Balıkesir Merhaba Gazetesi

Depremin Ayak Sesleri ve Balıkesir

Depremin Ayak Sesleri ve Balıkesir
Doç. Dr. İbrahim Aydın
Doç. Dr. İbrahim Aydın( ibrahimaydin@gazetemerhaba.com )
107
10 Ekim 2019 - 8:03

Şunu baştan belirteyim hayatımda hiçbir zaman hatır için konuşmadım, lafı eğmedim bükmedim. Bundan dolayı zarar gördüğümü söyleyenler olsa da ben halimden memnunum.
Ülkemizdeki imar uygulamasını şuna benzetiyorum: Türkiye’yi bir oda olarak düşünelim. Odanın kenarlarında en kaliteli mobilya takımı ortasında ise sevdiğiniz tüm yemeklerin bolca bulunduğu ve üzerinden dumanların tüttüğü mükemmel yer sofrası var. Siz kapıdan içeri giriyorsunuz ve koltuklara değil de yer sofrasının üzerine oturuyorsunuz!!!! Aynen böyle. En verimli tarım topraklarını, ovalarımızı yerleşmeye kurban ediyoruz. Adapazarı, Bursa, Balıkesir, Manisa, Çukurova vs. gibi nice ovalarımızı. Halbuki bu verimli ovalarımıza insanı ters diksek biter!!!
Neden bunu yapıyoruz? Çünkü buraları düz birrr. İkincisi gevşek malzemeli ve alt yapı çalışmaları daha kolay ve az masraflı. Kim uğraşacak sert kaya zeminlerle? Hem zaman hem de para israfı değil mi?!!!
Oysa atalarımız o günkü imkânlara rağmen öyle mi yapmış? Hayır. İstanbul’u yedi tepeye, Bursa’yı Uludağ eteklerine, İzmir’i Kadifekale’ye, Manisa’yı Sipil’in eteklerine, Balıkesir’de saat kulesinin bulunduğu yamaca kurmuş. Yani koltuk takımına oturmuş, yemek sofrasının üzerine değil!!!.
Hepimizin bildiği gibi şehrimizin en lüks mahalleleri Bahçelievler, Plevne ve Paşaalanı. Üst düzey geliri olanlarımızın çoğu buralarda ikamet ediyor. Daire fiyatları ve kira bedelleri buralarda uçuk. Ben derslerde öğrencilerime “Bu mahallelerden bana bedava daire verseler almam demiyorum, ancak oturmam” diyorum. “Ya satarım ya da kiraya veririm” diye de ekliyorum. Ha bu arada İsmail Ok’un belediye başkanlığı döneminde şehrimize konferans için getirilen Prof Dr Ahmet Ercan, bu bölgeler için “tabutluk” ifadesini kullanmıştı.
Deprem, yer altında biriken enerjinin yer kabuğunun zayıf yerlerinden veya fay hatlarından çıkışı sırasında sürtünmeye bağlı olarak meydana gelen titreşim hareketidir. Bu titreşimin şiddeti depremin şiddetini ve etkilerini belirler. Tabi yerleşmenin kurulduğu alan ve bina kaliteleri de hasarın boyutunu.
Ana kaya ve sert zeminler titreşimi absorbe edip etkisini azaltırken, alüvyon gibi gevşek zeminler bunu yapamaz. Gevşek yapılı olması, tek parça olmamasının yanı sıra yeraltı suyu seviyesinin yüksek olması sarsılmanın şiddetini daha da artırır. Bu bölgelerde 3-5 metrede yeraltı suyuna ulaşılır ve 1. sınıf tarım arazisidir. Bahçelievler, Plevne, Paşaalanı gibi güzide mahallelerimizde binaların bodrumlarını suların basması bununla ilgilidir.
Küçük sanayi, otogar, KYK yurdu ve yakınındaki okullar bölgesi, Paşaalanı, Bahçelievler ve Plevne’de adeta imar cinayeti işlenmiştir, işlenmeye de devam etmektedir. Kampüs ve şehir merkezi arasındaki yolun iki tarafında bulunan 1. sınıf tarım arazisi de asla imara açılmamalıdır. Bu bölgeler depremde en çok zararı görecek alanlardır.
Balıkesir’de en büyük son deprem 1897 yılında 7 şiddetinde yaşanmış. Öncü depremin 5 şiddetinde olması, halkın evlerini boşaltmalarına neden olmuş, asıl depremde bu sayede zayiat az olmuştur. Genelde her 100 yılda bir büyük deprem olduğu kabul edilmekte olup, Balıkesir merkezde 122 yıldır deprem olmamıştır. Bu süre zarfında Gönen ve Bigadiç’te yaşanan büyük depremler ve diğer artçı sarsıntılar, büyük depremi tetikleyebilir. Bu nedenle son derece dikkatli olmamız gerekir.
Rabbim terör, sığınmacı, Suriye, ekonomi, Doğu Akdeniz gibi problemlerle uğraşırken bir de böyle büyük bir afetle bizi sınamasın. Kalın sağlıcakla….

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.