Balıkesir Merhaba Gazetesi

İVRİNDİ KUŞDERESİ KÖYÜ VE AK PARTİLİ VEKİLLERİMİZ

İVRİNDİ KUŞDERESİ KÖYÜ VE AK PARTİLİ VEKİLLERİMİZ
05 Ekim 2015 - 9:45

Genel

Tamda bu günlerde yazılması gereken bir yazı ortamı yakaladım. Çünkü ülke yönetimine talip olan milletvekili adaylarımız, bu gün Ankara gibi büyük metronomlarda, ertesi gün Marda dağı zirvesindeki Kuş deresi köyünde. Bu gün, Madra dağındaki güzel yüreklerle köyde beraber olmak, ertesi gün Ankara kulislerinde yorulmak, koşturmak, çırpınmak. Her zaman yakalanabilir mi bu ortam. Samimi duygularla köye koşan AK parti milletvekillerini köydeki kadınlar, kızlar, dedeler, gençler coşku ile karşıladı. Hele köy muhtarı Ramazan Avcının misafirperverliğini unutmak mümkün mü? Yürekleri sevgi, dilleri muhabbet, yüzleri gülücüklü, elleri ve ayakları iş yüklü sevecen insanların duruşlarında, sıra oluşlarında bile bir adap var. Bu samimiyeti, On, On Beş kat evlerde yaşayanlarda bulamıyoruz.

Neden derseniz, günümüz Türkiye’si diken tarlası gibi. Her bölgemiz yara bere, her coğrafyada değişik sorunlar üretiliyor. Her sokak başında gördüğümüz kutular “acaba bombamı ki” diye yüreğimizi ürpertiyor. İnsanlar kan ve revan duymaktan gına getirdi. Terör örgütlerinin ürettiği sorunlar her gün yüreklerimizi kanatıyor. Coğrafyamızdaki insanların perişan hali kitleleri ağlatıyor. Katliamdan ve kandan beslenen Siyonist anlayışlar hemen sırıtıyor. Bu kadar acı, bu kadar yumak olmuş sorunların içinde ülke yönetimine talip olanları etkilemez mi? Büyük şehirlerin beton yığınları arasında, evden iş yerine, evden ofise, evden parti merkezine, evden meclis kulisine koşturup, didinmek yürekleri yormaz mı? Hep terör odaklarının yarattığı sorunlara çare üretmek bir yandan, milletvekili sıralamasına girmek bir yandan, dalga dalga toprağını diyarını bırakıp kaçarken hayata gözlerini yuman insanların sorunlarını duymak bir yandan, insan bünyesini yormaz mı? Yürekler yorgun, hislerimiz ve hissettiklerimiz baygın dostlarım. İnsan hayatını kilitleyen, insan olmayı zehirleyen, insaftan, izandan, ahlaktan, adaptan nasibini almamış odaklarla bitap düşüyoruz. Bu atmosfer içinde geçen hayatımızı bir gün olsun, başka ortamlara, taşıyamıyoruz. Bu olumsuzluklarla didişelim amma kilitlenmeyelim. Çünkü hayatta başka olgular, başka ortamlarda var. Hayatın güzelliklerini, keşfederek, olumsuzluklarla, olumlu uyumlu davranışları dengeleyelim.

Hülasa hızlı yaşam biçimimiz ve sorunlar hayatı ıskalamamıza sebep oluyor. O kadar aceleci ve o kadar dünya nimetlerini elde etme hırsımız, bizi bizden alıp başka hayal âlemlerine götürüyor. İbadetten bile tat alamaz olduk. Çünkü ibadet huzur içinde yapılınca büyük keyif verir. Eski ataların namaz kılarken veya dua ederken ulaştığı huşu ve huzuru hangimiz yakalayabiliyoruz. Namazımızda ve bayramımızda bile para hesabı hâkim hale geldi. Kısacası manevi hayatın içini her gün biraz daha boşaltıyoruz. Bu yüzden madde ile mana arasında debelenip duruyoruz. Yaşadıklarımız ve yaptıklarımız ruh dünyasından kopuk, duygusal boyuttan mahrumuz. Bu anlamda hayat sadece para, başarı, politika ve iş kıskacına girmiş bir işkence halinde devam ediyor. Hayat bu çark içinde döndükçe tatsızlaşıyor. Böyle olunca da içimizdeki kavga, stres, depresyon, yüreğimize abanıyor. Yüreğimiz karabasanlara mekân. Tabi’i ki yorgunuz, bitkiniz, küskünüz, hırçınız ve Mutsuzuz.

Abartıyor muyum bilmem. Yüreğini ve ruhunu kaybetmiş insanların, uzaktan kumandalı robot arabalardan ne farkı var. Ortak noktaları, duygusuzluk, duyarsızlık, sevgisizlik, ilgisizlik ve ilkesizlik değil mi?

Bir düğmeye bas araba çalışsın, bir düğmeye bas evin kapısı açılsın. Bir düğmeye bas asansör gelsin. Bir düğmeye bas, Avrupa’daki kardeşinin resmi telefona gelsin. Şu hayata bakın. Bir düğmeyle bütün işler hızla halloluyor. Hangimiz YÜREK düğmesine günde kaç kez basıyor?

Galiba hayatın asıl unsurlarını es geçtik. Sevgiyi, güzelliği ve YÜREK İNSAN olmayı ıskaladık dostlar. Güzellikleri aramadık, araştırmadık sormadık. Sormadıklarımız bizi diyarına çağırdı. İVRİNDİ-KUŞ DERESİ köyü aramadıklarımızı yaşattı. İlgisizlikten, sevgisizlikten, çoraklaşmış yüreğimize tekrar can suyu verdi. Şırıl şırıl akan dereler ruhumuzu yeşertti. Serin esen rüzgârı hislerimize hız verdi. Gülen yüzler kalbimizdeki sevgi kapısını araladı. Kuş deresi köyündeki diz dize sohbetler, göz göze gülücükler bize tekrar can suyu serpti. Arayıp sormadıklarımızı o köyde kucağımızda bulduk.

Haydi, yeniden yeniden kendi içimize, kendi kökümüze ve kendi diyarımızdaki güzelliklere ve güzel yüzlere dönüp, yüreğimizi ayağa kaldıralım. Gelin köylerdeki güzelliklere kapı aralayalım. Stres ve nefretten uzak kalarak sevgiyi yakalayalım. Hoşça kalın.

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.