Balıkesir Merhaba Gazetesi

DİZİ FİLM DEĞİL GERÇEK!

DİZİ FİLM DEĞİL GERÇEK!
05 Mayıs 2015 - 1:31

Genel

Türkiye’deki ortalamalara nazaran Balıkesir’de de boşanma vakalarındaki artışın nedenleri arasında Aldatılma var. Duygusal çöküntü ve şiddetin olması beraberinde sevgisizliği ve huzuru hedef alarak evliliği öldürüyor.

 Özellikle erkeklerin danışmanlık hizmeti almak istemesi boşanma vakalarındaki çaresizliği gözler önüne seriyor. Toplumsal değerleri çürüten dizilerdeki gerçekdışı yaşamlarda tetikleyici neden olabiliyor. Anne babaların evlilik sonrasında genç çiftin evliliklerine karışması da huzuru bozabiliyor.

Aldatma, duygusal ve fiziksel şiddet, çocuk olmaması gibi nedenleri içinde barındıran boşanma vakalarındaki artış toplumsal yapıyı bozuyor.

Psikolog ve Aile Danışmanı Zekiye Başoğlu ‘bizim toplumumuz da yeni evlenecek çiftlerde evliliğin bir kurum olduğu bilinci yok. Evliliği dizi filmlerde ki fantezi dünyası gibi algılıyorlar.’ dedi.

EVLİLİKLER KISA SÜRÜYOR

“Boşanma oranlarında artış devam ediyor. Bir fark var oda; evliliği sürdürme süresinin uzaması. ”

Türkiye de Eşler arasındaki boşanma oranlarının gün geçtikçe artış göstermesi, evlilik sürelerinin bir hayli kısa sürmesi geleceğe dair endişeleri de beraberinde getiriyor. Eşler arasında yaşanan Boşanma sebeplerinin temelinde yatan sorunlar ve bu sorunların çözümü için neler yapılması gerektiği hakkında Psikolog ve Aile Danışmanı Zekiye Başoğlu B. MERHABA’nın sorularını yanıtladı. Psikolog ve Aile Danışmanı Zekiye Başoğlu ‘Boşanma oranlarında artış devam ederken büyük sıçramalar yok aslında farklı olan, evliliği sürdürme süreleri azaldı.’ dedi. Başoğlu, ‘ Eskiden yıllarca sabredip umut iyice tükenir çabalanır hiçbir şeyden sonuç alınamazsa biterdi, şimdi ise evlilikten dört ay sonra yaşanılan boşanma vakaları görüyoruz diyerek Süresi çok kısa olan evliliklere işaret etti. Başaoğlu ‘günümüzde, en önemli fark bu. Bir de kısa süreli boşanmaların sıklığı artış gösterdi, yoksa oransal manada pek bir değişim yok. Geçtiğimiz senelere göre artış yüzde 5 oranlarında.’ ifadelerini kullandı.

 

HER İKİ TARAFTA ÇARESİZ

Psikolog ve Aile Danışmanı Zekiye Başoğlu ‘Muayenemize gelen vakalar önceki senelerde kadın öncülüğünde olurken bu durum son zamanlarda kadın ve erkek olarak yarı yarıya hatta erkek oranı daha artıyor. Kadınlarında Ekonomik alanda özgürlüğünü kazanmasından sonra, artık umudunu kaybeden, hayal kırıklığına uğrayan kadınlar boşanma kararı alabiliyor ve aldığı bu karardan geri adım atmıyorlar. Kadınlarda artık bu alanda karar alıp ısrarcı olabiliyorlar. İşte tam da bu anda erkek bu tip bir sorunla başa çıkamayacağını anlıyor ve aile danışmanlık hizmeti istiyor, bize gelip evliliğin kurtarılması için yardım etmemizi istiyor.

