Balıkesir Merhaba Gazetesi

İlk kez dışarıdan rektör adayı var

İlk kez dışarıdan rektör adayı var
11 Ekim 2014 - 0:12

Genel

01

 

Önümüzdeki günlerde rektörlük seçiminde Balıkesir Üniversitesi’nde bir ilk yaşanacak. İlk defa dışarıdan bir aday rektörlük için mücadele edecek.
Balıkesir Üniversitesi (BAÜ) rektörlük seçimleri yaklaşırken, yarış da hızlanacağı benziyor, bu seçimlerde ise bir ilk yaşanacak ve ilk defa dışarıdan bir aday, BAÜ rektörlüğü için mücadele edecek. Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Hadis Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Ahmet Keleş, Balıkesir’de yarışacak. Bu seçimlerin ikinci bir ilginç yanı ise rektör adayı Prof.Dr. Ahmet Keleş’in renkli kişiliği… Hatırlanacağı gibi Prof.Keleş, 25 yıl Fethullah Gülen cemaati içinde ‘hizmet’ etmiş ve aradan yıllar geçtikten sonra cemaatle, Gülen’le yollarını ayırmış ve 17 Aralık operasyonları sırasında cemaate yönelik sert eleştirileri ile kamuoyunda uzun süre gündemde kalmış bir isim. Prof. Keleş, son 10 gündür Kampüs’te, Necatibey Eğitim Fakültesi’nde (NEF) öğretim üyeleri ile bire bir yoğun görüşmeler içerisinde. BAÜ rektörlük seçiminde bir ilkin yaşanacak olması ve Prof. Keleş’in renkli kişiliği sebebiyle kamuoyunun ilgi duyacağı bu gelişme üzerine Prof.Keleş’le NEF bahçesinde kısa bir söyleşi yaptık. Kamuoyunun yanıtını aradığı soruları kendisine yönelttik. Niçin Balıkesir Üniversitesi’ni seçtiğini, BAÜ hakkındaki düşüncelerini, kamuoyunda yankı uyandıran siyasi söylemlerini sorduk.
NİÇİN BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ
Sayın Keleş, Niçin Balıkesir Üniversitesi’ni tarcih ettiniz?
“Benim Balıkesir Üniversitesi’nde aday olmamın nedeni; 90’lı yıllarda 1997’ye kadar Balıkesir’de kalmış olmam. Burada çok derin, kadim, köklü dostluklarımın bulunması; beni Balıkesir’e hep bağlı kıldı. Bir şekilde Balıkesir’le münasebetim hep devam etti. Böylece bu güçlü şehir bağımın, şehir geçmişimin üniversite hayatında da devam etmesini düşündüm. En önemli faktör bu.
DIŞARIDAN ADAY BİR İLK
Sizin bu girişiminiz bir rektörlük seçiminde ilk oluyor sanırım?
“Evet. Büyük üniversiteler için bu ilk örnek olacak. İnşallah önemli bir örnek olacak. Daha önce kurucu rektör olarak alıştığımız bir uygulama var, ama bu alışık olmadığımız, büyük üniversitelerden yine farklı bir üniversiteye rektör adayı olunması bir ilk. Atanırsım da ilk olacak. Üniversitelerimizin, batıda Avrupa’da olduğu gibi; oralarda bu uygulama çok yaygın, buralarda da alışmamız gerekir. Burada önemli olan yöneticiliktir. Projelerinizle alakalı bir konu, ne kadar projeleriniz varsa zaten öğretim üyeleri size desteklerini vereceklerdir veya vermeyeceklerdir.
‘BİR ARAŞTIRMA YAPTIM’
Burada şansınız nedir? Alt yapınız var mı Üniversitede.
Üniversite içinde bir alt yapım yok. Sadece şuna güveniyorum: Üniversitede görev yapan öğretim üyelerimiz, sağ duyularına güveniyorum ve bir akademisyen olarak bir birimizi anlayacağımız ortak bir dilimiz var. Biz kısa sürede hocalar olarak; bir birimizi ölçüp tartabiliriz ve burada ki hocalarımızının da benim böyle bir üniversiteyi yönetebilecek donanıma sahip olup olmadığım konusundan fikir sahibi olabileceklerini düşünüyorum. O yetenek hocalarımızda var. Biz akademisyenler olarak ‘şu kadar geçmişi var, şu kadar deneyimi var’ bunu ölçebiliriz. Bu temel alt yapımız akademisyenliğimizdir; bir birimizin dilini iyi biliyoruz. Bunun ben önemli olduğuna inanıyorum.
