Balıkesir Merhaba Gazetesi

EĞİTİME RUH VERMEK

EĞİTİME RUH VERMEK
15 Aralık 2014 - 0:07

Genel

Daha önceki makale yazılarımda bu konu üzerine “Hayatımızdaki tahribatlar” başlığı altında çokça anlatım yapmıştım. Meğer ne kadar önemli hususlara değinmişiz. Önemini ve geçerliliğini şimdi daha iyi anlıyorum. “YÜREK İNSAN yetiştirme” kurumlara, kuruluşlara ve toplumlara yeni bir RUH verme adı altında birçok yazı yazmıştım. Aynı konular Antalya’da toplanan 19. (M.E.Ş.) Milli Eğitim Şurasında Türkiye gündemine oturması bütün toplumlarda sevinçle karşılandı. İl Milli Eğitim Müdürlüğünün, “Eğitimin, öğretimin işleyişi ve hedefleri” hakkındaki toplantılarda alınan, ehemmiyetli ve kıymetli kararlar, Antalya’da toplanan, 19. eğitim şurasında görüşülen hususlara büyük katkı sağladı. Şurada görüşülen 179 maddenin tamamını burada anlatmak mümkün değil. Balıkesir Milli Eğitim Müdür Sayın Yusuf Cengiz’in, şurada işlediği ve istediği, önemli gördüğüm okullara verilmesi gereken “RUH VE İŞLEYİŞ TARZI” üzerinde bir iki kelam daha yazmayı faydalı ve katkılı buldum.

Balıkesir MERHABA gazetesinde yayınlanmasının akabinde, birçok dergi, mecmua ve ulusal bilgi formlarına giren, “ÇANAKKALE RUHUNU YAKALAMAK” başlıklı makale yazımda “yönetenler ve yönetilen toplumlar, ÇANAKKALE savaşlarında yaşanan millet olma ruhunu besleyip, büyüterek geçirmeli, fertlere de Koca Seyit ve Azman Mehmet Çavuş gibi YÜREK İNSAN olma duyguları benimsetilmelidir.” diye tamamlamıştım.

Sayın öğretmen arkadaşlarım, fertlere verilen RUH, en az yirmi yıl sonra meyvesini verir. İnsanlara bilgi verir iken, bilgiyi de besleyip büyüten, YÜREK İNSAN olma duygularını öğrencilere vermek sizin beyninizde, sizin dilinizde, sizin gönlünüzde ve sizin elinizdedir. Bu ruhu vermenin zamanı, mekânı, ortamı, bölümü, branşı, şubesi, şaibesi olmaz. Bu ruh, her zamanda, her mekânda, her ortamda, her okulda, hem yaşanmalı ve hem de yaşatılmalıdır. Nereye sürüklendirildiğini bilemeyen ve göremeyen, çağımız insanlığını kurtaracak olan tarz, bilimle beraber yürüyen YÜREK İNSAN modelindedir. Milli Eğitim camiası bu tarzıyla sadece BALIKESİR’E ve Türkiye’ye değil, dünya insanlığına bir MODEL olacak ve bu model, doğudan batıya, Afrika’dan Sibirya’ya kadar dalga dalga yayılacak ve insanlığın DUASI bir nebzede olsa, siz eğitimcileri hasretle kucaklayacak.

Kendiside bir eğitimci olan, Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Sayın Nabi Avcının da kastettiği gibi, istişare kararları, kanun, tüzük, yönetmenlik hükmünde değildir. Kişiler ve kurumlar isteklerini zorla veya zorlama ile elde ederlerse ZALİM, ikna izah arzu ve açık yüreklilikle ulaşırlar ise ÂLİM tavırlarını göstermiş olurlar. Yüksek organ M.E.Ş. Âlim halini sergileyerek, icra kuvveti olan EĞİTİMCİ, zamanını, zeminini, denklemini, düzlemini, keyfiyetini ve mecburiyetini kendisi tayin edecek ve kendisi uygulamaya koyacak. Kısacası VİCDANLAR iş başında belli olacak.

Varlığın, bolluğun ve maddenin verdiği ŞIMARIKLIKLA, anlamın, anlamanın, mananın, maneviyatın yokluğundaki KISKAÇ içinde kalan nesilleri kurtaracak olan, Maarif teşkilatıdır ve bu teşkilat toplumun yüreğidir. Hasta yürek, ameliyatı için doktor bekleyemez. Acilen ameliyata başlayıp, hasta ayağa dikilmeli ve sağlıklı nesiller yetiştirmeye sık adımlarla yürünmelidir. Yoksa çıkmazda kalan insanlık, almış başını meçhule doğru yuvarlanıyor. Fuhuş, soygun, vurgun, isyan, inkâr, nefret, hakaret, almış başını gidiyor. Sistemin mecbur ettiği ve faiz ekonomisinin getirdiği, icralık evler, tefecilere satılan mallar, mezatla giden hayvanlar, kart borçları da, bu manzaraya dekor katıyor. İnancından güç almayı bilemeyip, bunalıma giren insanlardan:

Esrar çeken mi ararsın, intihar eden mi ararsın, kendini yakan mı ararsın, bedenini satan mı ararsın, bebeğini atan mı ararsın, mayın çakan mı ararsın, dağa çıkan mı ararsın. PİSLİK DİZ BOYU.

Bu kötüler ve kötülükler gökten zembille inmedi. Hepsini biz yetiştirdik.

HAYIRLIYIDA, HAYIRSIZIDA.

Kendi kucağımızda, aile ocağımızda, makamımızda, kışlamızda, okulumuzda, sokağımızda ve kendi bucağımızda. Onun için, Maarif teşkilatının ALARM vererek işe başlaması gerekiyor.

Değerli idareci, yönetici, yön verici, yetkili ve etkili dostlar: Size de önerilerimiz var. Milli Eğitim Camiasında, en tepedeki Sayın Bakandan başlayarak, Tabandaki görevlilere kadar, her biri, eğitimci içinden olmalı ve bakanda dâhil olmak üzere, idareciler sık sık değiştirilmeden uzun süre görevde kalıp tecrübelerinden faydalanılma cihetine gidilmeli. Ayrıca bu istişare toplantıları beş yıldızlı oteller yerine, eğitimde geride kalmış illerde yapılmalı. Öğretmen arkadaşlarımızla ilgili, yapılması gerekenleri, “YÜREK ÖĞRETMEN” ve “NİTELİKLİ ÖĞRETMEN” başlıklı makale yazılarımla açık açık anlattım. Bundan sonrası, Allaha ve yetkililere kaldı. Çok şükür ki sesimize, taaa mağripteki kişilerde kulak veriyor.

Siyasetle iştigal eden bütün kuruluşlara, bütün sivil oluşumlara ve bütün muhterem kişilere de bir hatırlatma yapmak istiyoruz. Eğitim ve öğretim kendi geleceğimizdir. Kendi geleceğimizi, kendi işleyişi içinde, kendi RUHUYLA baş başa bırakmamızda büyük yararlar vardır. Bu büyük ruhun, VEBALİ altında kalanların hayatları perişan olur. Düşüncesi ve siyasi kimliği ne olursa olsun, her kişinin tavsiyelerine eğitim ve öğretim kapıları arkasına kadar açıktır. Ancak siyasi müdahaleler ve siyasi beyanatlar eğitimde yara açıyor.

Bundan sonraki atakları, maarifimiz, milletimiz ve bütün beşeriyet adına, bir şans olarak görmek istiyoruz. Yakalanan bu şans, bitmek üzere olan nefesin, şifalı son serumlarıdır. Hoşça kalın.

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.