 

TETİKLEYİCİ NEDENLER

 

Dünya Sağlık Teşkilatı’nın verilerine göre Dünyada ki genel evlilik problemlerinin ilk üç sıradaki vakaları vardır. Bunların en başında aldatma nedeniyle boşanma geliyor, Türkiye de dâhil buna. İkinci sırada duygusal ve fiziksel şiddettir. Üçüncüsü de çocuğun olmaması. Bu üçünün yanı sıra Türkiye ve bazı ülkelere özel dördüncü faktörde ilave ediliyor dünyada pek görülmüyor bu köken aile dediğimiz Anne Babaların evliliğe müdahil olmaları, evliliği onaylamamaları, beğenmeyip sürekli eleştirip problem çıkarmaları. Bu bahsedilen dördüncü faktör Türkiye başta olmak üzere Akdeniz Ülkeleri ve İslam ülkelerinde sıklıkla görülüyor.

 

ANA NEDEN ‘ALDATMA’

 

Balıkesir de Boşanma eşiğine gelmiş ve bizden yardım isteyenlerin en başındaki problem, aldatma vakaları oluyor. İletişim Ağı geliştikçe aldatmalar artık saklanamıyor. Çok değişik teknolojik yöntemler ve geçmişe dair parçaları birleştirip bütün haline getirerek kadınlar erkeklerin aldatabildiğini rahatça öğrenebiliyor. Erkek çok iyi sakladığını düşünüyor, eşinin öğrenmesiyle birlikte aldattığını kabul mü etsem, yoksa etmesem mi ikileminde kalıyor. Reddettiğinde ise kadın bu sefer daha çok hırçınlaşıyor, daha çok delil topluyor. Artık ispatlanacak hale gelince de kabullenmekten başka bir çaresi kalmıyor ve boşanma ile sonuçlanıyor.

 

DUYGUSAL ŞİDDET ÇÖKÜNTÜSÜ

 

Fiziksel şiddete gelecek olursak, Balıkesir de ben kendimden örnek vereyim bana gelen vakalardan 100 tanesinden sadece 2 tanesi bu tarz bir vaka. Balıkesir bu tarz eğilimde olan bir yer değil. Ama fiziksel şiddetin olmaması duygusal şiddetin olmadığı manasına gelmez. Balıkesir de duygusal şiddetten dolayı ayrılık eşiğine gelmiş çiftler bir hayli fazla. Duygusal şiddet dediğimiz şey küçük görme, beğenmeme, aşağılama, saygı göstermeme, duygusal ihtiyaçların karşılanmaması maddi ihtiyaçlarını önemsememe gibi bir şey. Bu eşler arasında bir yıpranmaya ve tükenmişliğe sebep oluyor.

 

CİNSELLİK İKİNCİ PLANA ATILIYOR

 

Birde büyük problemlerden biri cinsellik, eşler bize geldiklerinde şiddetli geçimsizlik sorunuyla geliyorlar, birbirlerine düşman gibi baktıklarını, anlaşamadıklarını söylüyorlar. Ben de cevaben ne kadar düşmansınız odanızı ayırdınız mı? Yatağınızı ayırdınız mı? Cinsellik sürüyor mu? Diye sorduğumda, kendileri bu konuya girmeyip dıştan dolanırken bir anda kendilerini konunun içinde buluyorlar. Hayatın koşuşturmaları, bitmek bilmeyen sorunlar, uzun süre çalışmak ve buna bağlı olarak yorgunluk gibi birçok nedenle eşler arasında cinselliğin ikinci plana bırakılması evliliğin gevşemesine sebep oluyor. Bir de buna cinsel sorunlarda ilave olursa evlilik kurumunun temel etmenlerinden biri olan cinsellik yerine getirilmemiş oluyor. Boşanmaya sürükleyen nedenlerden bir tanesi de bu oluyor. Cinsellik kişilerin rahatlamasını, birbirlerine daha yakınlaşmasını bizken, bir olmayı sağlayan bir özellik taşır ve evliliğin sıhhati açısından göz ardı edilmeyecek bir öneme sahiptir.