GÜLEN’LE YOLLAR AYRILINCA
Sizin alışılmadık bir yönünüz var, san ki daha siyasi söylemler dile getiren bir aday olarak cemaatle anlaşmazlığınız, belli bir geçmişten sonra?..
“Rektör adaylığımla ilişkilendirmemeli bu söylemimi. Türkiye’nin yakın tarihi itibariyle ülkemiz, 17 Aralık’tan itibaren önemli bir dönemden geçti. Bu tarihi döneme; yakın tarih açısından bakılırsa çok sıra dışı bir dönemdi, alışık olmadığımız bir dönemdi, çok farklı büyük, köklü sorunlarla karşı karşıya geldiğimiz bir dönemdi siyasi açıdan. Ben o ülkenin geçtiği o dar boğazda, ülkemizin o dar boğazı daha sakin bir şekilde, az hasarla geçebilmesi açısından bir ‘ülke hzmeti’ olarak benim yakın geçmişimde tanıdığım bir ‘yapı’ hakkında ülke insanımı bilgilendirdim. Ülke insanımın konuyla ilgili birinci elden, işin içinde bulunmuş birinden bilgilenmesini sağladım. Bu asla siyasi bir söylem değildi. Siyasi amaçla yapılmış bir söylem de değildi. Televizyon konuşmalarımda da her hangi bir siyasi şey olmadığını; sadece ve sadece seçilmiş meşru bir hükümetin desteklenmesi gerektiğini, ne olursa olsun bu şekilde bir darbeyle bu ‘hükümetin düşürülmesinin doğru olmadığına ilişkin’ sözlerim parantez içine alınırsa hiç bir siyasi yön yoktur o konuşmalarda. O konuşmalarım, adaylığımın bir devamı değildir. Bu konuşmalarımın adaylığımla ilişkisi söz konusu değildir.
25 YIL SONRA KONUŞTU
Cemaatle ilgili sözleriniz ‘gecikmiş bir söylem’ olarak yorumlanıyor.
“Bu kadar bekledikten sonra, 25 yıl sonra diyorlar… Bunu da televizyonlarda cevapladım. Bunun sebebi şu: Bu konuda sayın Fethullah Gülen’le yollarımızı ayırdıktan sonra kendisine de bu heseplaşmanın artık bir ahiret hesaplaşması olduğunu, mahşere kaldığını söyledim ve öyle de bıraktım. Bu söyleme dönmem, az önce de belirttiğim gibi ülkenin bu kadar benim açıklamama ihtiyacı olmamış olsaydı ben yine bunun hesabını mahşere bırakmıştım. Bu söylemim zaruri bir ihtiyacın beni zorlamasıyla oldu. Yoksa başka hiç bir anlamı yok; gecikmesi de bundan.
CUMHURBAŞKANI’NA
YAKIN BİR ADAY MISINIZ?
Konjonktür bakımından san ki rektörlük seçiminde cumhurbaşkanına yakın olmak amacıyla böyle bir söylem dile getirdiğiniz söylenebilir mi ne dersiniz?
“Tabi ki böyle eleştiriler gelebiliyor. İnsanlar benimli ilgili olarak gazetelerde, değişik yerlerde bu yorumları yaptılar. Böyle bir yorum yapan insanlara söyleycek bir şey yok. İnsanlar yorumlar, ama şu nu söyleyeyim ki benim rektör adaylığı sürecim bu yeni konjonktürden sonra başlamış değil. Ben Dicle Üniversitesi gibi büyük bir üniversitede de rektör adayı oldum. Seçim sonrası üçüncü sıradaydım. İsmim de Abdulah Gül’e gitti. Böyle şeylerle gündeme gelip rektör olmak peşine düşmedim. Şimdi ki adaylığımın da ‘hazır konjonktür benim lehime gelişmişken, cumhurbaşkanı ile de böyle bir yakınlığımız olmuşken bunun üzerinden hazır bir rektörlük kapayım’ düşüncesini taşısam bunun için en uygun yer şimdi görev yaptığım Dicle Üniversitesi olurdu. Bunun için hiç tanımadığım bir üniversiteye gelmek riskli. Öyle olsaydı buraya gelmezdim. Bu tür yorumlar niyet okumadır. Ben bunu onaylamadığımın altını çizmek istiyorum. Bu doğru bir şey değil.
