Balıkesir Merhaba Gazetesi

ÖNCE MADDE Mİ? AHLAK MI?

ÖNCE MADDE Mİ? AHLAK MI?
14 Ocak 2015 - 0:02

Genel

Ahlak insanlık tarihi kadar eski bir kavramdır. Ahlakın tarifini “insanın kendini bilmesidir” şeklinde yapabiliriz. Aslında ahlakın tarifi, evrensel ilkelerden çıkıyor. Adalet, merhamet, hayır, dayanışma, iyilik, sorumluluk, vazife, doğruluk, dürüstlük, bu dünya ve ahir dünya için çalışma ahlakın belli başlı ilkeleridir. Bütün toplumlarda, bütün dinlerde ve dillerde bu ilkeler aynıdır.

Yer küredeki toplumlar son asırdan beri, iç siyaset, dış siyaset, ekonomi, ticaret, sanayi ve laiklik derken esas mesele olan ahlak konusuna yeteri kadar zaman ve imkân ayırmıyor. Bu vitrin meselelerinin gölgesinde kalan, esas İNSAN OLMA olgusuyla ilgili yeteri kadar zaman ve imkân ayırıp, düşünme, fikir üretme ve onu uygulamaya dönüştürme olgusundan yoksun yaşıyoruz. Bu gün sokağa çıkan herkes bir ahlak aşınmasının olduğundan çekinceli şekilde hareket etmek mecburiyetinde kalıyor. Sokak dışı, kapalı mekânlarda yaşayan tüm kesimler veya kısımlarda, televizyon, gazete, radyo ve internet imkânlarından yararlanır iken bir AHLAK aşınmasının ve değer kaybının var olduğunun farkında. Bütün siyasi oluşumları, bütün kuruluşları, bütün kurumları ahlak aşınmasını önlemeye davet ediyoruz.

Ülkemiz Türkiye bir dönem Ahlaktan kaçtı. Çünkü yönetenler onu doğrudan dinle ilişkili gördü. Ahlaklılık ve laiklik ilişkisine bağ kurdurarak, AHLAKIN laikliği baltalayacağını düşündü. Ahlak kelimesinin dini boyutundan korkularak, toplum boyutunda hiçbir anlamı olmayan ETİK kelimesine sığınıldı. İnsan ilişkilerindeki yaşam tarzını, kanunlarla ve mevzuatlarla düzenlemeye çalışıldı. Temel meselesi insan olan bir toplumun, ahlakı ıskalaması, ahlaktan kaçması ve hatta ahlak karşıtı tutumlar benimsemesi düşünülemez. Ülkemiz TÜRKİYEDE işte bu düşünülemez, bir asırdan beri olmuştur. Bu yanlış veya eksik, KİRLİ hayat tarzı, kabul edilirliliğin de ötesinde, takdir edinilirlik derecesine doğru yükseltildi. Bu gün hiçbir iç ve dış düşman, ahlaki değerlerin aşınması ölçüsünde bizi tehdit etmiyor. Bedenimizin terbiyesine ve eğitimine önem veriyoruz amma, ruh yapısının eğitimini es geçiyoruz. Eğitim kurumlarımız gittikçe büyüyen dev birer öğrenme fabrikasına dönüşüyor. Bedenimize ve beynimize verdiğimiz kuru bilgileri, ruh yapımızdaki iyileştirme ile süsleyip, insanlık önüne koyamıyoruz. Zihnimizin gıdası sadece bilgi ve gayemiz bu bilgiyi kullanarak başarıya ulaşmak ve kendimize imkânlar sağlamak olabilir mi?

Bilim sanayi ve teknoloji bakanlığı, bir şura topluyor ve ilgili bakanlıktaki bütün bilim adamları ile beraber, değişik bakanlar ve başbakanda dâhil açılışın ehemmiyetine binaen katılıp görüşlerini anlatıyor. Büyük emek ve paralar harcanıyor. Bu olumlu icraatı yürekten alkışlıyoruz amma, kültür banklığı veya milli eğitim bakanlığı TOPLUM AHLAKI üzerine, sosyolog, siyasetçi, psikolog ve fikir adamlarını etkili şekilde harekete geçirip bir AHLAK ŞURASI oluşturamıyor. 1950 den beri seçilmiş muhafazakâr iktidarlar sanayileşme için bütün imkânlarını seferber ediyor, fakat nedense insanı fizikten ahlaka yükseltmenin yollarını açan RUH YAPISI eğitimine bu kadar uzak durulması karşısında şaşkınlığımızı gizleyemiyoruz. Onun için Antalya’da toplanan 19. Milli Eğitim Şurasındaki kararları, önümüzdeki yıllarda tavsiye oluşumundan çıkarıp, kanun, tüzük veya yönetmenlik haline getirilmesi ve ders kitaplarına girmesinin şart olduğunu savunuyoruz ve yürekten alkışlıyoruz. Son bir asırdır yapılan hükümet programlarının hiç birinde AHLAK kelimesi bile yer almamış olması toplumu bu günkü hale getiriyor. Demek ki sanayileşelim, zenginleşelim de nasıl olursa olsun, ekmek, para, iş ve makam gelsin de nasıl gelirse gelsin düşüncesi ağırlık basmaktadır. Bu düşünce toplumun yozlaşmasına sebep olup, inancımıza da ters düşmektedir.

Dünyayı yöneten küresel sermayenin istekleri doğrultusunda hareket etme mecburiyeti, hiçbir topluma zorla kabul ettirilemez. İnancımız ve insanlık gereği maddenin yanında maneviyatta ayni hızla koşmalıdır. Madde birikimi yanında MANEVİ ve AHLAKİ birikim de muhakkak olmalıdır.

Maddi planda büyük gelişimlerin ve değişimlerin doğurduğu sarsıntıları, tahribatları ve yaraları, ancak insanımızı manen güçlendirerek, değerler eğitimine önem vererek aşabiliriz. Ahlaki birikimde, diğer birikimler gibi devlet eliyle beslenmelidir. Hoşça kalın.

 

Sait yılmaz

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.