Balıkesir Merhaba Gazetesi

CORONA MASALI

CORONA MASALI
12 Mayıs 2020 - 12:00

CORONA

Bir varmış bir yokmuş. Kafdağı’nın ardında birbiriyle düşman olan iki ülke varmış. Bu ülkelerin isimleri Corona ve (BTD) Birleşmiş Türk Devletiymiş. Bir gün bu iki ülke arasında savaş çıkmış. BTD çok güçlü bir ordu ve ileri bir teknolojiye sahipmiş. Corona halkı kaybedeceğini biliyormuş. Bu yüzden bir hile yapmaya karar vermişler. Devletin en iyi, en yetenekli genetik uzmanlarını toplayıp onlara yapay bir virüs yaptırmışlar. Bu virüs temizliği hiç sevmiyormuş ve sadece göz, ağız ve burun yoluyla bulaşabiliyormuş ve çok da ölümcülmüş.

Corona halkı bir elçi ile hediye göndermiş. Hediyede virüslü bir sürü eşya varmış. Devletin başkanı bu hediyelerden şüphelenmiş ve laboratuvarda incelenmesini istemiş. Ülkenin en iyi laboratuvarı uzakta olduğu için başkan birini tutmuş göndermesi için ve laboratuvara kadar açmamasını tembihlemiş. Adam az gitmiş uz gitmiş dere tepe düz gitmiş ve sonunda laboratuvarın olduğu şehre varmış. Varmış ama laboratuvara gitmeden önce bir açıp içinde ne var bakayım demiş ve açmış. İçinde elmaslar, altınlar varmış. Birini cebine atmış ve “Ne olur ki, hem biri eksilse fark etmezler ki.” demiş. Laboratuvara varmış ve elindekileri teslim etmiş ama cebine attığını vermemiş. Birkaç gün sonra laboratuvar sonucu gelmiş ve virüslü olduğu ortaya çıkmış, aynı gün teslim eden adam da hastalanmış. Hastaneye gitmiş ama gidene kadar birkaç kişiyle temas etmiş bile. Doktor grip teşhisi koymuş ve evine göndermiş. Birkaç gün sonra on-on beş kişi aynı şikâyetle gelince doktorlar şüphelenmiş ve hastalardan kan almışlar, alınan kan laboratuvara gönderilmiş. Ertesi gün bunun yeni bir hastalık olduğu haberini almışlar. Aynı gün hastalıktan ilk vefat gerçekleşmiş. Devlet hemen olaya müdahale edip hastaları, hasta yakınlarını ve o hastalarla ilgilenmiş olan doktorları karantina altına almış. Almış ama çoktan hastalık sokaklara yayılmış.  Herkes hastaneye aynı şikayetle gidiyormuş.

Devlet bakmış ki bu durumun önüne geçilemeyecek, hemen tedavi yöntemlerini araştırmaya başlamış. Yapılan bazı deneyler sonucu virüsün kolonya ve dezenfektan sevmediği ortaya çıkmış. Hemen dezenfektan üretimine başlanmış. Ama virüs durmamış. En sonunda sokağa çıkma yasağı gelmiş. Birkaç ay insanlar sadece ihtiyaçları için sokağa çıkar olmuş. Beşinci ayın sonuna doğru virüs görülmemiş ve insanlar tekrar sevdiklerine kavuşmuş. Birleşmiş Türk Devletinin halkı bir olup Corona ülkesini yenmiş .Her şey eskisinden güzel olmuş ve sonsuza kadar mutlu yaşamışlar…

Ege ÇETİN

Yaş 12   

COVID-19 SONRASI NE OLACAK?

Bence, Covid-19’dan sonra, insanlar daha mutlu olacak. Herkes dışarı çıkmanın değerini bilecek. Çocuklar okula giderken oflayıp puflamayacak.                                                      Benim bir kardeşim var. İki buçuk yaşında, kendisi çok tatlıdır. O olanlara bir anlam veremiyor. “Baba dışarı çıkças vın vın bisiklet sürces.” diyor. Onun için de zor. Ama iyi ki daha çok büyümedi, onun böyle bir virüs olduğunu bilmesini istemezdim. Bence, eskiden de telaşlıydık. Sadece biraz dozu arttı. Annemle her gün bir şey yapıyoruz, (Kardeşim de var.) babam bize salıncak yaptı. Bu günleri böyle atlatacağız. Sevdiklerin için evde kal…

Defne CEBECİ

Yaş 10

LEGO ŞEHRİ VE PANCAR TURŞUSU

Küçükken annemle beraber legolardan şehirler kurardık. Bütün odayı kaplardı hatta bazen dışarıya taşardı. Bu şehir içinde trafik lambaları, evler, otoparklar, parklar ve hayvanat bahçeleri kurardık. Ben arabalarımı bunun içinde sürerdim. Bunu yaparken hem mutlu olurdum hem de anneme karşı sevgim artardı. Bu, annemle olan en güzel anılarımdan sadece biri.

Aslında benim annemle geçirdiğim en güzel zamanlar günlük işleri yaptığımız zamanlardır. Ben küçükken yemek yapmayı çok severdim.  Hatta bazen annemden çaydanlıkları, tavaları ve tencereleri isterdim. Bunların içine legolarımı koyar ve kaşıkla karıştırırdım. Tavaların çizilmesine neden olurdum ama annem küçük deyip bana bir şey demezdi. Gelelim anıya; küçükken pancar turşusunu çok severdim. Annemden her zaman isterdim. Annemde bunu görüp bana resimli bir tarif hazırladı. Resimli tarif ne mi? Anlatayım. Ben okuma yazma bilmediğim için annem her şeyi resimlerle çizerek anlatmıştı. Mesela bıçakla kesilen pancar, 1 su bardağı sirke gibi. Annemin bunu yapmasına o kadar çok sevinmiştim ki. Bunu hazırladıktan sonra her pancar turşusu yapacağında annem bana kardan adamlı önlüğümü giydirir ve kendi önlüğünü de giyerdi. Ardından ben anneme tarifi anlatırdım. Birlikte yapardık. Buna bayılırdım.

Yani annenizin kıymetini bilin. Onunla geçirdiğiniz her vakit altın değerindedir. Onları hiç ama hiç üzmeyin.

YUSUF EYMEN GEZER

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.