BAÜ İÇİN YENİ BİR YÜZ
Balıkesir Üniversitesi’nde şansınız nedir? Öğretim üyeleri sizi tercih edecek mi?
“Ziyaretinde bulunduğum, bire bir görüşmelerde bulunduğum, kendimi tanıtmaya çalıştığım öğretim üyesi arkadaşlarımdan aldığım tepkileri, aldığım geri dönüşleri düşünecek olursam şunu söyleyebilirim: Hocalarımın hiç bir ön yargı taşımadan; -kendilerine bunun için teşekkür ediyorum.- Beni anlamaya çalıştıklarını, ciddi ciddi dinlediklerini, anlamak için sorular sorduklarını ve bu konuda hakikaten Balıkesir Üniversitesi’ni yönetim yönetemeyeceğimi ölçtüklerini, bunun için de bana yeterli zaman ayırdıklarını söylemeliyim. Bunun etkili olduğunu düşünüyorum. Balıkesir Üniversitesi hocaları, burada yeni bir yüz olmam, Balıkesir Üniversitesi’nde geçmişimin olmaması, herkese eşit mesafede durabilmem, daha adil bir üniversite yöreticisi olmam için bir şans olarak değerlendirecek diye düşünecek pek çok hocamızın çıkacağını ve bana destek olacaklarını umud ediyorum.”
CUMHURBAŞKANI’NIN
TERCİHİ NASIL OLACAK?
Cumhurbaşkanının onaylaması bakımından ne düşünüyorsunuz?
“Ben şunu söylüyorum. Hocalarımızla konuştuğumuzda onlara da söylüyorum. Benim öncelikli ölçüm, Balıkesir Üniversitesi’ndeki hocalarımızdan yeterli miktarda bir oy almaktır. Bu yeterli miktar toplam oy sayısının adaylara bölündüğünde ortalamaya yakın bir rakamı kastediyorum. Şu anda 7 aday olduk. Bu yedi adaya 530 oyu bölerseniz ne düşüyorsa, ortalama bir oy alırsam, bu desteği buradan alırsam YÖK’te bunun çok değerli görüleceğini düşünüyorum. ‘Bu aday farklı bir üniversiteden gitmiş, farklı bir üniversitede bu kadar oy almış’ diye beni üçüncü sıraya koyarlarsa bunun da Köşk’te çok anlamlı bulunacağını, taktir göreceğini ve atanmama yeteceğini düşünüyorum.”
REKTÖRLÜK SEÇİM SÜRECİ
Rektörlük seçim süreci hakkında kısa bir bilgi verir misiniz?
“Seçim sabahına kadar, fiilen oy atma işleminin başlayacağı saate kadar arkadaşlar aday olarak isimlerini yazdırabilirler. Bunun bir sınırı yok 5 aday da olabilir, 50 aday da olabilir, ama YÖK’e 6 aday gitmek zorunda. Adaylar, altıdan çoksa sıralama en çok oy alandan başlanarak sıralanır ve ilk altı isim YÖK’e gider. Biz YÖK’te mülakata da gideriz. YÖK genel kurulundaki insanlar bizi dinler, kendi aralarında bizi oylarlar. O oylamada ilk 3’e girenleri de YÖK köşke gönderir. Artık Cumhurbaşkanı kendi istihbaratı, araştırmaları sonucunda o üç kişiden hangisini atarsa, o kişi rektör olarak atanır.”
‘BÜYÜK EKSİKLİKLER GÖRDÜM’
Balıkesir Üniversitesi’nde araştırma yaptınız mı, ne gibi eksikler gördünüz?
“Benim ilk olarak gördüğüm; üniversitenin şehirle olan diyoloğu kopuk. İkincisi üniversitenin sağlık hizmetlerinin Tıp Fakültesi olarak yetersiz olduğunu, önümüzdeki sene mezun verecek olan fakültede henüz ana bilim dallarında hocaların eksik olması, acil hizmeti görmeden, öğrenmeden mezun olacak olmaları Tıp Fakültesi olarak ciddi bir zaafın olduğunu, Balıkesir gibi bir üniversitede bunları temin edilememiş olmasının da önemli bir yönetim zaafı olarak gördüğümün altını çizmek istiyorum. Böyle bir bölgede, Balıkesir gibi bir yerde bir Ziraat Fakültesi’nin olmaması, Veteriner