Balıkesir Merhaba Gazetesi

OKUL AİLE BİRLİKLERİNE ŞOK

OKUL AİLE BİRLİKLERİNE ŞOK
05 Şubat 2015 - 0:17

Genel

SMMMO Başkanı Metin Yalçın, SGK tarafından Okul Aile Birliği yöneticilerine gönderilen bir yazı olduğunu ve yazıda önceki dönemlerde faydalanılan yüzde 5’lik teşvikin iadesinin istendiğini belirtti.
EDİP UĞUR’DAN BEKLENTİM
Büyükşehir Belediye Başkanı Edip Uğur’un AVM değil Çarşı caddeler söylemine sevindiğini belirten Yalçın, Milli Kuvvetlerle ilgili olarak eski belediye Başkanı İsmail Ok döneminde kısmi yayalaştırılan Milli Kuvvetler Caddesi zincir mağazalar yerine Balıkesirli esnaftan oluşan mağazalardan oluşturulmalı’ dedi. Çarpıcı açıklamaları ile Balıkesir’in ekonomik, kültürel ve sanatsal yönlerine değindi.
OKUL AİLE BİRLİKLERİ
Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası (SMMMO) Başkanı Metin Yalçın Okul Aile Birlikleri ile ilgili olarak Amaç personel istihdamını canlandırmak. Peki çalıştıran kim? Okul Aile Birliği devlet kamu kurumlarında yüzde 5’lik desteğin kullanılmasını istemiyor. Okul Aile Birlikleri Türkiye’deki yasalara göre tüzel kişilik değil. Bırakın tüzel Kişiliği kamu kurumu olarak addediyorsunuz.’ dedi.
GERİ İSTENİYOR
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), 5510 Sayılı Kanun’da 2008 yılında yapılan bir değişiklikle Okul Aile Birliklerine geriye dönük borç çıkardı. Borçla ilgili Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü’nün 22 Ocak 2015 tarihli kararı var. SMMO Başkanı Metin Yalçın konuyla ilgili ve Balıkesir’i ilgilendiren önemli konularda çarpıcı açıklamalar yaptı.
SMMMO Başkanı Metin Yalçın, benim normalde yaptığım bir iş değil fakat bir arkadaşım Okul Aile Birliği yönetiminde ve dosyasını takip ediyorum. Söz konusu Yazıda ‘22 Ocak 2015 tarihinde SGK da toplandık. Türkiye’deki Okul Aile Birlikleri, Akşam Sanat Okulları ve Öğretmen Okullarının sigorta dosyalarının işveren pozisyonunu özel sektör değil kamu kurumu olduğuna karar verdik. O zamanda yüzde 5’lik teşvik kullanılmamalıydı. Bunları geri vererek bildirgeleri düzeltin.’ Dendiğini söyledi.
OKUL AİLE BİRLİĞİ TÜZEL KİŞİK BİLE DEĞİL
Yalçın konuya dair açıklamalarına şöyle devam etti: Amaç personel istihdamını canlandırmak. Peki, çalıştıran kim peki, Okul Aile Birliği. Devlet kamu kurumlarında yüzde 5’lik desteğin kullanılmasını istemiyor. Okul Aile Birlikleri Türkiye’deki yasalara göre tüzel kişilik değil. Bırakın tüzel Kişiliği kamu kurumu olarak addediyorsunuz.

En çok bütçesi eğitime ayrılan bir ülkedeki okullarda okulun hademesinin bile finansmanını gönüllü birlikler yürütürken birde teşviki geri verin diyerek kimseyi çalıştırmayın deniyor adeta. Peki, bu durumda Okullarda temizliği kim yapacak? Balıkesir’de Okul Aile Birliği adı altında 3-5 veli gönüllü birlik kurarak bazı şeyleri finanse etmeye çalışıyor. Diyelim ki Çocukların sınıflarının temizlik işleri ile ilgili birde sigortalı işçi bulunduruyor. SGK ‘da bunun için sigorta dosyası açtırıyor. Okul Aile Birliği sıfatı ile de işveren oluyor. Özel sektörü teşvik açısından personel çalıştırsın diye devlet birde yüzde 5’lik bir indirim sağlıyor. Okul aile birliğini kuran 3-5 kişilik bu ekip çalışan ile ilgili dosyaları da zamanında kuruma tescil ettirmiş. Şimdi bu yazı ile hesaplanan teşviklerin bu gerekçe ile geri iadesi talep ediliyor. Biz bunun yasalara uygun olmadığını düşünüyoruz.

AVM DEĞİL ÇARŞI CADDELER DERKEN
Muhasebeciler Odası Başkanı Metin Yalçın, ‘Siyaseten ve siyaset olarak temsil ettiği yer önemli olmamak üzere Balıkesir şehir yönetimi konusunda Büyükşehir Belediye Başkanı Edip Uğur’un AVM’ler değil çarşı caddeler diye bir tanımlaması var. Bu çok hoşuma gitti. Ömrümün son 10 yılında bu sözü ben çok tükettim.’ dedi. Yalçın, Başkan Edip Uğur’dan beklentilerinin zincir mağazalar yerine Balıkesirli esnafa yer vermesi olduğunu söyledi. Balıkesir büyük bir ekonomisi olmasına rağmen aslında tek AVM si olması ile de ticaret perakendecilik ruhunun bu oyuna göre toplumsallaşmadığını gösteriyor. Bizde madem öyle zorlamayalım diyoruz.

