Balıkesir Merhaba Gazetesi

ESKİ GÜNLERE DÖNMEYELİM

ESKİ GÜNLERE DÖNMEYELİM
05 Haziran 2015 - 0:04

Genel

Tarihte iz bırakıcı, dünya insanlığına DESTAN yazıcı gücümüz, On yıl önce canlandı. Yaşadığımız coğrafyadaki Türkiye, bayrağıyla, toprağıyla, insanıyla, büyük bir davayı omzuna aldı koşuyor. Yerküredeki bütün devletlere model oluyor. Bu bayrağın düşmesine, yine bu yüce millet asla müsaade etmeyecek. Çünkü düşerse millet düşecek. Ülke düşecek. Bize hasretle kucak açan bütün mazlum milletler düşecek. Sanayi düşecek. Ekonomi düşecek. Teknoloji düşecek. Edep, ahlak, inanç, iman, kalkınma, dik durma düşecek. Kısacası insanlık düşerek bütün emekler boşa gidecek. Tam bir asır sonra yakaladığımız fırsatlar, ataklar, emekler heba olup gidecek.

Sayın okuyucularım; büyük ve GÜÇLÜ TÜRKİYE bayrağı yere düşerse, Mısır gibi, Suriye gibi, Ukrayna gibi, Karabağ gibi kaos ve kavga ortamının yuttuğu ülkelerden biri gibi yine perişan hale döneceğiz. Bu bayrak yere düşerse, yeniden vesayet, yeniden çaresizlik, yeniden yıkım, yeniden kıyım, yeniden soygun, yeniden vurgun, yeniden hortum, yeniden baygın ve yeniden şehit tabutlarının geldiği ortama geri döneceğiz. Sokaklar yangın yerine yeniden dönecek. Mafyalar, çeteler, terör belalıları yeniden geri gelecek. Eşkıyalar yeniden türeyecek. Caddelerin orta yerinde takır takır insan vurmaya, bilim adamlarımızı kaçırmaya, devlet adamlarını eski keşmekeş arenaya döndürme devam edecek. Ermeni ASALA, elçilerimizi yine katledecek. Krizler, pürüzler, ikircikler hep baş kaldıracak. Aydıncıklar yine bu millete saldıracak. Onun için sizleri, köyünüzde, kahvenizde, evinizde, sokağınızda, bağınızda bostanınızda, bu isyancı ruhlarla mücadele bekliyor. Kuru gürültülere, kalbi kirlilere, höykürenlere, çemkirenlere, sümkürenlere kulak asmayın.

Basiretli okuyucularım; bir asır önceki Osmanlıda da tek bayraktı bu ülke. Küresel koalisyonların, şeytani planların, parçalayıp dağıttığı Osmanlının, bilinen son dayanağı, son umudu ve son bayrağı idi bu coğrafya. Osmanlı düştü, bayrakta yere düştü. Afrika’nın bir ucundan Sibirya’ya, Avrupa’nın göbeğinden, uzak doğuya kadar bütün milletleri ağlarına düşürdüler. Osmanlıyı böldüler, parçaladılar, lime lime ettiler ve kemirdiler. Birinci dünya savaşı, ardından ikinci dünya savaşı ile önce ezdiler, sonra bu ülkeleri bölüp parçalayıp tek tek yediler. Şimdi güçlenen Türkiye’yi yemek için yeni yeni senaryolar sergilediler, Gezi dediler, özgürlük dediler, laiklik dediler, irtica dediler, çoban dediler, türban, kurban dediler ve yürüdüler, höykürdüler.

Kıymetli dostlar; Yüz yıllık bir sabırla, azimle, çile ile geldik bu günlere. Bütün zulümlere ve zalimlere dayandık. İçimize kan akıtarak yutkunduk. Sesimizi çıkarmadan direndik. Hep bu büyük dava bayrağını dalgalandıracağımız günleri bekledik. Gizli gizli çok ağladık amma gık bile demedik. Bu coğrafyayı insanca yaşayacağımız toprak haline getireceğimiz günleri hayal ettik. Makamı, şaşayı, saltanatı bıraktık amma bu kutsal davanın bayrağını hiç bırakmadık.

Şimdi son on yıldır, coğrafyamızdaki esarete, vesayete ve değişik şeytani oyunlara DUR dedik. Özgür olmadığımızı, bağımsız olmadığımızı, yerimizin burası olmadığını fark ettik. Bütün bu planların, yalanların, dolanların birinci dünya savaşı sonrası çizilen bir proje olduğunu kavradık ve bütün dünyaya haykırdık. “Dünya büyüktür beşten” sözü, Kanada’dan, Avustralya’ya kadar yankı buldu. Bu ses baronlarda, siyonlarda, masonlarda ürküntü yarattı. Hep birden birleşerek ve yerli türetme ortakları ile birlikte başımıza üşüşmek istiyorlar amma boşuna. On yıldır yeni güçlü TÜRKİYE’DE yaşıyoruz biz. Kayıp bir yüz yıldan sonra, ilk kez kendi toprağımızda, kendi bağrımızda, kendi devletimizle, kendi milletimizle ve kendi değerlerimizle yaşıyoruz. Kimsesiz mazlum milletlerinde umudu olduk. Öyle vaatlerle, küçük eylemlerle, kin dolu söylemlerle, yalan dolu karalamalarla, iftiralarla, ithamlarla korku salarak aldatılacak bir millet yok artık karşılarında. Yüz yıldır ilk kez güçlü bir siyasi irade ve ilk kez kararlı yürüyüşlerle yoluna devam eden liderler var. Ölümü göze alarak yürüyen yöneticiler var. İlk kez devlet-millet kucaklaşıyor. İlk kez, kendi coğrafyasındaki kültürel iklime sarılan mutlu insanlar topluluğu var karşılarında. Eski defterler, eski ayrıştırma kepenkleri kapatılıyor. İşte dünyadaki bütün güçlülere meydan okuma bu.

Sayın okuyucularım;  Türkiye 8 Haziran sabahı tekrar coşacak. Bayrak elde, kararlılık gönülde, GÜÇLÜ TÜRKİYE hedefte, yine yolunda koşacak. Hayalcilikten, ithalcilikten, çetecilikten ümit bekleyip kükreyenler yine şaşacak. Çünkü tarih değişiyor ve değişirken de güç haritalarını değiştiriyor. Kaybedecek veya ara verecek zaman yok. Öfkeye, saldırmaya, kandırmaya, çelme takmaya, nefrete, hiddete ayıracak zaman yok. Ayni kadrolarla yola devam. Bu necip millet, eski yeteneksiz, bereketsiz, Beş sentsiz günlere geri dönmek istemiyor. Hoşça kalın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.