Fakültesinin de bu şekilde zayıf bir konumda olması kabul edilebilir bir durum değil. Sağlık hizmetleri bakımından sadece kampüsle sınırlı tutulması, Balıkesir’e yapılacak hizmetlerde bir eksiklik. Diş Hekimliği Fakültesi kurulması izni YÖK’ten çıkmış olmasına, Bakınlıktan izin çıkmış olmasına rağmen, Diş Hekimliği Fakültesinin hala kurulmamış olması, bugün BAÜ’nün diş sağlığı hizmeti veremiyor olması da önemli bir eksiklik. Balıkesir Üniversitesinde bir Diş Hekimliği Fakültesinin açılması şart. Bölge itibariyle baktığımızda bir Eczacılık Fakültesi niye yok? Mesela bunun da cevabı yok.
‘ÜNİVERSİTENİN KAYNAKLARI YOK’
“Bir de en önemlisi, benim temaslarımda tespit ettiğim kadarıyla Üniversitenin kendini besleyecek özgün maddi kaynaklar üretmemiş olması… Üniversite devlete muhtaç bir durumda duruyor. Bu yanlış. Çevre desteği hiç yok, o iletişim kurulamamış. O köprüler kuralamamış. Üniversiteyi üniversite yapan o özgün kaynaklar olmayınca eksik kalıyor. Gördüğüm bir diğer eksiklik de Üniverseti’nin çok iyi bir öğretim üyesi kadrosu olduğu halde iyi değerlendirilmemesi. Akademisyenleri çok kıymetli, özellikle Avrupa doktoralı pek çok hocamız var. Bunun da üniversitenin yönetiminde, gelişmesinde ön plana çıkamamış olmaları, geri planda kalmış olmaları beni çok üzdü. Doğrusunu isterseniz ben rektör olursam bu arkadaşlarımı üniversitenin geliştirilmesinde bu arkadaşlarımı değerlendireceğimin de altını çizmek istiyorum.”
ÖĞRETİM ÜYELERİNE
VAATLERİNİZ VAR MI?
Siz öğretim üyelerine vaatleriniz bunlar mı başka vaatleriniz oluyor mu?
“Benim öğretim üyelerine vaadim şu: Hepsine eşit mesafede duracağım ve asla ayrımcılık yapılmasına izin vermeyeceğim. Şu anda her hangi bir şekilde hocalarımıza bir mevkii, makam taahüdü yaparak oy toplamamaya çalışmadım. Üniversiteyi ilk defa kurumsal olarak hiç kimseye ipotek edilmemiş makamları, o makamlara en layık olanların getirilmesini sağlamak için liyakatın esas olduğu bir sistemi taahhüd ediyorum. Bir de hocalarımıza üniversitenin gelişmesi, büyük bir üniversite olması için ortaya koyacakları her türlü araştırma projelerine elimizden gelen en büyük desteği vermeyi de taahhüd ediyorum.”
‘KAMPÜS PLANLAMASI YOK’
Rektör adaylığı için yola çıkan Prof.Dr. Ahmet Keleş’in BAÜ ile ilgili bir eleştirisi de şöyle: “Kampüs planlaması yok. Yerleşke rastgele yerleştirilmiş, önümüzdeki bir on yıl sonra üniversitenin gelişimini göz önüne alırsak, ayağını bağlayacak bir şekilde konumlanma olmuş. Yine kampüs düzenlenirken kazalardaki yüksek okullar da bir üniveriste stratejisi içinde planlanamadığı için sıkıntılara sebep olmuş. Allah izin verirse, rektör olursam iki önemli şeyi yapacağım: Birincisi; Balıkesir’den sivil toplumdan, sivil temsilcilerden oluşacak bir üniversite ‘mütevelle heyeti’ kuracağım. Üniversite ile şehri buluşturacağım. İkincisi de üniversitenin içinde Balıkesir Üniversitesini geliştirecek, sırf Balıkesir Üniversitesi’nin gelişimine yönelik bir Araştırma Merkezi kuracağım. Böylece nereye hangi yeni ihtiyaç var tespit edilecek. Üniversite kampüsü de dağınıkltan kurtarılıp bir araya toplanabilir. Bunun üzerinde çalışılması lazım, ama bu konunun bir master plan yapıldıktan sonra konuşulacak bir sorun olduğunu düşünüyorum.”

