Balıkesir Merhaba Gazetesi

ÇANAKKALE RUHUNU YAŞAMAK

ÇANAKKALE RUHUNU YAŞAMAK
27 Nisan 2015 - 0:02

Genel

Osmanlı çöker iken sadece devlet çökmedi, Osmanlı milleti olma ruhu da çöktü. Bütün ırkları, bütün renkleri, tek inanç ruhu etrafında toplayan anlayış ve yaşayışlarda yavaş yavaş yıkılıp gitti. Osmanlının YÜREK İNSANLARI da bitti.

Osmanlının değişik ırklardan oluşan MİLLET OLMA ruhunun en iyi yaşandığı yer Çanakkale savaşlarıdır. Her ırktan, her renkten, her dilden ve her bölgeden gelen insanların birleştiği inanç, iman,  vatan sevgisinin bütünleştiği ve insanları bir tutkal gibi birbirine yapıştırdığı ruhu, Çanakkale de en açık şekilde görmekteyiz. Şimdi dünya insanlığı Çanakkale’deki ruhu yaşamak ve yaşatmak için Gelibolu yarımadasına yığılıyor. Yerküredeki 80 e yakın devlet büyüğü savaş ruhunun yaşandığı yerlere akın ediyor. Şehitleri, yaptıklarını ve yaşadıklarını ibretle izliyor

Değerli dostlar: Çanakkale’den sonra gelen dönemlerdeki şekilci anlayışlar, hiçbir zaman bu ruhu bir daha yakalayamadı. Hiçbir devlet insanlığı böyle bir ruhu yaşayamadı. Kurtuluş savaşı da bu ruhla başladı. Anadolu bağımsızlığını kazanınca, Tepeden inmeci politikalar millete zorla kabul ettirilmeye çalışıldı. Kurtuluş savaşının kazanılmasında büyük emeği geçenlerden bazıları, sivil yönetimde, halkın istediği ve arzuladığı yönetim şekli yerine kendi hayallerindeki yaptırımcı, dayatmacı despot yönetimi toplumlara kabul ettirmeye zorladılar. Zor ve dayatmacı anlayışlar, toplumlar ve yönetenler arasındaki kopukluklar meydana getirmeye başladı. “Biz nasıl ister isek öyle yönetiriz anlayışı” yönetilen toplumlarca hoş karşılanmadı. Millet ve devlet olmak için gerekli yaptırımlar uygulanır iken, toplumlar arasındaki gönüllü katılıma ve yaşadığı ruha gerekli önemin verilmeyişi, devlet ile toplumlar arasında kopukluklar meydana getirdi. Zamanın devlet yöneticileri “Senin iki görevin vardır. Birisi çağırdığımızda askere gitmek ve vergi vermek, ikincisi arazide çalışıp yiyecek yetiştirmek” anlayışı toplumların, yönetenlere karşı soğuk bakmasına neden oldu. Yeni rejim yöneticileri,1950 lere kadar bu anlayışla hareket etti. Anadolu insanının yaşadığı ruhu hep hor görüp tekmeledi. 1950 den sonra ise, toplumların desteğine sahip olamadıklarını gören, amma devletinde tek sahibi olduklarını sanan despot eyyamcı bir gurup, HALKA, Millet ve devlet elbisesini zorla giydirmenin yollarına başvurdular. Derin devlet hep işledi. Toplumları kendilerinden soyutladıkları içinde, halk kendilerine seçimle iktidar olma yollarını kapadı. Devlet yönetimi ellerinden kaçınca, askeri darbe ve muhtıralar arkası arkasına sıralandı. “Biz derin devletiz” anlayışındaki oluşumlar, bazen terörü kullandılar, bazen de terör yaratmanın yollarını aradılar. Milletin kendi bağrından çıkan askeri, öğrenciyi, işçiyi ve bir gurup menfaatçiyi kalkan gibi kullandılar. İş siyasi cinayetlere ve faili meçhul ölümlere kadar uzandı. Gerçekleri görüp dile getiren ve görevinde uygulayan VATANSEVERLER, değişik metotlarla yok edildi. Kimi evinin önünde katledildi. Kimi bir kazaya kurban edildi. Kiminin itibarı alınıp, benim gibi ekonomik ve aile yönünden çökertildi. İnançlı ve samimi kişiler, tek tek eritildi. Fabrika yakmalar, okulları yıkmalar, bankaları soymalar, bombalamalar, şaibeli ölümler ve öldürmeler günlük olağan olaylar haline geldi. Milletin bağrında açılan yaralar kangren oldu. Dış güçlerde bu yaralara hep tuz tepip, deşeledi.

