Balıkesir Merhaba Gazetesi

Kurban=Uhdiye

Kurban=Uhdiye
22 Eylül 2015 - 9:32

Genel

Kurban bayramında kurban kesmesinden daha sevap bir iş yoktur. Peygamberimiz sav şöyle buyurulmuştur:

“ Kurban kıyamet günü boynuzu, tırnağı ve postuyla gelir. Kesilen kurbanın kanı toprağa düşmeden evvel Allah’ın katına ulaşır. Şu halde gönül hoşluğuyla kurban kesiniz.”(Tirmizi, Edahi,1)

Zeyd b. Erkam sorar:

“ Ya Resulallah bu kurban kesme olayı nedir?

— Atanız İbrahim’den kalma bir gelenek.

— Bizim bundan kazancımız ne?

— Kurbanın her kılına karşılık bir sevap var’’.  Şevkani, Neylu’l-evtâr, Kahire, 1961, V, 115

Başka bir hadiste ise ‘’Eli geniş iken kurban kesmeyen ma’bedimize yaklaşmasın.’’ (İbn Mace, Edhai, 2

Hz.Adem’in oğullarından Habil ile Kabil birer kurban kesmişler, Hz. Allah cc haklı olan Habil’in kurbanını kabul ettiği halde Kabil’in kurbanını kabul etmemişti. Bu olay kurbanın Hz. Adem’den beri uyulan bir dini ibadet olduğunu göstermektedir. Âl-i İmran suresinin 183. ayetinde de işaret edildiği gibi bazan kurban gökten inen bir ateşin onu yakıp kor haline getirmesi suretiyle Allah’a sunulurdu. Ama bu bir mucize olarak gerçekleşirdi.

Hz. İbrahim’e oğlunu kurban etmesi rüyada emr edilmişti. Bunun üzerine Hz. İbrahim oğlu İsmail’i alıp tenha bir yerde kurban etmek istemiş, durumu oğluna söylemiş, O da Allah’tan gelen emre uyarak kendisini boğazlamasını, bu hususta teslimiyet göstereceğini babasına ifade etmiş, ama baba bıçağı oğlunun boğazına çalacağı zaman Allah cc büyük bir koç göndererek oğlu yerine bunu kesmesini Hz. İbrahim’e emr etmişti. Böylece baba-oğul ideal bir itaat, teslimiyet ve fedakârlık örneği vermişlerdi.  Kur’an-ı Kerim’de bo olay şöyle anlatılır. “(İbrahim) Dedi ki: “Şüphesiz ben, Rabbime gidiciyim; O, beni hidayete erdirecektir.” “Rabbim, bana salihlerden (olan bir çocuk) armağan et.”Biz de onu halim bir çocukla müjdeledik.Böylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): “Oğlum” dedi. “Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun.” (Oğlu İsmail) Dedi ki: “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaAllah, beni sabredenlerden bulacaksın.” Sonunda ikisi de (Allah’ın emrine ve takdirine) teslim olup (babası, İsmail’i kurban etmek için) onu alnı üzerine yatırdı. Biz ona: “Ey İbrahim” diye seslendik. “Gerçekten sen, rüyayı doğruladın. Şüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.” Doğrusu bu, apaçık bir imtihandı. Ve ona büyük bir kurbanı fidye olarak verdik. Sonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık. İbrahim’e selam olsun. Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz. Şüphesiz o, Bizim mü’min olan kullarımızdandır “Saffat suresi, 99-111

Bu olay Mekke’de şimdi hacıların kurban (hedy) kestikleri yerde olmuştur.

Rivayete göre Hz. Peygamberimiz sav’in dedesi Abdülmuttalib oğlu Abdullah’ı kurban etmeye niyetlenmiş, fakat yaptığı istişareler sonunda onun yerine yüz deve kesmişti (İbn Hişam, es-Sire, I- 98). Hz. Peygamberimiz sav  Hz. İsmail’i ve babası Abdullah’ı kasd ederek: “Ben iki kurbanın çocuğuyum” demişlerdir.

Kurban kesmek Hanefilere göre vacip, diğer mezheplere ve imamlara göre sünnettir; zorunlu değil, gönüllü bir ibadettir. Kurban kesmek için zengin olmak veya aslî ihtiyaçlar dışında nisap miktarı bir mala (paraya) sahip olmak ta şart değildir. İsteyen ve imkan bulan her müslüman kurban kesebilir. Kurban kesmek için zengin olmayı şart koşan Hanefilerdir. Hanefilere göre bir ailede baba, anne, dede, nine, kardeşler eğer kurban kesmede aranan şartlar sahip iseler her biri ayrı ayrı kurban keserler.

İmam Malik’e göre bir ailede aile reisinin kestiği kurban öbürlerinin de kurbanı yerine geçer. Zengin bile olsalar aile fertlerinin ayrı ayrı kurban kesmelerine lüzum yoktur. (İbnu’r-Rüşd, Bidayetu’l-Müctehid, İst. I, 351,

Hz. Peygamberimiz sav  : “Allah’ım! Muhammed, ailesi ve ümmeti adına bu kurbanı kabul buyur” (Müslim, Edahi, 19) diyerek kurban kesmişti.

Ebu Eyyub el-Ensarî şöyle demiştir: Hz. Peygamberimiz sav  bir koçu hem kendisi, hem de aile ferdleri için kurban olarak keser, etinden yer ve yedirirdi. Sonra insanlar övünmek için birden fazla kurban keser oldular. Böyle olunca da görmüş olduğunuz şu uygulama ortaya çıktı (Tirmizi, Edahi, I,

Kurban kesmekten esas amaç Allah Teala’nın rızasını kazanıp O’na yaklaşmak ve sevap kazanmaktır. Ancak bu ibadetin topluma yönelik bir takım faydaları vardır ve bunlar son derece önemlidir.

Yüce Allah Hac suresinde kurbanndan bahsederken hayvanların insan için bir nimet olduğuna dikkati çeker ve şöyle buyurur: “Kurbanın etleri ve kanları değil, sadece takvanız Allah’ın katına ulaşır…” (Hac, 22/21-28).

Kurbanda esas olan kan akıtmak veya et değildir, asl olan takva, yani iyi niyet, Allah’ın rızası, dürüstlük ve doğruluktur. Gerçi kurbandan maksat: “Kan akıtmaktır” denir, bu doğrudur ama kan akıtmanın maksadı nedir acaba? Kur’an bu amacı tek kelime ile açıklıyor: Takva!

Bir müslümanın kurbanı başkasına kestirmesi caiz olmakla beraber bizzat kesmesi daha iyidir. Aynı zamanda vekalet vererek başkasına kestirebilr. Rabbimiz kurbanlarımızı kabul etsin ve İslam dünyasının birliğine vesile kılsın..

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.