AKŞAM GAZETESİ HABER SİTESİNDE 17 MART 2014 TARİHİNDE ÇIKAN HABERDEN
Pensilvanya’da yaşayan Fetullah Gülen Hareketi’ne 25 yıl hizmet eden Prof. Dr. Ahmet Keleş yine çarpıcı açıklamalarda bulundu.
a Haber’de Zeynep Bayramoğlu’nun sorularını yanıtlayan Keleş, Türkiye’den Amerika’ya Pensilvanya’ya 81 ilden giden topraklar hakkında çarpıcı detaylar verdi. Fetullah Gülen’e Türkiye’nin heryerinden toprak gittiğini anlatan Keleş “Gülen’e toprak götürmek için o ilin en fazla himmet bağış yapanın hakkı vardı” diye konuştu.
Keleş, Fetullah Gülen’in bu ülkeye gelemeyeceğini de kaydetti. Keleş “Çünkü buna yüzü olmayacak. İstanbul’a indiğinde uçaktan bu milletin gözlerine içine bakabileceğini düşünmüyorum” ifadesini kullandı.

Prof. Dr. Ahmet KELEŞ KİMDİR ?

1959’da Kırşehir’de doğdu, ilk ve orta öğrenimini Kırıkkale’de tamamladı. 1988’de Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Yüksek lisans ve doktora öğrenimini aynı üniversitede tamamladı.

1998’de Dicle Üniversite İlahiyat Fakültesi, Hadis Anabilim Dalına öğretim üyesi olarak atandı. 2004’te doçent, 2009’da profesör oldu. Ağustos 2008 – Nisan 2009 tarihleri arasında yürüttüğü Dicle Üniversitesi genel sekreterliği görevinden istifa ile ayrıldı. 2012 yılında Dicle Üniversitesi Rektör seçiminde aday olup ilk üç sırada yer aldı.

Halen Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Hadis Anabilim Dalı başkanlığı görevini yürütmektedir. İhtisas alanında çok sayıda bilimsel kitap, makale ve bildirileri bulunmaktadır. İyi derecede İngilizce ve Arapça bilen ve 1985 yılından itibaren Balıkesir ile olan irtibatı devam Ahmet Keleş evli ve iki çocuk babasıdır.
HABER: KAMİL AKYÜREK

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.