İKİ KİRPİ GİBİ

Bizim toplumumuzda yeni evlenecek çiftlerde evliliğin bir kurum olduğu bilinci yok. Evliliği dizi filmlerde ki fantezi dünyası gibi algılıyorlar. Sorumsuz, flört döneminde, nişanlılık döneminde yaşadıkları gibi yaşayacaklarını, evin elektriği, suyu, telefonu, mutfak masrafı, alışverişi, anne, baba, akraba sorunları, çocuk sorunları, gelecek kaygısı olmayacakmış gibi zannedip hep gezip oynayıp eğleneceklerini düşünüyorlar. Bazı bilim adamları evliliği üşüyen iki kirpinin birbirine sarılmasına benzetiyorlar bu çok ilginç bir durum. Evlilik sürekli ilgi ve bakım isteyen bir kurum aynı çiçek gibi.

 

İLETİŞİM SORUNU VAR

 

Psikolog Danışman Zekiye Başoğlu problem çözmekten ziyade probleme odaklanılıyor diyerek bu konuyu şöyle açıkladı: Eşler kendi aralarındaki problemleri çözmeye odaklanmıyor, problemi büyütüyor ve kendi aralarında iletişim kurmayı bir türlü beceremiyorlar. İletişim kurarken en iyi iletişimi arkadaşlarıyla, dostlarıyla kurarken, eşine geldiğinde daha kaba, daha sert, daha emrivaki yanlış iletişim kalıplarıyla hitap ediyorlar. Arkadaşıyla tartışırken aşağılayıcı laflar söylemezken, eşini aşırı derecede aşağılayabiliyor. İletişim becerilerini evlilikte en üst seviyede sürdürülmesi gerekirken maalesef ki en geri seviyede sürdürülüyor. Bu da problemin büyümesine sebep oluyor. Özellikle erkekler eşi arasında bir problem olduğunda nasıl çözerim diye düşünmesi gerekirken orta yerde bırakıyor sorunu. Kadınlarda bunu yapıyor ama erkekler daha çok yapıyor ve sorun varken hiçbir şey yapmamış gibi davranıyor. Belki çözümü bilse bir şeyler yapacak, ama çözümü bilmiyor, öğrenmek içinde çabalamıyor. Ortada bir sorun varken hiçbir şey olmamış gibi eşine hadi gezmeye gidelim, hadi yemek yemeye gidelim diyerek problemin daha çok büyümesine sebep oluyor. Bunlarında ardından da evliliğe hazır değiliz gibi bir algı ortaya çıkıyor. Kadınlarda da şöyle bir sorun oluyor, sorunu çözmek yerine duygusallaşıyor ağlıyor, aşırı derecede çöküyor, üzülüyor, bu duygusal süreç içinde çözme becerisini geciktiriyor. Ama bütün bu yaşanılanlara rağmen kadın derleyip toplayan oluyor. Erkeklerin özellikle problem çözme becerilerini artırıp, iletişim dillerinin yeniden yapılandırmaları günümüzdeki kısa süren evliliklerin önüne geçecek durumlardan bir tanesi.

 

EGO SAVAŞLARI YAŞANIYOR

 

Evliliklerde evliysek aynı fikirde olacağız, yani ben bir şey söylüyorsam “doğrudur sen bana uy” diyor iki taraf da. İki ayrı birey olduğunu farkına vararak bir yuva inşa edilmeli. Aksi takdirde ego savaşları sorunu ortaya çıkıyor. Ki farklılıklar yuvaya renk katar bu gözle bakmalıyız diğer türlü düşündüğümüzde, sürekli aynı fikirde ola iki çift bu yuva çok monoton olmaz mı sizce. Evlilik hayallerle başlar, gerçeklerle devam eder. SAMET AYDIN

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.