Balıkesir Merhaba Gazetesi

ERMENİYE MERHAMET SONUCUNDA İHANET

ERMENİYE MERHAMET SONUCUNDA İHANET
İdris Yavuz
İdris Yavuz( idrisyavuz@gazetemerhaba.com )
03 Ekim 2020 - 8:20

Tarih boyunca Türk milleti azınlıklara karşı ayrım yapmadan, adaletli, merhametli davranmasının karşılığı olarak ihanete maruz kalmışlardır.

 

Özellikle Ermenilerin Anadolu’da kurduğu “Hayırsever Cemiyeti, Fedakârlar, Şarklı Kilikya, Ermenistan’a doğru, Milliyet Perver Kadınlar Cemiyeti, Müdafi Vatandaşlar, Taşnak-Hınçak-İttihat ve Halas, Ermeniler Müttehit, Kara haçlı Cemiyetleri” adıyla görünüşte gayet masumane gibi çalışan bu dernekler, dış güçlerle sürekli desteklenmiş ve sonuçta çıbanbaşı olarak bu milletin başına bela olmuştur.

Sinsice planlanıp kurulan bu teşkilatların tümü, Türk kanını içmeye yeminliydiler. Aynı durum bu günlerde Türkiye’nin önünde tehlike olarak durmaktadır.

 

Osmanlı İmparatorluğun zayıf düştüğü O günlerde Ermeni Örgütleri yoğun bir şekilde, gizlice silah ve mühimmat yığınağı yapmaktaydı. Hâlbuki bu insanlar Türkiye’nin en zengin, en rahat yaşayan, okul ve ibadethanelerde serbest olan kimselerdi. Bu isyanların öncülüğünü “Ya istiklal, ya ölüm” parolasıyla öncülüğünü ”Hınçak ve Taşnak” Cemiyetleri yapıyordu.

Rusların Kafkas bölgesindeki “Ermeni İhtilal Cemiyeti” Türkiye aleyhine yetiştirdikleri canileri, son model silahlarla Anadolu ya çıkartma yaptılar. Bu Komiteler, her tarafa: “Türkü, Kürdü her nerede görürseniz derhal vurun, öldürün ve Türk Devlet adamlarına Suikastlar düzenleyin, isyanlar hazırlayın” talimatları yağdırıyordu. Bu büyük ölçüde yankı buldu.

Erzurum Valisi olayları önlemek için polis ve zabıtaları arama yapmak için Kiliselere gönderdi. Ermeni Komitecileri Polis ve zabıtalara ani olarak saldırdılar ve birçoğunu şehit ettiler. Bu arada “Müdafi-Vatandaşlar Cemiyeti” azası Gergesyon, halkın arasına girdi, tüm Ermeni iş yerlerini kapattırdı. Kiliselerde Ayin yapılması yasaklandı. Buna engel olan Ermenileri de öldürttü. Bu olaylara mani olmak isteyen Türk askerlerinin üzerine ani olarak saldırdılar, yüzlerce askeri şehit ettiler. Sonra da Ermeniler zulüm görüyor diye yaygara kopardılar. Konuyu Avrupa Devletlerine çarpıtarak, anlattılar. Bu durum danışıklı düğüşün ta kendisiydi.

Böylece ok yaydan çıkmıştı. Kumkapı, Merzifon, Çorum, Kayseri ve Yozgat isyanları patlak verdi. Sonra, Sason İsyanı ile de Doğu bölgelerine sıçradı. “Babı–Ali Nümayişi” hazırlığı yapıldı. Doğudan getirilen yüzlerce Ermeni İstanbul getirildi ve Kiliselerinde papazlar tarafından silahlandırıldı. Patrik İzmirliyan’ın yakın arkadaşları tarafından Üsküdar’daki kilisede “Haç, dünyayı yenecektir” şeklinde vaaz verdirildi.

 

18 Eylül Pazartesi günü Kum kapı’daki Patrikhane Kilisesinde 400.000 civarında Ermeni toplandı ve Bab-ı Ali’ye doğru yürüdüler. Yüksek sesle “Erzurum Ermeni dağlarından bir ses çınladı” marşını söylemeye başladılar.

Silahlar patlıyor “Yaşasın Ermenistan” diye bağırıyorlardı. Yolda giden Jandarma Binbaşısı Servet Beyin üzerine kurşun yağdırdılar ve şehit ettiler. Çapulcuların sayısı beş bin civarına ulaşmıştı. Bunların Bab-ı Aliye girmeleri engellendi ve dağıtıldı. Başıboş dana gibi dağılan Ermenilerin çoğu kiliselere sığındılar. Yolda yakalananlar da sonra serbest bırakıldılar.

Ermeniler bu defa Doğu Anadolu da “Zeytun ve Van” isyanlarını başlattılar. Burada da birçok masum insanın canına kıydılar. Bu bölgeye Rusya, Kafkasya ve İran yoluyla pek çok silah ve cephane sokuldu.

İngiliz Sefareti kanalıyla Londra’dan gelen paralar yardım adı altında Ermeni Komitacılarına dağıtıldı. Sultan Abdulhamid, bu çapulcuların yakalanması için o bölgeye asker yolladı. Birçok Türk askeri ve sivil halk şehit edildi.

 

Ermeniler gemiyi iyice azıya aldılar, birçok iş yerini ve evi yağmaladılar, tahrip ettiler. Yakalanan Ermeniler Rusların girişimi neticesi yurt dışına sürgün edildi.

İstanbul’da bulunan bütün Ecnebi Sefirleri Sultana gelerek, Ermenilere zarar verilmemesi için ricada bulununca, Padişah onlara yakalanan silah ve bombaları göstererek: “Efendiler! Ermeniler, Müslüman Türkleri bu silahlarla katlettiler. Bu gördüğünüz silahların fabrikası benim ülkemde yoktur. Türkler silaha karşı sopalarla nefis müdafaası yapmışlardır” dedi. Sultan, Ermenilere kimlerin, hangi maksatla yardım ettiğini çok iyi biliyordu.

Tıpkı bu günlerde Can Azerbaycan’a karşı yapılanların aynısı o günlerde yaşanmıştır. Halbuki bu mendebur halkın Osmanlı İmparatorluğu döneminde önemli devlet memurluklarında bulunmuşlar. Fakat bu iyiliklerin ve merhametin sonuçları net olarak ortada değil mi?

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.