Balıkesir Merhaba Gazetesi

KANUNLAR KADINI KORUMUYOR

KANUNLAR KADINI KORUMUYOR
14 Mayıs 2015 - 0:05

Genel

‘Sığınma evlerinde örselenmiş birçok kadın aynı mekânda yaşıyor, elliye yakın kişinin aynı ortamda kalması çatışmalara sebep oluyor ve orada kadınlar kalmak istemiyor’

 

‘Sadece yasanın çıkmış olması kadını korumuyor, uygula aşamasında yetersiz kalınıyor. Eşlerinde boşanmış kadınlar, pek çok kez koruma altındayken öldürüldü.’

 

‘ İletişim çağında olmamız nedeniyle insanlar alternatif yaşamları çok rahat görebiliyor ve inceleyebiliyorlar. Bu eşler arasındaki boşanmayı tetikliyor.’

 

Balıkesir Barosu Çocuk ve Kadın hakları komisyonu üyesi Av. Ayşe Özkan, boşanmalarda ki yükselişin temel sebepleri, boşanma süreci ve sonrasında kadının yaşadığı sıkıntılar, kadına yönelik şiddetin önlenmesi için yapılması gerekenler hakkında B.Merhaba’ ya açıklamalarda bulundu. Özkan Kadını Korumak için çıkarılan kanunların uygulamada yetersiz kaldığını belirtti.

‘60 yaş üstü boşanmalar artıyor’

oşanma oranlarının da yüzde 4’lerde bir artışın söz konusu olduğunu ve bu oranın doğu bölgelerine göre batıda daha fazla olduğunu belirten Avukat Ayşe Özkan “ Artıştaki nedenlerden biri de geleneksel aile yapısı, kadın hakları ve kadınların ekonomiye dâhil olması ile alakalı bir durum. Artık eşler arası boşanma da kadınlar da etkili olabiliyor ve karar veren merci olarak kadının etkisi bir hayli artış gösterdi. Boşanma davalarında gördüğümüz kadarıyla evliliğin ilk 16 yılından sonra eşler boşanıyorlar. Bunun yanı sıra 60 yaş üstü boşanmalarda bir hayli yüksek. Bu durumun en büyük sebebi çocuklar. Kadınlar söz konusu çocuk olunca bırakıp gitmeyi göze alamıyorlar ve evlilik içinde olumsuz durumlar yaşanıyorsa bunlara katlanıyorlar. Ama çocuklar belli bir yaşa geldikten sonra sıkıntılar hala devam ediyorsa boşanma kararı alabiliyorlar. “ dedi.

Kitle iletişim Araçları Beklentileri Yükseltiyor

Yaşadığımız iletişim çağının alternatif hayatları görebilmeyi kolaylaştırdığını belirten Özkan “ İletişim çağında olmamız nedeniyle insanlar alternatif yaşamları çok rahat görebiliyor ve inceleyebiliyorlar. Bu eşler arasındaki boşanmayı tetikliyor. Bu demek değil ki televizyona bakıp etkileniyor ve boşanmaya karar veriliyor. Alternatif yaşamlar görülmesi insanların beklenti oranını yükseltiyor.” Dedi.

‘Yetiştirilme tarzında problem var’

Erkek çocukların toplum içindeki yetiştiriliş tarzında problem olduğunu belirten Özkan “ Toplumumuzda erkek çocuğun doğması Anne ve Baba için çok büyük övünç kaynağı. Erkekler sürekli kışkırtılır ve yaptıkları yanlışları meşrulaştırılır ne yaparsa yapsın erkek adamdır olur denir. Evde erkek çocuk varsa onlar hep el üstünde tutulur, bu yüzden kız çocuklarına küçük yaşta büyük sorumluluklar yüklemek zorunda kalırlar. Sonuç olarak erkek çocuk da ben her şeyi yaparım, ben çok önemliyim, ben bir taneyim gibi bir algı oluşur. Bu erkek çocuk evlendiğinde de aynı anlayışı sürdürmeye devam ediyorsa aileler arasında büyük çatışmalar yaşanıyor. Benim gözlemlediğim kadarıyla toplumumuzda evliliklerin yürümemesinde temel sorun erkeklerden kaynaklanıyor. Erkeklerimizin yetiştirilme tarzı onları hukuki manada daha çok kusurlu hale getiriyor

 

