Balıkesir Merhaba Gazetesi

İŞTE HÂLİ PÜR MELÂLİMİZ…

İŞTE HÂLİ PÜR MELÂLİMİZ…
SAMET BEYAZ
SAMET BEYAZ( [email protected] )
25
30 Mart 2019 - 8:00

Sevgili okurlarım, geçtiğimiz günlerde kulağıma gelen ve ekonomik sorunlar sebebiyle bunalan bir çiftin bu dar boğazdan çıkabilmek maksadıyla başvurduğu bir yolu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bahsettiğim genç çift, yaşam koşullarının ağırlığı, biriken borçların ödenememesi sebebiyle ciddi sıkıntılar yaşıyorlar. “Ne yapacağız” diye kara kara düşünürken, kadının emekli devlet memuru olan babası vefat ediyor. Ölüm olayı onları, maddi ve manevi anlamda iyice sıkıntıya sokuyor. Çünkü kendilerine, ara sıra emekli aylığından ufak çapta destek olan baba da artık yoktur. Ekonomik sorunlardan ve ödeyemedikleri borçlardan dolayı iyice bunalan genç çift, sıkıntı içinde kıvranırken bir tanıdıkları; size bir önerim var, bu önerimi dikkate alırsanız her ay muntazam bir geliriniz olur diyor. Tabi ekonomik anlamda çökmüş durumda olan çift hemen tanıdıklarına soruyorlar nedir önerin diye; o da bir an önce boşanacaksınız, boşanan kadınlar, babalarının emekli aylığını almaya hak kazanıyorlar, siz boşanırsınız ama yine birlikte yaşarsınız, bu durumda her ay emekli aylığı geliriniz olur diyor. Genç çift şaşkın bir şekilde düşünür ama bu öneri hiç de fena fikir değildir. Kadın; “gider sessizce boşanırız, insanlar ne bilecekler bizim boşandığımızı? Nasıl olsa birlikte yaşamaya devam edeceğiz” der. Hemen birer Avukat bulurlar. Taraflar arasında birkaç maddelik boşanma protokolü hazırlanır. Avukatlar müşterek imzalı boşanma dilekçesi verip, ortak protokolü mahkemeye sunarlar. Davaya bakan mahkeme ilk celsede çiftin boşanmasına karar veriyor. Ardından boşanma ilamı Emekli Sandığı’na veriliyor ve kadına vefat eden babasının emekli aylığı bağlanıyor.

Vefat eden babasından emekli aylığı alabilmek için boşanan ve boşandığı eşiyle yaşamaya devam eden binlerce kadının var olduğunu biliyoruz.

Peki yine geçim sıkıntısı ve hayat pahalılığı sebebiyle son beş yılda Bir Milyon 115 Bin 530 Üniversite öğrencisinin okulu bırakmak zorunda kalmasına ne diyeceğiz?
Bu bilgi Milli Eğitim Bakanlığının CHP İzmir Milletvekili Ednan Arslan’ın bilgi talebine karşılık olarak geldi.

Resmi rakamlar sayının yıldan yıla arttığını gösteriyor. 2013-2014 eğitim öğretim döneminde 135 Bin öğrenci Üniversiteden ayrılırken, bu sayı 2014-2015’te 161 Bine, bir sonraki yıl 197 Bine, 2016-2017 döneminde de 212 Bine çıktı. Geçen yıl ise rakam bir önceki yıla göre ikiye katlanarak 408 Bini geçti.

Evinde yakacak kalmaması sebebiyle çocuklarının eline ısınmaları için saç kurutma makinesi verip intihar eden anneyi unutmadık değil mi?
Şöyle hafızalarımızı tazeleyelim; cebinde 6 lira ile intihar eden Coğrafya Öğretmeni İbrahim Yeşilbağ’ı unutmadık değil mi?

Saraylara, haramlara, vicdanlardaki çukurlara isyan edercesine cebinde 6 lira ile…

16.04.2018 günü Aydın‘da yaşayan Sosyal Bilgiler Öğretmeni 25 yaşındaki Merve Çavdar’ın atamasının gerçekleşmemesi ve işsizlik nedeniyle bunalıma girerek depresyon hapları içerek intihar ettiğini unutmadık değil mi?

Aydın’ın Kuyucak ilçesinde, 33 yaşındaki Beden Eğitimi Öğretmeni Alim Koç’un ataması yapılmadığı için intihar ettiğini ve genç yaşında bu dünyadan göçüp gittiğini unutmadık değil mi?

