Balıkesir Merhaba Gazetesi

ÖYKÜDEKİ CEVAP “SARIKAYA”

ÖYKÜDEKİ CEVAP “SARIKAYA”
Bedia Uçak
Bedia Uçak( bediaucak@gazetemerhaba.com )
10
14 Temmuz 2020 - 8:21

Hani bazı öyküler vardır gerçeğin içinden çıkan…

İşte tam da böyle. Kıssadan hisse Hisseden Kıssa bilmekteymiş mesele.

Az sayıda hanenin yaşadığı uzak diyarın adı Bigadiç’in Aşağıçamlı köyü. Şimdi ki adıyla mahallesi. Köy mü kaldı?

Köyde önceleri tek göz olan odanın nüfusun artmasıyla doğan oda ihtiyacının ardından göz göz olan evlerin içinde büyümüş dedem. Tanıdık bildik kim varsa hepsinin ayrı ayrı hikâyesi var bu yerde.

Sarı kayanın yamacından bakılınca, yeşile doyan insanların temiz hava coşkusuyla aktığı dereler bilirmiş anlatılanları tarihte…

Sarp dağların kayalıkların arasında ve ardında kalan bir köy varmış uzakta.

İşte o köyde başlıyor öykümüz. Tek göz bir evde.

Kar boran göz gözü görmüyor. Kar yolları kapatıyor. Sarıkaya’nın ihtişamı ile gelen yüksekliği güneşi kesiyor. Hava buz. Dokunsan yakan soğuklukta eller var yaşayan bu diyarda.

Haliyle okumak isteyen olsa da öğretmen göremeyen ,görse de kitap bulamayan bir saklı yeşil vadide uzayıp giden hayat hikayesinin içindeki minik kız Zehra hayal edip öğretmen olurmuş düşlerinde.

Gaz lambasının ışığında eline geçen incecik bir kitabı tekrar tekrar okurmuş. Bir yanda Cemile yine gaz lambasının ışığında, okumak istese de okuyamayan yokluk içinde…

Bu arada büyük bir boşluk oluşurmuş kızların içinde ve durmadan sorarak öğrenecekleri şeyleri sorar dururlarmış. Okumak deyince kitap gelirmiş akla ya İşte tamda burada akıl almaz şeyler duyunca şaşırmamak içten değilmiş hani. İşte; bende şaştım kaldım bu işe.

Ninem derdi ki Kuran-ı Kerimi  saklı okurduk biz. Görürlerse acımaz öldürüverirlerdi olduğun yerde .Gerçi öldürseler iyi işkence ederlerdi. Hep düşman geldi buralara bir vakit kendi dillerince bir şeyler söyleyip giderken geride bi dolu acı bıraktı. Gözyaşımız bu topraklarda bizim. Hem o acılarla atılan çığlıklar kulaklarımda hala. Yengemi fırında diri diri yaktılar. Küçüktüm o sıralar. Ağaç kovuğunda saklandım ben. Kardeşim uçurumdan atıverdi kendini atın üstünde gelenler var diye. Savaş zamanıydı o günler. Bir de “Hasbinin kesildiği yer” olarak kalan çığlıklar kaldı kulağımızda. Gizli okunur saklanırdı kitaplar. Şimdi bolluk heryer…

Ne kitabı ? Kitaplar kötümü ? diye, sorardım bende küçüklüğümden kalan o dönemlerde .

Kitap kötü olurmu gızım … der susardı

Sen bunları “ezberle” diyerek dua öğretir ve istemezdi acıları hatırlamak. Kısa anlatır gözleri dolardı. Ben sordukça cevap verme zorunluluğu hissederek yanıtsız bıraktığı tek şey vardı…Bakıp bakıp Bu dağlar bilir Sarıkaya bilir derdi…

O soru bende, Cevapsa  Sarıkaya’da saklı…

 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.