‘Çocuklar Silah olarak kullanılıyor’

 

Boşanma davalarının genellikle şiddetli geçimsizlikten açılan davalar olduğunu belirten Özkan “ Artık kadınlar şiddet, psikolojik baskı, tehdit görüyorsa boşanmaya karar verebiliyor. Ben bunun toplumsal barış açısında olumlu buluyorum. Erkeklerde şöyle bir anlayış geliştirmişler, ne olursa olsun, dövsem de sevsem de kadın bana tabi olmak zorunda. Kadın boşanma davası açınca da erkek bu anlayışın yanlış olduğunun farkına varıyor taviz veriyor ve barışmak için büyük girişimlerde bulunuyor. Boşanma davalarında dikkatimi çeken bir şey daha var, çocukların silah olarak kullanılması. Özellikle kadını geri döndürmeye niyetliyse çocuğu kaçıran, çocuğu okula dahi göndermeyen, annesiyle görüştürmeyen çocuğu silah olarak kullanan müvekkillerim oldu. Bu benim için çok şaşırtıcı bir durum” dedi.

Avukat olarak şiddet gördüm

Benim başımdan bir olay geçti, açtığım davada vekâleti Annesi’ nin olmasına rağmen Baba çocuğu kaçırdı. Çocuğu almaya gittiğimizde Baba ve ailesi hem kadını bıçakladılar hem de bir avukat olarak beni dövdüler. Olaydan hemen sonra yargılama sürecine girildi ama baba ceza almadı.

Yasalar Kadını Korumuyor

Türkiye de aile içi şiddetin yaygın olduğunu belirten Özkan “ Ülkemizde nerdeyse günde beş kadın öldürülüyor. Bu anlamda Aile ve sosyal Politikalar Bakanlığı birçok önlemler aldı, belli yasalarla kadınlar korumaya alındı. Maalesef yasanın çıkmış olması kadını korumuyor, uygulama aşamasında yetersiz kalınıyor. Eşlerinden boşanmış kadınlar, pek çok kez koruma altında olmasına rağmen öldürüldü.” Dedi.

Kadın Bakanlığı ve yeni bir kimlik şart

Kadın bakanlığı kurularak, sadece kadına özgü sorunlarla ilgili çözümlerin geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Özkan “ 6284 sayılı yasaya İstanbul sözleşmesiyle bir takım şeyler eklendi. Mesela Tanık koruma yasası var, bu yasa şiddete uğrayan kadınların kimlik bilgilerinin değiştirilmesini öngörüyor. Benim bu şekilde bir davam vardı, ciddi anlamda kadın şiddet görüyor ve ölüm tehdidi altında, sığınma evinde kaldı bir süre. Mahkemeden kadının korunması için yeni bir kimlik talep etmemize rağmen, bize gerekçe şu gösterildi, “bir daha kadına nasıl ulaşacağım”. Yeni kimlik verilmesi için başvurduğum müvekkilim sığınma evi koşullarına dayanamadığı için şiddet gördüğü eve tekrar dönmek durumunda kaldı. Bu gün yarın bu kadının öldürülmesini bekliyoruz ve yapabileceğimiz bir şey yok.” Dedi.

Sığınma Evleri Kadınları Çaresiz Bırakıyor

Sığınma evlerinde sunulan koşulların yetersiz olduğunu belirten Özkan “ Sığınma evlerinde örselenmiş birçok kadın aynı mekânda yaşıyor, elliye yakın kişinin aynı ortamda kalması çatışmalara sebep oluyor ve orada kadınlar kalmak istemiyor, ayrı bir yere gitmek istediğinde en başta ekonomik durumu el vermiyor ve kendini koruyamaması söz konusu. Bu yüzden kadın çaresiz bir şekilde ayrıldığı evine geri dönmek zorunda kalıyor. Sığınma evlerinin çok daha uygar koşullarda olması gerekiyor.

12 yaşından sonra erkek çocukları sığınma evlerine alınmıyor ve sevgi evlerine yerleştiriliyor. Zaten kadın evi terk etmiş, ailesi parçalanmış, çocuk da 12 yaşından sonra ailesinden ayrı bir yere alınınca parçalanma üzerine parçalanma yaşıyor. Bu belki uç bir şey ama çocuklara annesiyle yaşayabileceği küçük bir daire hakkı tanınsa güzel olabilir” dedi. SAMET AYDIN

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.