Balıkesir Merhaba Gazetesi

KISMETSE GELİR, HİNTTEN, YEMENDEN

KISMETSE GELİR, HİNTTEN, YEMENDEN
12 Aralık 2014 - 0:04

Genel

Atasözlerini ve atalarımızın yaptığı hayırlı işleri her yeri geldiğinde söyleriz. O eski hayatları hasretle yâd ederiz. Yaşanarak, uzun yıllar denenerek elde edilen o ÖZDEYŞİLER, hayatın içindeki GİZLİ SIRLARI, gün yüzüne çıkarır. İnsanlığa bir model, bir rehber ve yol göstericidir o sözler.

Hep söyleriz. “Kısmetse gelir Hint’ten, Yemen’den, Çin’den, kısmet değilse ne gelir elden.” Diye mırıldanırız. Bu özdeyiş, ulaşımın ve nakliyenin deve kervanları ile yapıldığı, asırlar önce yaşanan bir olayın, günümüze yansıyan özetidir. Yüz yıllar önce yaşanan olayı anlatalım.

Kuzey Irak Erbil kasabası civarlarında Allaha, kadere, kısmete tam inancı olan bir zat, deve HAMUDU yapıyor. Çırakları ve kalfaları ile beraber çalışır iken, biriktirdiği paralarla zaman zaman altın alıp, hamudun içindeki keçe altına bırakıyor. Kimseye bu altınlardan haber vermediği gibi, sır olarak saklıyor. Yaptığı diğer hamutlarla karışmasın diye, bu hamudun ön yüzüne küçük birde ayna takıyor. Devamlı çırak ve kalfalarına da “AYNALI HAMUDU satmayın haaa” diye tembihlerde bulunuyor. “Aynalı hamut bizim ilk göz ağrımız olan eserimizdir ve dükkânımızın bereketi, sembolüdür,” diye nasihatlerde bulunuyor. Yıllar sonra AYNALI HAMUDUN keçesinin içinde bir hayli altın birikiyor. Birikiyor amma Allahtan ve kendinden başka kimse bu altınları bilmiyor. Bir gün usta birkaç günlüğüne bir dostuna ziyarete gidecek oluyor ve kalfalarını, çıraklarını toplayarak yine tembihlerde bulunuyor.

“Evlatlar ben birkaç gün buralarda yoğum. Yokluğumda şu işleri yapın. Gelen müşteri muhakkak memnun ayrılsın. Amma şu AYNALI HAMUDU sakın satmayın haaa.” Diye yine tavsiyede bulunup ayrılıyor. Usta iş yerinden ayrıldıktan sonra kalabalık devesi olan bir katar geliyor. Kervancı başı ısrarla AYNALI HAMUDU almak istiyor. Büyük paralar veriyor. Aynalı hamudun değerinin çok çok üzerinde para verildiğini duyan elamanlar toplanarak;

“Verelim bu hamudu. Çok paraya sattığımızı gören ustamızı sevindirelim” derler ver hamudu alan kervan yola düşer. Birkaç gün sonra gelen usta AYNALI HAMUDU göremeyince hemen sorar.

Ne yaptınız aynılı hamudu?

Elamanlar pür neşe içinde ustalarına;

“Ustam çok paraya sattık bir kaç hamud parası kazandık” cevabını verince, usta hüzünlenir ve dudaklarından sadece şu sözler dökülür.

“KISMET DEĞİLMİŞ.”

Ne olduğunu açıklamaz sadece “kısmet değilmiş” diye içi burkulur.

Aradan bir kaç ay geçtikten sonra aynı kervan Çin’i, Hindistan’ı Yemen’i dolaşıp geri dönüşünde eskimiş olan hamutları tamir için ayni yere ve ayni ustaya gelerek;

Ustam bu hamutların bir kısmını buradan almıştık. Eskiyenleri tamir ettireceğiz. Tamir ücreti ne istersin?

Usta gayet vakarlı ve kararlı duruşuyla şu cevabı verir.

“Benden aldığınız şu AYNALI HAMUDU geri bana verin, ücret almayacağım” deyince, zaten bir hayli eskimiş olan AYNALI HAMUDU, hemen verirler. Hamutlar tamir olur ve kervan, yine yola düşer.

Allaha ve KISMETE tam inancı olan usta, çalışanların hepsini toplayıp, AYNALI HAMUDU ters çevirerek keçeyi sökmelerini ister. Keçe altındaki altınları gören işçiler şaşırırlar.

İşte o zaman, o muhterem zat şu sözleri söyler.

“KISMETSE GELİR, HİNTEN, YEMENDEN, ÇİNDEN, kısmet değilse ne gelir elden.”

Sayın dostlar, yıllar önce yaşanan bu olayın günümüze yansıması ve her zaman mırıldandığımız, “KISMETSE GELİR HİNTEN YEMENDEN” sözünün günümüze kadar yansımasının anlatımı budur. Yaşanan bir olayın sözlerinin özeti, günümüze kadar uzanmıştır. Madde ve MAKAM hırsı ile yanıp tutuşanlara ithaf olunur. Hoşça kalın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.