“Memurun, umudunu söndürdüler”

“Memurun, umudunu söndürdüler”

Kamu Sen İl Temsilcisi ve Türk Eğitim Sen Balıkesir Şube Başkanı Yılmaz Kuran, dün Sendika salonunda düzenlediği basın toplantısında, 2018-2019 yılları için geçerli olacak toplu sözleşme sürecini değerlendirdi

Kuran, açıklamasında 3,2 milyon kamu çalışanı, 1,9 milyon emekli ve bunların aileleriyle birlikte toplamda 20 milyon vatandaşı ilgilendiren 4. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinin anlaşma ile sonuçlandığını hatırlattı.

2013 ve 2015 yıllarında “Tarihi toplu sözleşme imzaladık” nidalarıyla attıkları imzayı savunan sendikaların, bu dönem toplu sözleşme imza aşamasında sattıkları hayalin, gerçekler karşısında defalarca hezimete dönüşmesinden, bu toplu sözleşme imzalanırken sus pus olduklarını, ağızlarını bıçak açmadığını söyleyen Kuran, “Kendileri de pek ala bilmektedirler ki, daha bir ay önce işçilerle imzalanan toplu sözleşme ile bugün kendi imzaladıkları toplu sözleşme arasında dağlar kadar fark var” dedi. İşçilerle imzalanan toplu sözleşmede; % 5+7,5 zam; 3 bin liranın altında maaş alanlara aylık 90 lira iyileştirme ve ilave tediye ücretine 250 liralık artış söz konusu iken, 5,1 milyon memur ve emekli adına 2018 yılı için %4+3,5; 2019 için ise %4+5 zammı kabul edenlerin, memurun ve emeklinin ekonomik idam fermanını da imzaladıklarını savunan Kuran, “Bir ay arayla imzalanmış bu iki toplu sözleşme arasındaki fark sendikacılık farkıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Bu toplu sözleşmenin, 4/B’li, 4/C’li ve diğer sözleşmeli ve vekil personelin sorunlarına bir çare getirmediğini, yıllardır yaşanan hak kayıplarının telafisi için hiçbir çözüm sunmadığını dile getiren Kuran, “Yardımcı hizmetlilerin, ek gösterge mağdurlarının beklentilerine cevap olamamıştır. Aile yardımı, çocuk parası gibi sosyal yanı olmayan topal bir sözleşmeye imza atılmıştır” dedi.

“Diyet borçları var”

Tüm personelin fazla mesai sorunu, nöbet ücretleri, ek ders ücretleri, döner sermaye ödemelerindeki aksaklıklar, ek ödemeler, görevde yükselme, vergi dilimlerindeki adaletsizlik, fiili hizmet zammı, KİT çalışanlarının sorunları gibi yüzlerce sorunun unutulduğunu ifade eden Kuran, “Bu sözleşmeyle memurun umutlarını 2020 yılına kadar söndürenler, 20 milyon kişinin de ahını aldılar” diye konuştu.

Türkiye nüfusunun dörtte birinin geleceğini çalan bu toplu sözleşmeyi gerçek anlamda sendikacılık yapan, hak mücadelesi veren hiçbir sendikanın kabul etmeyeceğini ifade eden Kuran, bir önceki toplu sözleşmeyi tezahüratlar, alkışlar eşliğinde imzalayanların; attıkları imzanın defolu olduğunu, imzalarının mürekkebi kurumadan bu toplu sözleşmenin makyajının akacağını bildiklerinden bu imza töreninde

ayağa kalkacak takati dahi kendilerinde bulamadıklarını söyledi.

“Bunların varlıklarının temeli olan güce karşı diyet borçları bulunuyor” sözleri ile açıklamasını sürdüren Kuran, önceki yıllarda kazanılmış hakların dahi ellerinden alındığını öne sürerek, “2013 yılında enflasyon farkı maddesini toplu sözleşmeye koydurmayarak maaşların erimesine göz yumanlar, 2014 yılında bizleri bütün bir yıl için 123 liraya mahkûm edenler, 2015 yılı enflasyon farkı hakkımızdan 1,8 puanı Hükümete peşkeş çekenler, bir kez daha bu diyeti ödemiş, memur ve emeklinin bedduasını almak pahasına bu defolu toplu sözleşmeyi el mecbur imzaladılar” diye konuştu.

Memurların ve emeklilerin haklarını kişisel ranta çevirenlerin, bir kere daha kendileri adına tarihi bir sözleşmeye imza attıklarını öne süren Kuran “Sendikacılık tarihi, bu toplu sözleşmeyi de kaybedilenler sayfasına yazacaktır. Bu sözleşme sonunda memurlar ve emekliler adına kazanım, koskoca bir sıfırdır.

Yarım puanla mutabakat aşamasına gelenler, yıllardır toplu sözleşme adı altında sergiledikleri orta oyununun Kavuklu ’su, Pişekâr’ı dahi olmaktan uzak, yalnızca birer figüran olarak masadan ayrılmışlardır.

Kamu görevlilerimizden bu tiyatroya daha fazla seyirci kalmamalarını, milyonların kaderini belirleyen bu masanın ciddiyetine yakışır temsilcilerle, gerçek bir pazarlık ve mücadele alanı olması için tercihlerini gözden geçirmelerini istiyoruz.

Kamu çalışanları ve emeklilerimizin bu oyunu bozması ve artık “Bu masallara bir son verin” demesi bir zorunluluk haline geldi” dedi. Cengiz Güner