Balıkesir Merhaba Gazetesi

KİN KAPISI

KİN KAPISI
22 Ekim 2014 - 12:42

Genel

Ülkemiz insanı tarih boyu iyi niyetini hiç elden bırakmayarak, mazlumların yanında yer alması bizim toplum olarak değişmez bir özelliğimizdir. İyi niyetli olmamız kısa vadede belki yanlış gibi görülse de, uzun vadede haklılığımızı bütün dünya kabul etmektedir. Bu iyi niyetlerimizden biri de Ortadoks’lara İstanbul’un tam göbeğinde patrikhane açmalarına izin vermemiz. Bu yer, İstanbul’un Fatih semtinde, fener ORTADOKS RUM PATRİKHANESİ olarak hizmet vermeye devam ediyor. Katoliklerle, Ortodokslar tarih boyu hiç anlaşamadılar. İnanç yüzünden hep savaştılar. Onların savaşarak birbirlerini yok etmelerini Osmanlı önledi. Onlar dün olduğu gibi, bugünde başımıza dert oluyorlar amma, bu dertlerle dertlenip hiç mızmızlanmıyoruz.

Nasıl mı?

Haliç çevresinde bulunan Fener Rum Patrikhanesinin öndeki ana kapısı kapalıdır. 1821 yılından beri kilitli durmaktadır. Bu kapıyı niçin kapalı tutuyorsunuz? Demiyoruz. Adı da KİN kapısıdır.

Niçin mi? KİN KAPISI.

1820 yılında Mora yarımadasında Türklere karşı bir isyan başlar ve birçok kardeşimiz Hıristiyanlar tarafından katledilir. Mora’daki Rumları kışkırtanlardan biri de, o zamanın fener patrikhanesi başpapazı Gregoryus’tur. Patrikhanede yapılan bir baskında bu papazın yaptığı isyanla ilgili yazılar 2. Mahmut zamanında ele geçirilerek, Gregoryus bu kapı önünde idam edilir. Bu olay üzerine Protestan papazlar birliği bu kapıyı kilitleyip, adını KİN KAPISI koyarlar. Hala bu kapı kilitlidir. Ne zaman Müslüman bir din adamı bu kapı önünde idam edilirse, bu kapıyı o zaman açacaklar. Aldıkları karar böyledir.

Mehmet Ali Şahin, 1994 mahalli seçimlerinde, Fatih belediye başkanı seçildiği gün, kendisine patrikhaneye gidip gitmeyeceği soruldu. Sayın Şahin, “ben bütün Fatih halkının belediye başkanıyım. Bize oy versin veya vermesin her kesime hizmet ve hürmet görevimizdir. Patrikhanede yaşayan Rum Ortodoks vatandaşlarımızda belediye hizmetlerinden faydalanmalıdır. Benim onlardan ricam, kapalı tuttukları orta kapıyı açmaları ve bu orta kapıdan kendilerini ziyaret etmek istediğimi bildiririm.” Demişti.

Vay!.. sen misin bunu söyleyen. Yunanistan hemen devletimize bir nota verdi. Dahası da var. Sayın Şahin koltuğuna oturamadan, (oy pusulalarındaki hata gibi,) sudan bahanelerle fatihteki seçimler iptal edildi ve şahin görevinden alınıp yeniden seçime gidildi. İslama hizmet eden bir parti yine bu seçimleri kazanır endişesi ile bütün partiler birleşerek bir koalisyon oluşturup sadettin Tantan’ı aday çıkardılar. İşte İslama ve inanca karşı ilk siyasi koalisyon kurulmuş oldu. O zamandan beri içerdeki ve dışarıdaki koalisyonlar devam ediyor.

Mora isyanında ne oldu biraz açarak anlatalım. 1821 yılında Mora yarımadasındaki Türklere karşı bir isyan başlatıldı. Bütün ege adalarını ve Yunanistan’ı da kapsayan bu isyanda birçok kardeşimiz katledildi. Akdeniz’de Navarın limanında bulunan donanmamız, İngiliz, Fransız ve Rus gemileri tarafından ateşe verildi. Hem mora yarımadasında, hem Yunanistan’da ve hem de ege adalarında binlerce Osmanlı insanı katledildi. Bu arada Yunanistan gibi birçok ülke Osmanlı coğrafyasından ayrılarak bağımsızlıklarını ilan ettiler. Fener Rum patrikhanesi ve içerideki işbirlikçileri saltanata verip veriştiriyorlardı. Tıpkı bu günkü gibi. Hem isyan çıkarıyorlar, hem de saltanatı suçluyorlardı.

Orta doğudaki isyanlara emsal olur belki diye yazdım.

Kin kapısını açmadıklarından, hala aynı noktada duranların tanınması için yazdım.

Tarihten ibret alıp, İslam âlemine yine bizden fayda olduğunu birilerinin anlaması için yazdım.

Her gelişime RET diye cevap veren yıkıcı koalisyonların, olaylardan ders çıkarması için yazdım.

Kimlerin, kimlerle ve kimlere karşı ortaklık kurup saldırmaya devam ettiğini toplumun anlaması için yazdım. Hoşça kalın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.