Sonuç, ülkedeki toplumlar arasındaki fay hatları derinleşti. Topluluklar arasındaki millet olma duyguları koptu ve düşmanlığa dönüştü. Yaşanan ölümler, idamlar ve siyasi tahribatlar tamiri mümkün olmayan, yürekler yakan acı ve sızı haline dönüştü. Diyarbakır’da, Dersimde, Menemende, Yassı adada, salim Baş olların, Egesellerin, Kel Alilerin yaptığı idamlardaki katliamların acısı, günümüze kadar akan, yürekler yakan bir kan seli haline geldi. Milletin kalbindeki Çanakkale ruhu paramparça edildi. Çanakkale de yaşanan millet olma ruhu bir daha yakalanamadı. Çanakkale deki o muhteşem ruh, ülke genelinde genişletilip işletilemedi. Milletçe beklenen ve istenen Çanakkale ruhu aksine hep törpülenip, tekmelenip, darbelendi.

Sayın okuyucularım; Ne yazık ki sağ iktidarlar veya koalisyonlar diye adlandırdığımız yönetimler ve yöneticiler de mili ruhu inşa etmek yerine, maddi kalkınmaya odaklandı. Ekonomi büyüdü. Büyüyen ekonomi ve sanayileşme ile beraber, yolsuzluk ve huysuzluklarda büyüdü. Maddeye tapmak, gününü gün yapmak, imansız davranışlardan keyif almak aldı yürüdü. İslam’a ve inananlara çatmak moda haline getirildi. Sağlık, eğitim, tarım vs. gelişmelerinde rakamsal büyümeler yakalandı amma o anlayışlarda, Çanakkale deki MİLLET OLMA ruhunu hiç büyütüp besleyemedi. Toplumlara “maddeci ruhu benimsetme” öz benliğimizin erimesine etken oldu. Madde bilerek maneviyatın ve insanlığın önüne geçirildi. Çıkarcı, çarpıcı, hampacı ve maddeci ruh hep devlet eliyle desteklendi. Vurgunlar, soygunlar, hortumlamalar, yağmalamalar moda haline geldi. Milli ve dini duygulardan yoksun kitlelere, “devlet malı deniz, yemeyen domuz” ruhu üflendi. Haramdan korkmayan, inanç gücü zayıf kişilere ve kitlelere de kötüler ve kötülükler örnek gösterildi. İnsana yakışmayan ne kadar davranış varsa, bu necip millete benimsetildi.

Aklıselim düşünen kıymetli kardeşlerim; 2015 Çanakkale savaşlarının 100. yılı. Tam bir asır sonra Çanakkale ruhunu yakalamaya çalışıyoruz. 2023te Cumhuriyetin 100. yılı. Önümüzde bir sekiz yıl daha var. Yönetenler ve yönetilen toplumlar bu sekiz yılı, Çanakkale deki MİLLET OLMA ruhunu büyütüp besleyerek geçirmeli. Fertlere de KOCA SEYİT, MALLICALI AZMAN MEHMET ÇAVUŞ ve ALİ ÇAVUŞ gibi YÜREK İNSAN olma duygusu benimsetilmelidir. Çanakkale de şehit düşen KINALI Hasanların, Yozgatlı Hüseyin’lerin, Tuncelili Bin Ali’lerin,  Samsunlu İdris’lerin, Antepli Abbas’ların, Hakkari’li Memo’ların, Libyalı Mevsufların, Gazzeli Muhammet’lerin, Bosnalı Hüsmen’lerin yaşadığı nefes toplumlara üflenmelidir. Başarılırsa ülke içinde yaşayanların MİLLET OLMA ruhu basamak basamak çoğalıp büyüyecek ve kaynaşma sağlanacaktır. Başarılamaz ise, toplumlar siyasi, dini, ırki ve mezhepsel hastalıklara açık kalmaya devam edecektir. Herkes eteğindeki taşı dökerek, kendi evinin önünü ve yüreğini temizlemesi kaçınılmaz hale geldi. Yoksa dış güçlere bağlı yerli çıkarcı, bölücü, bölgeci zihniyetlerle, TÜRETTİKLERİ YAMALIKLAR ve şehir çeteleri ile mafya bozuntusu eşkıyalar, toplumları değişik taktiklerle talan edip, parçalamaya devam edecektir. Hoşça kalın. Çanakkale ruhuyla kalın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.