Balıkesir Merhaba Gazetesi

ERMENİ TEHCİR OLAYI

ERMENİ TEHCİR OLAYI
05 Mayıs 2015 - 0:04

Genel

İlkokul öğretmenliğine 1965 yılı Eylül ayının birinde başladım. İlk görev yerim ise Yozgat-Çayıralan kazasına bağlı, Çandır nahiyesinin İğdeli köyü idi. Şimdi Çandır nahiyesi de ilçe olmuş. Eylül ayının sıcağında, sırtımdaki tahta bavulla Çandır nahiyesinden, İğdeli köyüne kadar, ter akıtarak gidişimi hiç unutamam.

Köye girişimde, gürül gürül akan ilkel bir çeşme ve hemen çeşmenin yanında duvarları taş ve tuğladan örülmüş, gayet yüksek eski bir bina ile karşılaştım. Çeşmenin başında bir şeyler yıkayan kadına yaklaşarak, Okul nerede diye sordum. Eliyle o eski binayı gösterdi. Uzayıp giden avlu duvarlarının yıkılmış çakıllarını, binanın virane halini görünce, bütün hayallerim yıkıldı bir an. Perişan okulun taştan yapılmış merdiven taşına oturup, terimi kurutunca okul çevresinde bir tur atarak inceledim. Okul giriş kapısının üzerinde taşa oyulmuş haç işaretlerini gördüm. Burası zamanında bir ermeni kilisesi imiş. Köy muhtarı Ömer Ağa ile buluşup okul içinde inceleme yaparak okulu muhtardan devir teslim aldım.

Evet, sayın okuyucularım: Zamanında o bölgenin en büyük kilisesini okul haline getirip iki yıl görev yaptım. Bu kilise ermeni tehcir olayından sonra köy muhtarlığına yedemin olarak teslim edilmiş. İğdeli köyünde ve çevresindeki bütün taşınmaz mallar tespit edilip, köydeki emin kişilere yedemin olarak teslim edilmiş.

Eylül ayının o sıcak günlerinden birinde, Ankara plakalı iki siyah lüks araba ile bayanlı erkekli birileri geldi. Okulda inceleme yapacaklarını açıklayarak izin istediler. Bende safiyane halimle okulun kapılarını açıp buyur ettim. Aralarında Türkçe bilmeyen ve Amerika’da ikamet ettiklerini söyleyenlerde vardı. Okul duvarlarının taşlarını dahi numaralayıp fotoğraflarını çektiler. Akşamüzeri de teşekkür ederek çekip gittiler. Olayı gece köy odasında Muhtar Ömer Ağaya anlattığımda, çok bozuldu ve odada bulunan yaşlı köy eşrafından Bekir Ağa başladı anlatmaya.

“Öğretmen bey: O gelenlerin dedeleri zamanında bu köyde ve çevresinde yaşamışlar. Onlar Amerika’da, Fransa’da yaşayan ermeni asıllı kişilerin torunları. Onları buralara gönderenler, zamanında buralarda çete kurup halka zulüm eden eşkıya guruplarının çocukları. Kendilerinin gelecek yüzleri yok, torunlarını çocuklarını gönderiyorlar. Bizim bu bölgenin erkekleri, Yemende, Trablusgarp’ta, Gazze’de, Balkanlarda savaş yaparken, savaştan muaf olan onlar çevre halkına zulüm ederek bütün mallarını ellerinden aldılar. Köy halkı aç ve sefil düşüncede bir köle gibi tarlada, inşaatta çalıştırdılar. Bu köyde üç adet sakat erkek kaldı. Diğerleri hep cepheye koştu. O gelenlerin babaları dedeleri de, kadınları kızları tarlada, yazıda, orakta, harmanda bir hayvan muamelesi yaparak bir köle gibi çalıştırdılar. Yetmedi ellerinden, tarlalarını, evlerini, mallarını zorla aldılar. O köyün alt tarafında gördüğün eski camiyi iki defa yaktılar. O gelenleri okula sokmayacaktın. Onlar buralara gelmeden önce atalarından her türlü bilgiyi alarak gelmişlerdir. Kendilerinin gelecek yüzü yok, çocuklarını gönderiyorlar. Okula sokmayacaktın onları. Kovalayacaktın. Benim haberim olsaydı şu yaşlı halimle gelir, kırbaçlayarak kovalardım onları ve babalarına da bir haber yollardım. Çocuklarınızı buralara yollamayın. Bizim huzurumuzu bozmaya çalışmayın. İstediğiniz ne ise kendiniz gelin yüzleşelim diye haber yollardım, amma gelemezler ki. Zira gelecek yüzleri mi var?” diye buruk bir lisanla yaşadıklarını anlattı ve bana da bir tembihte bulundu.

“Bir daha gelirlerse bana haber ver. O zalim dedelerine haber yollayayım” diye tembihatta bulundu. Bu yaşadığım anıyı niçin anlattığıma gelince:

İç Anadolu bölgesinde yaşayan Ermeni asıllı kişilerin zulüm ve işkencelerini anlatan onlarca kişiyi dinledim İğdeli köyünde. Anadolu’nun erkekleri cephede vatan mücadelesi verir iken, onlar içerden isyana ve zulüme devam etmişler. Şimdi Ermeni kıyımı üzerinde duran satılmış emir eri kişiler bir avuç suda fırtına koparmak isteyen SATILMIŞ beyinlerdir. Ne zaman belimiz doğrulup güçlü bir Türkiye olma yoluna girsek bu TÜRETMELERİ birileri kurcalayarak tarihi saptırmak isterler. Bu anlatımı yaparak tarihe bir not düşmüş olalım. Yarın devam edelim inşallah. Hoşça kalın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.