Balıkesir Merhaba Gazetesi

İVRİNDİ ARDIÇ TEPE BARAJI

İVRİNDİ ARDIÇ TEPE BARAJI
05 Aralık 2014 - 0:10

Genel

İstanbul gibi büyük metronomların sabah vakti, şafak işçileri, varlıklı ailelerin evde pislik yapmasın diye çöpe attıkları kâğıt ve naylon parçalarını EKMEK PARASI için toplayan Anadolulu garip kişilerdir. Onların mesaiye başladığı saatlerde iki tip insan sokaklardadır. Birincisi sabah namazı için camiye gidenler, ikincisi ise meyhane ve pavyonlardan dönenler. Çöp bidonlarını karıştıranlarla, namaza gidenler genellikle Anadolu insanıdır. Sokaklarda kadınlı erkeli, sarhoş vaziyette, yalpalayarak yürüyenler de genellikle vurguncular, hortumcular ve bir zamanlar mafyalaşarak esnaftan haraç alanlardır. “Yüksek dağlarda hem kuşa hem karıncaya rastlanır. Biri uçarak, diğeri sürünerek çıkmıştır” atasözünden başlayarak çevremizden büyük şehirlere göç edenlerin, azda olsa tekrar köylerine dönmekte olduklarının sebeplerine gelelim. Uçarak çıkanların ömrü kuşlar gibi az olur. Çünkü onlar LEŞ yerler ve kısa zamanda da yok olup giderler. Çilelerle sürünerek çıkanların ömrü uzun olur. Çünkü onlar da ot yerler. Anadolu insanı, kendi sılasını, kendi diyarını, akraba ve dostlarını bırakamazlar. Onların hayat tarzı VEFA üzerine kurulmuştur. ÇİLE ve VEFA onların yaşama şeklidir. Alın teri ile suladığı, bağını bostanını unutamaz.

Su hayattır. Geleceğin ALTIN değeri, suyun içinde gizlidir. Şehirden köye dönüş barajın tamamlanmasıyla daha da çoğalacak ve canlılar su çevresinde toplanacak. Bir sabah göreceksiniz ki Mallıca, ayaklı, Geçmiş köylerinin çevresindeki mis kokulu çam ağaçları altında, villaların yapıldığını hisseder gibi oluyorum. Geniş bahçeli, rengârenk çiçekli evlerin önlerinde, koşturarak oyun oynayan çocukları, şarkı, türkü, ilahi söyleyen Anadolu insanlarını görür gibi bakıyorum. Yakama yaban gülleri takıyorum. Önünde baraj denizi, yamaçlarında sıralanmış beyaz boyalı evleri hayal ediyorum. Küçük sanayi işletmeleriyle, camisiyle, alışveriş merkezleri ile, spor sahalarıyla küçük amma mutlu insanların yaşadığı uydu kentlerde dolaşıyorum. Dev çınarlara kurduğum salıncaklarda sallanırken, SIRNAŞIYORUM. İstanbul sokaklarında her sabah işe gitmek için çırpınan çileli insanların, kurulacak olan uydu köylerdeki mutluluğunu yaşar gibi doluyorum. Çöplerden kâğıt toplayanların, asar dağı sırtlarında çiçek topladığını ve mis kokularını içime çeker gibi soluyorum. Sağlığı, esenliği, topladığım kan kırmızısı BÖĞÜRTLENLERDE buluyorum. Dikenler arasından, kekik, kantaron, ebegümeci otları yoluyorum. Kara çaltılar arasında, organik, kuzukulağı ekşilerini soruyorum. Çoban kuşlarının sesiyle uyanıyorum.

Susuzluktan çatlayan Harran ovasını, Atatürk ve Keban baraj çevresini yıllar önce görmüştüm. Şimdiki halini görünce dilim tutuldu lal oldum sanki. Toprak damlı evlerin yerine, baraj çevresinde villalar konmuş. Balıkçılık, hayvancılık gelir kaynağı haline gelmiş. Çöl olan o çevredeki arazileri yeşil bir halı gibi güzellikler kaplamış. Çok değil birkaç sene sonra baraj tamamlandığında, otuz kırk bin nüfuslu İvrindi’yi şimdiden yaşıyorum. Topraktan o bereketi görüp, şimdiden coşuyorum. Baraj çevresindeki yeni tatil beldeleri kurulacağını görmemek, o çevredeki tabiat güzelliklerini hissedemeyen kalpleri kirli, duyguları hissiz, beyinlerini bir ideolojiye satmış kişiler için geçerlidir. Şunu da üzülerek söylemek gerekir ki, çevremizdeki dar düşünceli bazı kesimlerin kış uykusundan uyanmak istemedikleri aşikâr meydandadır.

Uykusu hafif olanları dürtersin uyanır, uykusu ağır olanlar silkelersin uyanmaz. Hele birde miskin uykucular vardır. Onların kafasına balyoz inmeden uyanmazlar. Birde tilki uykusuna yatan kurnazlar vardır. Onlar tilki uykusunda ve uyanınca da hep hinlik düşünürler. Barajın yapılacağına hala inanamayan kuş beyinliler durmadan muhalefet ederler. İSTEMEZÜKÇÜ BU HİNLERİN başına baraj kadar taş düşsün. Allah barajın yapılmasına sebep olanlardan razı olsun. İstemezükçü hinler, istese de, istemese de baraj yapılacak ve yıllardır özlenen tablo İvrindi’mizde hayat bulacaktır. Karıncalar gibi çalışarak alın teri ile kazananlar ve helal lokma yiyen İvrindi insanlarının zirvedeki mutluluğu yakalaması hakkıdır. Baraj suyu gönüllerdeki sert soğuk havayı yumuşatacak, beyinlerdeki yangını serinletecek ve evlere bereket getireceği muhakkaktır. İvrindi’mizde çalışkan ve samimi bir kadro işbaşındadır. Yıkıcı düşüncelere itibar etmeden, İvrindi için çalışanlara hep beraber yardımcı olmamız esas olmalıdır. Hoşça kalın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.