Balıkesir Merhaba Gazetesi

KAVGASIZ YAŞAMAK

KAVGASIZ YAŞAMAK
25 Kasım 2014 - 0:11

Genel

Bir asır önce atılan ve halada atılmaya çalışılan FİTNE tohumlarının neticesi, Güney Doğuda ve Orta Doğuda kavga başladı. Ayni coğrafyada yaşayan insanlar, Yüz yıldır bir birini öldürüyor. Bu kavga, TÜRKİYE insanlarına çok pahalıya mal oldu. Sadece son Otuz yılda, 50 bin insan toprak altına girdi. Bu ölenlerin kimisine şehit, kimisine terörist, kimisine militan demek neticeyi değiştirmiyor. Bunlar hepsi ayni coğrafyanın insanları. Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da, Sarı Kamışta omuz omuza savaşmış kişilerin torunları. Terör belasından ölenlerin kat kat fazlası da sakat kaldı. Vatanlarından, ocaklarından, analarından, babalarından, nişanlılarından ayrı kalan, yüz binlerin acıklı halini hep beraber izliyoruz. Onun için, siyasi iradenin başlattığı KAVGASIZ YAŞAMA süreci, kayıtsız şartsız desteklenmelidir.

Güney doğu coğrafyasına atılan FİTNE, değişik görünümlerle, kan akıtmaya devam etmek istiyor. VAHŞİ KAPİTALİST sistemin uyguladığı, böl-yönet, ÖLDÜR-AL taktiklerine alet olanlar, gaflet değilse, ihanet içindedirler. Güney doğu kavgaları, Çanakkale, Sarıkamış, Yemen elleri dramından sonra en büyük felakettir. Yaşanan bu dramın, türküsü, şarkısı, ağıtı, romanı, hikâyesi ilerdeki yıllarda yazılır. Dün birbirini namlunun ucunda görenler, yarın ZAP suyu kenarındaki mis kokulu çiçekler arasında, göz göze dertleşirler. Maziye bakarak ağlayıp, İÇ çekerler, AH diyerek dövünürler. Çok değil Elli yıl sonra, arkada bıraktıkları kanlı izlere bakarak, “biz neler etmişiz, bizi birbirimize nasıl kırdırmışlar” diye dizlerini döverler. Yakılan AĞITLARI, YANIK ŞARKILARI birlikte söylerler. Maziye bakarak, birlikte gözyaşı dökerler. Tıpkı bizim Çanakkale savaşlarında ölen, Anzaklara, Hindulara, Araplara ve vatan topraklarında yatan ŞEHİT ATALARA bakarak, Gelibolu yarımadasında ağladığımız gibi, yüreklerini dağlayarak Kandil dağında ağlarlar. Başını ellerinin arasına alıp “bizi nasıl birbirimize kırdırmışlar” diye ZILGIT atarlar. Ay yıldızlı bayrağımızla beraber, sarılı, yeşilli, kırmızılı, ipekli mendili, Cudi dağından Çanakkale’ye beraber sallarlar.

Sevgili dostlar, onca acılardan sonra, şimdi bir barış şafağındayız. Bu toprağın çocukları 1071 yılından, Yüz yıl öncesine kadar, birbirlerini incitmediler. Türkü, Kürdü, Lazı, Acemi birlikte, kardeşçe yaşadılar. Ne zamanki emperyalist sömürgeciler aramıza girdi, kavgada, o zaman başladı. SİYONİST zihniyetlerin ülkemizin bir ucundan, öbür ucuna kadar, okullar açarak, dernekler kurarak MİSYONERLİK faaliyetleri ile beraber, kampanyalar yürüterek, bizi birbirimize düşürmeyi başardılar. Bu topraklarda, bir asırdır kan ve gözyaşı hiç dinmiyor. Yaklaşık bir asır önce Dersim ve çevresinde başlatılan İngiliz oyunları, günümüze kadar yansıdı. Toplumlar arasına zaman zaman ırkçılık, zaman zaman particilik, zaman zaman menfaatçilik, zaman zaman bölgecilik tohumları atıldı. Değişik yöntemler ve liderlerle birbirini kırdırma oyunları başladı. Toplumları bir birine bağlayan ne kadar değer varsa, devre dışı bırakıp savaş ortamı yarattılar. Bunlar devamlı halk kitlelerini de savaş içine itmek istiyorlardı. İşte tam bu noktada tabandaki halk sağlam durdu. Birbirine düşmedi. En büyük tehlike olan sağduyulu halk savaşa katılmadı. Ayni toprağın çocukları galeyana gelerek, birbirini katletmedi. Kısacası HALK SAVAŞI yaşanmadı. İnşallah başlayan barış süreci amacına ulaşarak, mutlu günleri yaşamanın tadını hep beraber yakalarız. Bu tatlı günlerin önümüzdeki Nevruzla beraber coşacağı ufukta göründü. Şu var ki, hala ümitler ürkek, sevinçler tedirgin, beyinler tedbirlidir. Çünkü dış güçlerin yerli YAMALIKLARI ve menfaatçi YALAMALARI hala içimizdedir. Değişik yapılar ve suni yapılanmalar içinde gizlenerek sinmişlerdir. Her an, palazlanarak, bu kardeşliğe gölge düşürme gayretine girebilirler.

Sayın okuyucularım, unutulmamalı ki hayırlı işlerin engeli çok olur. Umarız ve bekleriz ki, bu yıl gelecek olan baharın adı, BARIŞ olsun. Bin yıllık kardeşler, bir birini kucaklayarak ve bir birini incitmeden yaşamaya devam etsinler. Bu barış öyle kurulsun ki, dış kaynaklı hain oyunların, zalim projelerin bir daha gelmemek üzere, sonu olsun. Şeytanın askerlerine alet olan MAŞALAR, kahrından çatlasın. Toplumların yüreğinde zaten var olan bu barış bir daha hiç bozulmasın. Temeller sağlam zemin üzerine kurulsun. Böyle olacağına ümidimiz tamdır. Çünkü ZULÜM daim olmaz ve ZALİMLER, zulümlerinin karşılığını görmeden ölmez. HAİNLERİN de yüzü hiç gülmez. Hoşça kalın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.