Balıkesir Merhaba Gazetesi

Konusuna Göre Fıkra

Konusuna Göre Fıkra
Elif Yavaş( elifyavas@gazetemerhaba.com )
14 Mayıs 2022 - 8:32

Konusuna Göre Fıkra

 

– Konusuna, bulunulan ortama, cemiyet durumuna göre tam yerinde bir fıkra anlatmayı sever misiniz?

– Sizce güldürü türlerinin zekâyla bir ilişkisi var mıdır?

– Muzip insanlar, nükteli konuşanlar, fıkra dağarcığı geniş olanlar toplumda çok mu kabul görülürler?

Daha birçok soruyu, kafamızda birikenleri ekleyebiliriz fıkra türüne. Türk Edebiyatında aslında fıkranın iki ayrı anlamı vardır. Birincisi gazete yazılarında ele alınan, köşe yazısı anlamındaki fıkradır. Diğeri ise insanı güldürürken düşündüren gülmece yazılarıdır. Nasrettin Hoca fıkraları, Bektaşi fıkraları, Anadolu fıkraları, Karadenizli “Temel-Dursun-İdris-Fadime” dörtlüsünün yöresel şivesinde ünlenen esprili konuşmaları vb. Türk kültüründe dilden dile dolaşır. Konusuna göre bir okul fıkrasına örnek mi versek? Buyurun beraber okuyalım o hâlde.

Fıkra:

“Bir gün öğretmen Osman’a sorar:

  • Söyle bakalım Osman, büyüyünce ne olmak istiyorsun?

Osman der ki:

  • Öğretmenim çok zengin adam olmak isterim. Kendime ve avratıma ayrı ayrı araba almak isterim. Yat ve kat almak isterim. Avratım altın ve incilerle bozuk para gibi oynasın isterim.
  • Öğretmen:
  • Aferin Osman, otur… der.

Öğretmen döner, Neriman’a sorar: Neriman sen büyüyünce ne olmak istersin?

  • Öğretmenim, Osman’ın avratı olmak isterim…

 

Az evvel iki okul çocuğunun saf dünyasında gelişen diyalog ve hayallerle canlanan bir fıkra okuduk. Fıkra anlatabilmek öyle her yiğidin harcı değildir, sakın hafife almayın ha! Yerinde, dozunda, argo ve küfre kaçmayan, aile ortamında konusu bel altı esprilere uçmayan, lâfı tam belkemiğine oturtan sözler bulup da sıkıştırıvermektedir asıl marifet. Zekidir fıkra yeteneği olan vatandaşlar, espri kabiliyetleri iyidir, öz güvenleri gelişmiştir, kendilerini etrafına dinlettirebilirler. Sözler de fıkralar gibidir. Konusuna göre bir söz de bereketlendirir dost meclisini. Neyi, ne zaman söyleyeceğimizi net bildikten sonra dilimizden ötürü yara almayız. Dilin kemiği yoktur işte, sonradan pişman olacağımız sözleri ortaya sererken tekrardan düşünüp tartmak gerek.

 

“Yürü! Hür maviliğin bittiği son hadde kadar

İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar.”

 

Yahya Kemâl Beyatlı

 

Tıpkı yukarıdaki beyitte geçen Beyatlı’nın mısralarındaki gibi yaşar insanoğlu. Hayal ettiğimiz müddetçe hayallerimizle yaşarız vesselâm. Gökyüzünün sonsuz mavisinde, sınırsız boşlukta çoğalır düşler.

 

        “Seni (kitap koklar) gibi seviyorum. Buna eminim. Çünkü ben; çok sahaflar gezdim sana kavuşmak için…” demiş Ahmet Hamdi TANPINAR. Bursa hayranı, zaman ve mekân konulu şiirlerin ustası, betimleme sanatında hünerli bir üstadımızdır Tanpınar. Sahaflar misali yıllanmış hatıralarımız, odunsu kokularda demlenen fotoğraf albümlerine tanık olur. Kavuşmanın, sevmenin, hasretin, ayrılığın da kendine has kokusu vardır bir nevi.

Konusuna göre fıkralar, ilham saatine uygun yazılan şiirler, demlenen besteler, vaktinde verilen vaatler, dillerden düşmeyen özlü sözler, unutulmayan ezgiler nasıl da ilham verir ruhumuza. Fıkra anlatabilen, özlü sözler söyleyen, neyi nerede söyleyeceğini iyi bilen, espri kabiliyeti harika olan zeki insanlar ile ahbap olmak gerek. Fıkra tadında günleriniz olsun.

 

 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.