Notice: Trying to get property 'display_name' of non-object in /home/merhaba/public_html/wp-content/plugins/wordpress-seo/src/generators/schema/article.php on line 52

Balıkesir Merhaba Gazetesi

 FERRUH BOZBEYLİLEREİN PARTİDEN AYRILMASI (yıl 1969)

 FERRUH BOZBEYLİLEREİN PARTİDEN AYRILMASI (yıl 1969)
03 Nisan 2015 - 0:03

Genel

1960 ihtilalı demokrasi önüne çekilmiş koca bir siyah beton duvardır. Ülke siyasi tarihinde utanç duyulacak bir dikta icraatı ve Menderes ile arkadaşlarının idamı ise vicdanlardan silinmeyecek bir yara olarak durmaktadır.

1960 yılı darbesinin rüzgârlarının akabinde güya sivil bir hükümet oluşturuldu. Daha önceleri defalarca başbakanlık yapmış ve Reisi cumhurluk görevinde bulunmuş olan, İsmet İnönü’nün başbakanlığında bir hükümet kuruldu. DP. Demokrat pati kapatıldığından yeni kurulan küçük partiler koalisyonu olarak bir iki yıl görev yaptı. Bu şunu ifade ediyordu. Milletin oylarıyla tek başına iktidar olan hükümeti belirli bir azınlık istemiyor, yerine derme çatma bir hükümet kuruluyordu. 1965 yılındaki seçimlerde, Süleyman Demirel, Demokrat Partinin yolunda ve Menderes’in izinde olduğunu ima ettirdiğinden tek başına iktidar oldu. Her gelişim yolunda giderken, birden bire 41 ler ve yeminliler diye Adalet partisi ikiye bölündü. 41 lerin liderliğini Sayın Ferruh Bozbeyli, yeminlilerin lideri de Sayın Süleyman Demirel’di. Yeminli guruba MASONLAR diye yazılıp çiziliyordu. 1969 Yılında başlayan bu bölünme hareketleri ile beraber, ülkede işçi ve öğrenci hareketleri de başladı. Her gün şehirlerden ölüm haberleri geliyordu. O yıllarda Beş Bin gencimiz hayatını kaybetti. Derken ordu 12 Mart 1971 de bir muhtıra verdi ve hükümetin düşmesine sebep oldu.

Ülkedeki bu değişim hareketleri başlamadan önce, dünyadaki Yahudi lobilerinin desteklediği, SİYONİZMİN fikir tohumları da atılmıştı. Fransa-Paris’te başlayan işçi ve öğrenci hareketleri, bütün dünyaya bir çığ gibi yayılıyor ve yer kürenin siyasi oluşumları el değiştiriyordu. SİYONİST MADDECİ düşünceler yer küreye yavaş yavaş hâkim olmaya başladı. O yılarda Zayıflayan kan kaybeden Adalet Partisi, koalisyon hükümetleri ile ayakta durmaya çalışıyor, fakat bu koalisyonların ömrü çok kısa oluyordu. Sokak kavgaları, fabrikalardaki işçi isyanları, devlet adamlarını ve gazetecileri öldürmeler, konsolosları kaçırmalar, bankaları soymalar, fabrikaları yakmalar, almış başını gidiyordu. Siyonist düşüncelere hizmet etmeyen her kişi ve kuruluş eritiliyordu.

Kısacası 1970-1980 arası ülke rahat yüzü görmedi. Kurtarılmış mahallelerin, 20-30 kişilik toplu katliamların, 70 sente muhtaçlıkların, İMF önünde eğilmelerin, parti değiştirmelerin, cılkı çıkmıştı. 12 Eylül 1980 ihtilalının temelinde 1969 yılında başlayan bölünme hareketinin olduğuna benim yaşlarda olan her kişi şahittir. 1980 darbesiyle beraber, hem bütün partiler kapatılmış, hem demokrasi askıya alınmış ve hem de ülke ekonomisi perişan olmuştu. O yıllarda iktidar olan partilerin, bugün tabelaları bile yok. Siyaset adamlarının çoğu unutulup gitti. Fikir ve bir ideal uğruna kurulan oluşumların güttükleri davaları hala günümüzde devam ediyor. 1980-2000 yılları arasını bir geçiş dönemi olarak kabul edebiliriz.

2000 yılından itibaren başlayan siyasi gelişmeleri, yeni bir misyonun, yeni bir davanın, yeni bir siyasi atakların ve tüm dünyaya yayılan, “ÖNCE İNSAN” diyen bir anlayışın başlatıldığı ve İslami ruhun beslenip büyütüldüğü yıllar olarak ele alabiliriz. Barış süreci başlatılmışken, milletin başının yukarı kalkıp belinin doğrulduğu ortamlar sağlanmışken, Büyük Türkiye’nin sesi tüm dünyada yankılanırken, yeni bir MİLLET OLMA ruhu başlatılmışken, Çanakkale savaşlarında yaşanan anlayış ve yaşayışları yakalamaya koştururken, kıdemli ve deneyimli siyasetçilerin kavgaya girmesi kabulü mümkün olmayan bir gelişimdir. Kimin haklı, kimin haksız olduğuna bakılmaksızın, böyle bir atağın başlatılması asla kabulü mümkün olmayan büyük bir şanssızlıktır. Bu gibi siyasi çıkışların, ülkede, hükümette, ve bu yüce millettin bağrında bırakacağı tahribatların vebalini kimse taşıyamaz.

Her kesim ve kısım dikkat etmeli ve hislerini, kaprislerini, aklının üzerine çıkarmamalıdır. Bütün yetkili ve etkili kişiler 1969 yılı gerçeğini göz önünde bulundurmak mecburiyetindedir.  Bütün siyasi oluşumlar bu gerçeği göz ardı edemez. Hiçbir kuruluşun veya hiçbir kişinin başlatılan bu büyük dava önünü kesmeye veya aksatıp tökezletmeye hakkı yoktur. On Beş yıldır seçim kazanan kişilerle beraber büyük bir davanın yücelmesini isteyen anlayışların aksatılmasını tarih ve bu necip millet asla affetmez. Hoşça kalın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.