Balıkesir Merhaba Gazetesi

Hayvanlarda Doktorluk!

Hayvanlarda Doktorluk!
Prof. Dr. Fatih Satıl
Prof. Dr. Fatih Satıl( fsatil@gmail.com )
30 Kasım 2020 - 7:39

Hayvanlarda Doktorluk!

Acaba o dilsiz ve sahipsiz hayvanlar hasta olduklarında ne yaparlar? Onların kendilerini muayene edip tedavi edecek özel doktorları ve hastaneleri yok. Hastalıklarını söyleyebilecek bir dilleri, ağrıyan yerini gösterebilecek bir yolları da yok! Ama yaban hayatında görüyoruz ki hastalanan hayvanlar sanki tıp ilmi almışçasına yapılması gereken tedaviyi en güzel şekilde yapabiliyorlar. Demek ki yaratılışları ile birlikte hastalıklardan korunma ve tedavi hususunda gerekli olan bilgilerle donatılmışlar.

Örneğin ateşi olan bir hayvan derhal serin, havadar, gölgeli ve su kıyısında bir yere çekilir. Orada sessizlik içinde bekler ve her zamankinden çok daha fazla su içer. Ateşimiz olduğunda doktorlar bize de aynı şeyi tavsiye etmezler mi?

Bununla birlikte bazı hayvanlar fitoterapi uzmanı gibi hangi hastalıkta hangi otu yemesi gerektiğini bilir daha doğrusu ona bildirilir. Örneğin Bezuar cinsi keçiler, zehirli bir yılan tarafından sokulduğunda, hemen yaşadığı bölgede bulunan sütleğen bitkisini bulur ve yer. Bu şekilde zehrin etkisinden kurtulur. Bilim insanları bu olayı gözlemledikten sonra sütleğen bitkilerini incelemişler ve bu bitkide yılan zehrine karşı panzehir özelliği olan maddelerin bulunduğunu keşfetmişler.

Bir kediyi ve bir köpeği zaman zaman ot yerken görmüşsünüzdür. Oysa bu hayvanlar etçildir otla ne işleri olabilir ki? Bu hayvanların bu otları yemesinin bir hikmeti var aslında. Yedikleri bu otlarla midelerinde yüksek lif oranı sağlayarak kendilerini kustururlar. Sanki mübarek hayvanlar dahiliye uzmanı gibi! Kediler bu sayede, kendini temizlerken yalayarak midesinde biriken tüy yumaklarını da atarak rahatlamış olurlar. Bazı otlar da kedilerde ishale neden olur, bu sayede hem sindirim sitemi rahatlar hem de tüy yumakları atılmış olur. Bazı kaynaklarda ise kedilerin bu otları içeriğindeki sindirim düzenleyici etkiye sahip olan folik asit için yediklerini belirtilmektedir.

Hayvanlar gerektiği zaman çok sıkı bir pehriz takip edebilirler. Biz insanların dahi bilmediği sayısız şifa kaynağını hayvanların doğuştan biliyor olması bizim için de önemli bir şans aslında. Hayvanların şifa için kullandığı bu bitkileri dikkatle inceleyerek pek çok hastalığa çare olabilecek ilaçlar üretilebilmiştir.

Hayvanlar alemindeki bunun gibi harikuladelikleri “içgüdü” kelimesiyle bir çırpıda izah etmek sizce aklı tatmin etmekte midir? İçgüdü en kısa tarifiyle “hayvanların doğuştan getirdikleri, ırsi özellikte ve bir türe mahsus, çoğu kere hayati önemi haiz davranış modelleri”dir. Filozof John Dewey’in dediği gibi ‘bir davranışın içgüdü olduğunu söylemekle; uyku ilacı, uyku getirici özelliğinden dolayı insanı uyutur, demek arasında bir fark yok.” Aslında, içgüdü kelimesi ‘henüz anlaşılamayan davranışları’ ifade ediyor. “İçgüdü” ya da “Dürtü” canlılara doğrudan doğruya ilham edilen bilginin kaynağını inkâr etmek için seküler bilim adamlarının uydurduğu sihirli bir kavramdır. Aslında içgüdü olarak adlandırdığımız şey canlıları dürten yani programlayan, onlara neler yapacaklarını ilhamen öğreten bir güçtür ki biz ona Allah diyoruz. Tabi bu yanlış anlaşılmasın, bunu yapan Allah deyip bilimsel çalışmayı ve sorgulamayı da inkâr etmiyoruz. Bizler, canlılar alemindeki bu tür gizemli olayları araştırıp nedenlerini niiçinlerini ve mekanizmasını ortaya koyup tüm bunların arkasındaki hakiki gücü de görüp hayretimizi dile getiriyoruz. Allah hayretimizi artırsın.

 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.