Balıkesir Merhaba Gazetesi

KENDİNİ ARAYAN İNSAN

KENDİNİ ARAYAN İNSAN
31 Aralık 2014 - 0:13

Genel

Bu yukarıya yazdığım cümle makale başlığı değil. Bizim devrelerde Savaştepe Öğretmen Okulunda okuyan öğrencilerin öğretmenliğini yapan rahmetli Seyit Ahmet Arvasi öğretmenimizin yazdığı ilk eserlerden biri olan, kitabın adıdır. Bu kitaba 1970li yıllarda niçin böyle bir isim verdiğini şimdi daha iyi anlıyorum. Evet, kitabın adı, KENDİNİ ARAYAN İNSAN.

Kitap baştan sona Osmanlı insanının yapısını anlatıyor. Osmanlı insanı ile Cumhuriyet dönemindeki insanların yaşayış şeklini karşılaştırıyor. Yaklaşık yüz elli yıldır, şekilcilik, batı hayranlığı, psikolojik savaş ve akıl kirliliği devam ede geldi. Bu PASLI mantık, o devrin münevverleri tarafından, toplumlara devlet eliyle pompalandı. İnsanları küçültücü ve küflendirici bu fikir kirliliğinin temelinde GARBIN eli çok etkili oldu. Bizi kendimiz gibi olmaya müsaade etmediler. Başka yaşayışlara zorladılar. Osmanlı insanının özelliklerini değiştirmeden, bizi istedikleri kalıba sokamayacaklarını bildiklerinden, kendileri gibi olmaya ve yaşamaya sevk ettiler. Biz toplum olarak ne onlar gibi yaşayıp, onlar gibi düşünebildik. Ne de kendimiz gibi kalabildik. Garbın bu uğraşısını, içimizde buldukları batı hayranı kişilere yaptırdılar. YAMALIK diye tabir ettiğimiz bu kişilere hem devlet makamlarında, hem de ekonomik ortamlarda büyük imkânlar sağladılar.

Bizi yozlaştırıcı batı hayranlığının köken fikri şudur.

Batılıları besleyip büyüten, eski ROMA ve eski ELAN (yunan) medeniyetidir. Batıya bu fikir akımı RÖNESANS ve REFORM ortamı yaşatmış ve toplum yaşayışı birden üst seviyelere ulaşmıştır. O halde, onların hukukunu, edebiyatını, ahlakını, yaşayış tarzını alırsak, bizde güçlü oluruz, PASLI ve TAKLİTÇİ mantığı bize benimsettiler. Bu küflü mantık günümüzde iflas etti amma kaç nesle mal oldu. Yüz elli yılımız bocalama ile heba olup gitti. Ekonomide, sanayide, endüstride, ticarette ve iletişimde çok şeyler kazandık belki amma, kendi öz hasletlerimizi kaybettik. Nasıl insan olmalıyız duyguları içinde patinaj yapıp durduk.

İşte bu günkü siyasi irade, insan modeline iyi şekil verme yolunda sık ve koşar adımlarla yürüyor. Kendini arayan insan, kendine dönüş yapıyor. Rahmetli hocamız, değerli hatip, EĞİTİMCİ düşünür Seyit Ahmet Arvasi’nin arzuladığı insan modeli, yavaşta olsa şekilleniyor. “Değerler eğitimi” adı altında ders kitaplarına ve okullara giriyor. Bu şekillenmeden rahatsız olan, dış destekli KERTMELER, değişik yöntemlerle ÖZE dönüşün önünü kesmek istiyorlar.

Sayın dostlar, karanlık odada, siyah eşyayı bulmak zor olur amma beyaz eşya kendini gösterir. Yüz elli yıldır kararttıkları toplum hayatı, insana yakışmayan densizliklerle doldu. Kirletilmiş toplum içindeki ak yürekli temiz kişiler barınamadı. Edep haya, inanç, itikat, ahlak diyen kişilerin hayatını hep kararttılar. AK YÜREKLİ insanları, devlet eliyle devamlı baskı altında tuttular. Kimini astılar, kimine küfür bastılar. Kimini de bir suikasta kurban ettiler. Karanlık odada siyah papağanı bulmak zor olur. Son on yıldır oda aydınlandı. Aydınlık odadaki KARA RUHLULAR meydanda kaldı. Açığa çıkan bu suçlular, ırk ve mezhep ayrılıkları arayışına daldı.

Bu gün “bizi bölmek isteyenler” tabiri YÜREK İNSAN modelinin ağzına hiç yakışmıyor. Bölmek isteyenler de olabilir. Niye bölünelim ki? Bir tarafta öz güven ve ÖZE DÖNÜŞ telkini, diğer tarafta “bölmek isteyenler” ezberi. Bölünme değil, büyüme çağındayız. Kendi hallerine bırakılsa, orta doğudaki mezhep ve meşrep kavgaları olur mu? Yine kendi hallerine bırakılsa, Irak, Suriye, Filistin, Gürcistan, Türkmenistan, Kırım, Bosna, Hersek halkları Türkiye ile birleşmek isterler.

Kürt meselesi üzerinden kargaşa, kavga ve katliam yapmak isteyenlere, diyeceğimiz söz şudur.

Kürtler ve Türkler ayrılması asla mümkün olmayan iki unsurdan meydana gelen yek pare bir vücuttur. Tarih ve YÜREK İNSAN modeli onları ayrılması mümkün olmayan, tarihin derinliklerinden gelen kopmaz bağlarla bir birine bağlamıştır. İsteseler de ayrılamazlar.

Rahmetli hocamız Vanlıydı. O yıllarda da ayni YAMALIKLAR, kendisini ayrıştırmacı olarak nitelemişlerdi. Hâlbuki “kendini arayan insan” yani YÜREK İNSAN modelindeki fikirlerinin kıymeti şimdi daha iyi anlaşılıyor. O yılarda arzulanan insan modelinin duruşu şimdi şekilleniyor. Ruhları şad olsun. Hoşça kalın.

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.