Bursa’nın Gemlik İlçesi’nde ikamet eden 26 yaşındaki Esra Temur’un atamasının gerçekleşmemesi sebebiyle evde bulunan ruhsatsız tabanca ile başına bir el ateş ederek intihar ettiğini unutmadık değil mi?
İzmir’de yaşayan Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümü mezunu 23 yaşındaki İsa Erdoğan’ın Sosyal Medya sayfasından “Öncelikle hepinizden, ailemden, arkadaşlarımdan, yakın dostlarımdan, böyle bir üzücü durumu yaşattığım için özür diliyorum. Üzgünüm. Uzun zamandır mutsuzum. Nasıl mutlu olunur bunu bile bilmiyorum. Hayatımın geri kalanını devam ettirmek için umudumu, ışığımı kaybettim. Bu paradoksu kıramadım. Başka bir sebep aramanıza gerek yok. Kendi irademle, kararımla aranızdan ayrılıyorum. Bu notu paylaştıktan hemen sonra hayatımı sonlandırıyorum. Ailemin rızası alınarak tüm organlarımı ve dokularımı bağışlıyorum. En önemlisi Erzincan’a defnedilmek istiyorum.” notunu paylaşıp intihar ettiğini unutmadık değil mi?

Sevgili okurlarım sizi bilmiyorum ama tüm bu acı olayların hiçbirisini ben unutmadım.

Şimdi sizin huzurunuzda şu bizim vekâlet verdiğimiz pek sayın vekillerimize soruyorum !!

Sizin ayaklarınız kırmızı halılardan beri gelmiyor. Eh, pek tabi kırmızı halılarda yürüdüğünüz için ayakkabılarınız yıpranıp ayağınıza bir çift ayakkabı almak nedir bilmezsiniz. Hâl böyle olunca bir çift ayakkabının fiyatını da bilmezsiniz. Halı yoksa her biriniz kırmızı plakalı makam araçlarınızla sefa sürersiniz. Allah aşkına başınızı yastığa rahat koyup uyuyabiliyor musunuz?

Tok insanın açtan ne haberi derler ya hani… Ne kadar doğru !! Milletin meclisinde ceylan derisi koltuklarda yayılıp otururken emeklilikte yaşa takılan ve bir türlü rahat nefes alamayan insanların gözlerinin içine bakarak “boş işler” diyen Sayın milletin vekili Cahit Özkan Bey !! Ya sizin vicdanınız rahat mı merak ediyorum?

Şimdi aklıma bir zamanlar aklımızla dalga geçercesine “asgari ücretle geçinilir, geçinilmez diye bir şey yok” diyen Sayın Faruk Çelik geldi.

Balçiçek İlter’in birçok izleyiciden gelen asgari ücretle ilgili eleştirileri belirtmesi üzerine Sayın Faruk Çelik şöyle cevap vermişti: “Asgari ücretle geçinilmez diye bir şey yok. Geçinirsiniz. Ona mahkûmsanız 800 TL de büyük bir paradır. Netice itibariyle peynirin kilosunun fiyatı bellidir, ekmeğin fiyatı bellidir. Bir geçimdir sürdürebilirsiniz. Bizim meselemiz bu değil. Bunu istismar etmemek lazım. Asgari ücret bir taban fiyattır. Biz diyoruz ki işverene bundan aşağı ücret talep edemezsin. Asgari ücret, sosyal devletin koruma aracıdır. Bunu kaldırırsanız 400 TL ücret teklif eden de olabilir.”
Sayın Çelik dışında diğer vekillerimizin de Çelik’ten farklı düşünmedikleri kanaatindeyim. Madem asgari ücretle geçinmek bu kadar kolay ve basit ise sayın vekillerimize sadece bir ay asgari ücret maaş almaları ve geçinmeleri teklifinde bulunuyorum. Şaka yaptım yahu şimdi kalbiniz falan tutmasın.
Sözlerime son verirken içimden geleni söyleyeyim;
Milletin Meclisinde Meclis Başkanının “kabul edenler, etmeyenler” sorusuna neyi kabul edeceğini ya da etmeyeceğini bile dinleyip anlamadan sadece el kaldırmak için maaş alan sözde vekiller !!
Vicdanınızda boğulun !!
Sosyolog Samet Beyaz
Sosyoloji Meslek Mensupları Derneği Genel Başkanı
E-Posta: [email protected]

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.