Balıkesir Merhaba Gazetesi

DÂHİLİ VE HARİCİ BEDBAHTLAR-2

DÂHİLİ VE HARİCİ BEDBAHTLAR-2
11 Kasım 2014 - 0:11

Genel

Dünkü yazımızda, 1940 yılından, 2003 yılına kadar palazlanan, YERLİ TÜRETME PATRONLARIN ekonomik güç sağlama taktiklerini anlatmaya çalışmıştık. 1940-2003 arası Türkiye ekonomisinde, asla, üretim, bilgi, vizyon ve yerli geçerlilik olmadı. Montaj endüstrisine dayalı sanal üretim ve arkasında dağ gibi dış sermaye destekli devam etti. Anadolu’daki fikir ve sermayesinin önü açılmadığı gibi, darbelerle devamlı tırpanlandı. Hemen buna paralel olaraktan, faiz ekonomisi ile, halkın varlıklarını sülük gibi emen yapı sürekli çalıştı. Bu faiz sistemi, bankalar vasıtası ile hala çalışmakta, çıkarcı, çarpıcı, aldatmacı ve faizli alışveriş ile harama devam edilmektedir.
O yıllardaki montaj sanayi ile bizler ülkenin gelişimler içinde olduğunu düşünürken, bir şeyler yaptığını göstermek isteyenler, faaliyet endeksli NEMA-MAMA şapkası altında çıkar tahterevallisini döndürmeye devam ettiler. Faizle beraber bu milletin öz varlıklarını durmadan kemirdiler. Kolay yoldan RANT elde etme sistemi hep işledi. Ülke kap kapanın, tut tutanın elinde kaldı.
Bu gün neler olduğuna ve neler yapıldığına bakınca, iktidara AMANSIZ BİR SALDIRININ niçin başlatıdığını anlamak daha kolay oluyor. İMF yi Türkiye’den atmayı başaran iktidar, faiz ekonomisi ile ülke kanını emen TAŞERON YAMALIKLARIN işini zorlaştırdı. Bu günkü siyasi otorite, TÜRETME PATRONLARIN önünü kapatıp, yerli ANADOLU sermayesinin önünü açınca yer yerinden oynadı. Geziciler, eziciler, laikçiler, ateistler, kan emici SÜLÜKLER ayağa kalktı. İsyan başladı. Kararlı bir duruşla yerli sermaye döngüsüne devam edilmektedir. Bilgi, üretim ve ekonomik yerli dolaşımın önü açıldı. Askeri alanda, endüstriyel dinamiklerde, enerjide, ulaşımda, turizmde ve daha birçok sektörde, dış tekelleşmenin kırılması, 2008 sonrasında atılan sert adımlarla sağlandı. Londra-Pekin ipek yolu, hava limanları, doğal gaz boru hatları, petrol aktarım rafineleri, kanal-İstanbul projesi, enerji aktarım hatları, yerli silah imalatı gibi DEV atılımlar, baronların huzurunu bozdu. Batıdaki LORTLARIN ve yerli temsilcileri olan TÜRETMELERİN, uykularını kaçırdı. İçerde başarılı olamayan KERTMELER, şimdi işi dışarıdaki taşeron terör örgütlerine havale ediyorlar. İŞİD diyorlar. İslami terör örgütleri diyorlar. Baas diyorlar ve değişik isimler altında orta doğuyu karıştırıyorlar. Yetmiyor, Ukrayna, kırım, Saray Bosna’yı çalkalıyorlar. İçerdeki ateşi yangın haline dönüştüremeyen BEDBAHTLAR, çevremizi ateş hattı ile kuşatıyorlar. Türkiye’yi bu ateşin içine çekmek istiyorlar.
Çevremizde gelişen bu suni çalkantılara aldırmadan ve saldırmadan, Türkiye ekonomisi, “TEMELİ BİLGİ, SERMAYESİ YERLİ” olan gelişimlerle yoluna hızla devam ediyor. Bu atılımlara devam etmekle beraber, asla yeterli değil. Ülke sermayesi ve sanayisi, bilgiye dayalı, teknolojik imkânlarla, attığı adımları sıklaştırırken, radikal kararlarla, devlet ve milletin sırtına yapışan SÜLÜKLER temizlenmelidir. Merdiven altı FASON mal vurguncularına ve resmi tefecilere hesap sorulmalıdır. Yeni büyük adımlarla, küresel anlamda yarışabilecek ve rekabet yapabilecek, yeni OLUŞUMLARIN önü açılmalıdır. Bu radikal kararların uygulanışı pek kolay olmayacak. Çünkü MONTAJCI, TÜRETME TEFECİLERİN, her yerde adamları var. Yıllardır, öldürücü bir VİRÜS gibi içimize girerek, belli mevkilerde oturuyorlar. Yerli TAŞERON PATRONLARIN düğmeye basması ile birlikte, yerli sermaye ve fikir adamlarının da harekete geçmesi gerekiyor.
Şimdi, üretim, bilgi, vizyon temeline dayalı gelişimin ataklar yapma zamanı. Şimdi daha da BÜYÜK DÜŞÜNÜP, BÜYÜMEK zamanı. Büyük fikirde, büyük sanayide, büyük ulaşımda, büyük ticarette, büyük enerjide, büyük tarımda, büyük coğrafyada, şaha kalkma zamanı. Büyüyen TÜRKİYE, işte bu yüzden büyük saldırılara uğrayacaktır. Büyük hedeflere, büyük mücadele ile ulaşılır. Şer ittifaklı koalisyonların ve TAŞERON YAMALIKLARIN amacı belli.
Küçük olsun, bizim olsun.
Sevgili okuyucularım; “Bu isteğe boyun eğmeyiz ve uymayız” diyen her kişinin, isyancılara, yıkıcılara, çalıcılara, gezicilere, ezicilere, YALAMA YAĞDANLIKLARA karşı durması gerekiyor. Sessizlik, kabullenme demektir. Onun için, küçük düşünüp, küçülmek isteyen, DÂHİLİ ve HARİCİ BEDBAHTLARA karşı, herkesi mücadele görevi bekliyor. Karınca kaderince, her kesim ve her kısım, HAİNLERLE mücadele etmelidir. Yarın, ahlaki ihracat ve inanca darbe vurma konularında devam edeceğiz inşallah. Hoşça kalın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.