâ mescide giresiye kadar. Mescide girince namazı bekleyene kadar namaz kılıyor gibi kendisine sevap yazılır. Melekler ona rahmet dilerler, oturduğu yerde kaldıkça ve abdesti bozulmadıkça ‘Ya Rabb onu affet’ diye dua ederler.” “Cemaatle kılınan namaz, kişinin evinde (münferid) kıldığı namazdan yirmi yedi misli daha faziletlidir.” Bir hadis-i kudsîde Cenâb-ı Allah’ın şöyle buyurduğu Hz. Peygamberimiz sav’den rivayet edilir: “Benim dünyadaki evlerim mescidlerdir. Misafirlerim ise oraları bina edip şenlendirenlerdir. Ne mutlu o kuluma ki evinde abdest alır da Beni evimde ziyarete gelir. Ev sahibinin de evine gelen misafirine ikram etmek borcu vardır.” Peygamberimiz sav namazlardan birinde bazı kimseleri mescid de görememişti. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Yemin olsun, içimden öyle geçiyor ki birine cemaate namaz kıldırmasını emredeyim, sonra cemaati bırakıp namaza gelmeyen kimselere gideyim, onlar için birçok odun demetleri yığdırayım da kendileri içlerinde iken üzerlerine evlerini yakıversinler! Bu kimselerin herhangisi burada semiz etli bir kemik parçası bulacağını aklı kesse muhakkak mescide gelirdi.” Hadisleri ile caminin önemi vurgulanmıştır. İşte cami, cemaat, mü’minleri manen ve madden birleştirip ayrılmamalarını sağlar, tefrika ve ayrılığı giderir. Müslümanların birbirine muhtaç olduğunu hatırlatır ve ihtiyaçlarını giderme imkânlarını verir. Müslümanları başıbozuk kalabalık olmaktan kurtarıp aynı gayeye yönelmiş muntazam birlikler haline getirir; idareye ehil bir önderlik altında onları meşru itaata alıştırır. Özellikle bütün müslümanları ilgilendiren İslâmî meselelerden haberdar olup onları çözümlemeyi kolaylaştırır. Cami, istişare emrinin yerine getirilmesini kolaylaştırır. Cemaate katılmak üzere işine ara vermek, mescide gitmek zahmetine katlanmak sırf Hak rızası için bir fedakârlık sayılır. Böylece küçük fedakârlıklara alışan mü’min, büyük fedakârlıklar gerektiğinde onlara hazırlanmış olur. Camide mü’minlerin ibadet neşvesi içindeki ruhları birbirleriyle in’ikâs ederek insibağ (bir diğerinin rengine boyanma) sırrı tecelli eder; birbirlerinden feyz alırlar, karşılıklı olarak dualarına mazhar olup sevap kazanırlar. Birbirlerinin güzel hallerinden istifade ederler. Karşılıklı bir etkileşimle, mevcut kuvvetleri kat kat artar. Tek başlarına yaptıkları ibadetlerdeki noksanlıklarını telafi ederler. İbadeti ve duası kabul edilenler arasında, günahkârlar da bağışlanır. Mü’min insanların her türlü meşgalelerini, duydukları bir çağrı üzerine, yani ezan-ı şerif sebebiyle bırakarak Yüce Yaradan’ın huzurunda ibadette toplanmaları ile O’nun mülkün tek sahibi olduğunu toplu şekilde ikrar ve ilan etmiş olurlar. Aynı takdis ve tenzih işini devamlı surette yapan bütün hilkatle, hususiyle melekler ile uyum içine girer, bütünleşirler.

Rabbimiz tüm İnananları kamil manada mescidlere bağlı eylesin ….

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.