Balıkesir Merhaba Gazetesi

MESCİD-İ AKSA HÜR OLANA KADAR

MESCİD-İ AKSA HÜR OLANA KADAR
13 Kasım 2014 - 0:17

Genel

Tarihte not düşülecek anlar vardır. Gelecekte geri dönüp “geçmişte neler olmuş” diye bakacağımız önemli notlardır bunlar. Geleceğimize ışık tutup, yol gösteren önemli olaylardır bunlar. İşte bu önemli olaylardan biri, İslam’ın ilk kıblegahı olan, Mescidi Aksa’yı, Siyonist Yahudi’nin işgal etmesidir.

Saygılı okuyucularım: Çok kritik tarihi bir dönemeçteyiz. Yılardan beri Siyonist Yahudi’ye karşı kutlu bir mücadele veren, Filistin halkının, Mescidi Aksa’yı savunmak isterken nasıl mücadele verdiğini, direnerek, yerlerde sürünerek, taşı toprağı ne bulduysa Yahudi’nin başına geçirerek, ölerek verdiği mücadeleyi seyrettik. İslam âleminde, TÜRKİYE dışında bir kıpırdanma yok. Ne “çağdaş, ilerici, uygar, medeni, insan haklarına saygılı” olduğunu iddia eden ülkelerde ve ne de varlığı ile yokluğu pek fark etmeyen “İslam dünyasında” bir kıpırdanma yok. Oysa şimdiye kadar, dünyadaki kutsal iki mabetten biri olan Mescidi Aksa’yı işgal eden Yahudi askerlerinin başına gök kubbe geçirilmeliydi. Yahudi, kınamadan, ayıplamadan, açıklamadan, kısacası laftan anlamaz. Şimdiye kadar Müslüman’ım diyen her ülkenin imanlı yürekleri O caminin avlusuna dolmalıydı.

Olmadı. İcraatlar zayıf kaldı. Hal böyle olunca İsrail yoluna devam eder. Filistinli gençleri katletmeye devam edeceklerdir. Ta ki, hayallerindeki SÜLEYMAN mabedini kuruncaya kadar icraatlarını sürdürürler. Zira onlar için insan katletmek ibadettir. İnsan sadece kendileridir. Diğer canlıların kendilerine KÖLE olarak armağan edildiğine inanırlar. Hele hele Filistinlilere ve Müslümanlara asla tahammülleri yoktur. Hâlbuki onlar o topraklara İngilizlerin desteği ile 1900 lü yıllarda gelip, 1948 de resmen devlet oldular. O toprakların esas sahibi Filistinli Müslümanlardır. Abdul Hamit Handan taviz bulamayan Yahudiler, onu tahtından indirip, Selanik’e sürgüne göndererek,  Simon Jivi adındaki bir Yahudi’nin evine hapsetme yollarını buldular. Abdul Hamit Han ki, onların Filistin diyarlarından toprak istemesini reddettiği gibi, belki oralardaki insanlar verebilir diye, Kudüs ve Filistin civarı topraklarının tapusunu Osmanlı Hanedanlık merkezine çıkarttı. O tapu hala “memalik-i Şahane” yani sultanların mülkü kaydıyla Osmanlı arşivlerinde mevcut. Hal Böyle iken biz hala niye lafla oyalanıyoruz ki?

Sevgili okuyucularım; kimse İsrail’den insani bir haslet beklemesin. SİYONİSTLERİN hedefi, Nil nehri ile Fırat nehri arasındaki topraklardır. Bu toprakları onların tanrısı YEHOVA Yahudilere armağan etmiştir. Öyle inanırlar. Kimse onları bu idealinden ve Süleyman mabedini ve büyük İsrail’i kurma düşüncelerinden geri çeviremez. Onlar İslami ve insani dilden anlamaz. Onun için diyoruz ki, Yahudi’ye gerekli ders verilmelidir. Şiddetli sivil mukavemet derhal gösterilmelidir. Zira Mescidi Aksa ve Kubbe tül Sahra camilerinin çevresini surlarla çeviren Kanuni Sultan Süleyman’dır. Gerek camide ve gerekse bahçesindeki düzenlemelerin tamamı Osmanlı tarafından yapılmıştır. Gittim, gördüm ve inceledim. Kudüs, El Halil, Zeytin Dağı, Petra vadisi, Musa VADİSİ, bütün peygamberlerin yaşadığı o diyarlar buram buram Osmanlı kokuyor ve birçok şehidimiz o topraklarda yatıyor. Oralarda yaşayanlar, Osmanlı insanını dört gözle arıyorlar.

Can denilen bu emanetteki iman gücünü besleyip, acıma duygularını biracık olsun yüreğinde hisseden kıymetli kardeşlerim; Hayal âleminde yüzen, hak hukuk inanç tanımayan, zalimleşerek zulüm eden, böyle şımarık bir İsrail’e haddi bildirilmelidir. Zira tarih boyu insanlık âleminin baş belası olan İsrail ve Yahudi ırkı, beşeri kanunlarla yola gelmesi ve ideallerinden vazgeçmesi mümkün değildir. Bu günkü birleşmiş milletler yapısıyla veya her hangi bir devletin ikazıyla durması da mümkün değildir.

Öyleyse yapılacak tek icraat vardır. Onun anlayacağı dil olan YAPTIRIMCI SİVİL ŞİDDET uygulanmalıdır. Mescid-i Aksa hür olana kadar, bütün dünya Müslümanları, yetkili ve etkili kişilerden rehber olmalarını beklemektedir. Zira o eski günler yok artık. Başkentlere bir telefon ederek hizaya sokulduğu, “İsrail’i destekleyeceksiniz” dendiği anda akan suların durduğu günler çok gerilerde kaldı. Bunu yapan ABD de olsa hiçbir ülkede karşılık bulmuyor. Sadece İngilizlerin gizli ve kalleş siyasetleri geçerliliğini koruyor. Yeni siyasi başkentler, yeni ekonomik merkezler, yeni İslami kıtalar oluşuyor. En önemlisi de küresel iklim değişiyor. İklim değişikliği ile güçler haritası da değişiyor. Ezilenler, hor görülen milletler, merkezden uzak tutulan ülkeler, MERKEZE geliyor. Ahlaki, coğrafi ve inanç zenginlikleri sömürülen ülkeler, yer kürenin gücünü paylaşıyor. Var olan VAHŞİ KAPİTALİST sistemi inatla sorguluyor, hatta meydan okuyor. Onun için diyoruz ki, İsrail’in Mescid-i Aksa’yı işgal etmesinin, affedilmemesi dünya tarihinde bir dönüm noktası olacaktır ve tam zamanıdır. Ne gerekiyorsa o yapılmalıdır. İsrail hangi dilden anlıyorsa, o icraat uygulanmalıdır. Hoşça kalın.

.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.