Eski Belediye Başkanının Milli Kuvvetler üzerinde bir çalışması oldu. Milli kuvvetlerin yayalaştırılması projesi Balıkesir için Edip Uğur’un dediğini de göz önüne alırsak Milli Kuvvetler, Anafartalar, Kızılay üzerinde bir ada olduğunu burada yayalaştırmanın da tamamen olduğunu, Yayalaştırmanın da Beyoğlu Caddesindeki gibi tramvayın bu hat üzerinden sürekli gezdiğini ve insanları bir hayal edin. Çarşı merkezi dediğimiz yerin İstanbul’a gidenlerin çevre yolu değil de şehrin içine girip palmiye altında tost yiyeceği alışveriş yapacağı bir Balıkesir’den geçmesi anlamını taşır. Buralarda zincir mağazaları değil de Balıkesir’in mağazalarına alan vereceksiniz. Höşmerimi, Manyas kelle peynirini yiyecek. Balıkesir dokumasını orada giyecek. Küçük esnafların geleneğini yaşatacak. Zincir mağazaları yaparsanız o çarşı cadde olmaz açık AVM olur.
CANLANDIRMAZ YOKSULLAŞTIRIR
Milli kuvvetlerden başlayan bir zincir mağaza ile Anafartalar oradan da Kızılay’a biz zincir mağaza doldurmasıyla bu olmaz. Vatandaş tost yiyecekse Ayvalık, Susurluk kendi yöremizin tostunu yesin. Burgere gerek yok. Balıkesir çarşısı olsun ki gelen vatandaşta Balıkesir’i görsün. Başkan Edip Uğur’dan da bunu bekleriz. Bu bizi de etkiler topluca zenginliğimizi yoksullaştırmaya gider. Biz daha fazla zenginlik üretebilecekken planlama eksiklikleri ile muhasebecileri yoksullaştırır, Doktoru, avukatını yoksullaştırırsak harcama profilini nasıl oluşturacağız?
YENİ KENTLER OLUŞTURURKEN
Kentin güçlü figürlerini Balıkesir özelinde eksilerini artılarını analiz yapabiliyoruz ama Kentin oluşmasında ekonomik figürlerin, gücün ne anlama geldiğini yeni dönemde bilgisayar oyunları bize anlatıyor. Yeni dönemde uygarlık yaratma oyunları vardır. Bir oyuncu kendisine verilen bir platformda yeni bir kent yaratır. Baştan bir kent kurar. Vergilerini oluşturur. Bir yaşam modifiye eder. Bu oyunlarda kenti kurmak istiyorsan paran olacak, ekonomin olacak ama ekonomi arka bahçede oluşan bir unsurdur ve ön tarafta var olan kentin var oluşunu besler. Arka tarafta iksirler, paralar, gümüşler üretirsin. Bunlarla da kışlanı, valiliğini koyarak gelirsin. Süreç buradaki mantıkla ilerler. Kentin ekonomi gücü ayrı bir bileşen ve ayrı bir güçtür. Küreselleşen sermaye denen bir ortamda da kentlerin kendi ekonomik gücü var mı diye sorgulanmalı aslında. Balıkesir’in ekonomisinin büyümesi anlamında ekonominin bu kentin mimarına dönük dinanizmi üreterek örgütlenmesi gerek.

Değer katan firmalar olabilir ama kente değmiyorsa ya da teğet geçiyorsa hiçbir kıymeti yoktur. Balıkesir’de üretilen milyonlarca liralık değerin vergisi İstanbul adına ödenmektedir. Maliye bakanlığı analiz yaptığında diyor ki ‘benim İstanbul’a yaptığım harcama bu kadar oradan topladığım vergi bu kadar tabi ki oraya  bu kadar para vereceğim’. Bazı başka kentler var ki ürettiğinden fazlasını alıyor hazineden. Ben diyorum ki o bazı kentlerde başka illere yansıtılan vergiler ne kadar? Sızıntı ne kadar hiç ölçtünüz mü? İlin kaynakları ile üretilen bir değerin vergisi başka bir ile destek olarak gidiyor. Küresel ekonomik aktörleriniz elbette ki olacak fakat büyüyen bir şehirde ekonomideki büyüten reel değerlerin yalnızca örneğin bölgelere göre ucuz iş gücü olduğu için konuk etmişsen ucuz ham madde ver katma değerli ürünü kent adına değil de başka yerler adına pazara sunmuşsan o ekonominin kente ne faydası var? Kazandığını kentte harcarsan değer katarsın. Kısacası Zincir sermayeli tüketim gruplarının ürettiği değerler kentinde değerleri olmuyor. KAMİL AKYÜREK

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.