Balıkesir’de 50 Yıllık Kurşun Harf Hafızası

Balıkesir’de Güneş Matbaa işletmecisi Turhan Karakoç, 12 yaşında başladığı matbaacılıkta 50 yılı geride bıraktı. Karakoç, kurşun harflerle yapılan eski baskı günlerinden dijital makinelere, kağıt maliyetlerinden gazete matbaalarının gece mesaisine kadar mesleğin bilinmeyen yönlerini anlattı.

Balıkesir’de 50 Yıllık Kurşun Harf Hafızası
Balıkesir’de 50 Yıllık Kurşun Harf Hafızası

Balıkesir’de matbaa sesinin yarım asırlık tanıklarından biri olan Turhan Karakoç, mesleğe henüz 12 yaşındayken başladı. Bugün Güneş Matbaa çatısı altında çalışmayı sürdüren Karakoç, kurşun harflerin tek tek dizildiği günlerden bilgisayar destekli baskı dönemine uzanan dönüşümü kendi gözleriyle yaşadı.

Balıkesir’de 50 Yıllık Kurşun Harf Hafızası

Karakoç’un anlattıkları yalnızca bir esnaf hikâyesi değil; Balıkesir’de matbaacılığın nasıl sessizce kabuk değiştirdiğini, kağıt fiyatlarının küçük işletmeleri nasıl zorladığını ve eski ustalığın dijital makineler karşısında nasıl ayakta kalmaya çalıştığını gösteriyor.

“12 Yaşında Girdim, 50 Yıldır Bu İşin İçindeyim”

Turhan Karakoç, matbaacılığın kendisi için çocuk yaşta başlayan bir meslek olduğunu söyledi. Yarım asırlık emeğin ardından bugün hâlâ aynı işin başında olduğunu belirten Karakoç, “Aşağı yukarı 50 yıl oldu. 12 yaşında girdim bu mesleğe. 50 yıldır matbaacılık yapıyorum” dedi.

O yıllarda matbaacılığın bugünkü gibi hızlı ve dijital olmadığını söyleyen Karakoç, her işin daha fazla emek, zaman ve insan gücü istediğini anlattı.

Balıkesir’de 50 Yıllık Kurşun Harf Hafızası

Kurşun Harften Ekrana Geçen Meslek

Matbaacılığın eski dönemlerinde harflerin tek tek dizildiğini belirten Karakoç, kurşun harfli baskının hem zahmetli hem de yıpratıcı olduğunu söyledi.

“Önceki yıllarda el dizgisi olurdu. Kurşun harfler vardı. Harfler tek tek dizilirdi, kalıp hazırlanırdı. Ellerimiz yıpranırdı” diyen Karakoç, bilgisayarların ve dijital sistemlerin mesleği hızlandırdığını ancak eski matbaa emeğinin tadını da azalttığını ifade etti.

Bugün baskı sürecinin büyük kısmı dijital makinelerle yürürken, Karakoç’a göre eski matbaacılığın sabrı ve ustalığı hâlâ mesleğin hafızasında duruyor.

“Dijital Makinelere Ayak Uydurmak Şart”

Turhan Karakoç, teknolojinin gelişmesiyle dijital makinelerin sektörde belirleyici hale geldiğini söyledi. Klasik matbaacılığın tek başına eski gücünü koruyamadığını belirten Karakoç, yeni döneme uyum sağlamanın zorunlu olduğunu vurguladı.

Karakoç, “Teknoloji ilerledikçe dijital makineler çıktı. Klasik matbaacılık piyasasını öldürdü sayılır. Eski işlerimizin tadı tuzu kalmadı. Ama yenilik olduğu için ayak uydurmak lazım” dedi.

Sadece geleneksel baskıyla devam etmenin artık zorlaştığını söyleyen Karakoç, matbaacıların en azından 1-2 dijital makineyle işlerini desteklemek zorunda kaldığını belirtti.

Kağıt Fiyatlarında Zincir Etkisi

Matbaa sektöründe en büyük yüklerden birinin kağıt maliyeti olduğunu söyleyen Turhan Karakoç, kağıdın büyük ölçüde yurt dışı kaynaklı olmasının fiyatları artırdığını ifade etti. Karakoç, “Kağıt yabancı ülkelerden geliyor. Arada 3-4 firma var. Bize gelene kadar maliyetin yüzde 70’i, yüzde 80’i oluşmuş oluyor. Bu yüzden bize çok pahalıya geliyor” dedi.

Matbaacıların işin üzerine fiyat koymak zorunda kaldığını ancak müşterinin bunu pahalı bulduğunu söyleyen Karakoç, “Türkiye’de kağıdı yeterince üretemediğimiz için dışarıdan geliyor. Biz de maliyetin üzerine fiyat koyuyoruz ama müşteriye pahalı geliyor. Yapacak bir şey yok, yine devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“Eskiden 8-10 Kişi Çalışırdı, Şimdi 1 Kişi Kaldı”

Balıkesir’de matbaacılığın eski üretim gücünden uzaklaştığını belirten Karakoç, geçmişte işletmelerde daha kalabalık ekiplerin çalıştığını söyledi.

Karakoç, “Eskiden matbaada 8-10 kişi çalışırdık. Şimdi herhangi bir matbaaya girsen en fazla 1 kişi çalışıyor. Büyük matbaa kalmadı, herkes kendi yoluna devam etmeye çalışıyor” dedi.

Küçük matbaaların artan maliyetler ve azalan iş hacmi nedeniyle zorlandığını belirten Karakoç, sektörde birçok işletmenin ayakta kalma mücadelesi verdiğini söyledi.

Eski Matbaanın Görünmeyen Yıpranması

Turhan Karakoç, eski matbaacılığın yalnızca zor bir zanaat olmadığını, aynı zamanda çalışan sağlığını da etkileyen bir meslek olduğunu anlattı. Kurşun harfler, baskı kimyasalları ve uzun çalışma saatleri, eski ustaların bedensel olarak daha fazla yıpranmasına yol açıyordu. Karakoç, “Eskiden kurşunla uğraşılırdı. Bu insanı yıpratırdı. Matbaacılık yapan arkadaşlarda dişlere kadar etkisi olurdu. Bizim meslek grubunda öğlenleri yoğurt yemek önemli görülürdü” dedi.

Bilgisayarların devreye girmesiyle eski risklerin azaldığını söyleyen Karakoç, buna rağmen baskı işinde kullanılan bazı malzemeler nedeniyle dikkatli olunması gerektiğini belirtti.

Gazete Matbaalarında Gece Mesaisi Daha Ağır

Karakoç, özellikle gazete basan matbaacıların daha zor şartlarda çalıştığını söyledi. Gece saatlerinde yapılan baskı, yoğun tempo ve kimyasal kullanımının gazete matbaalarında çalışanları daha fazla etkilediğini belirtti.

“Gazetede çalışanlar daha farklı. Akşam, gece gazete basıyorlar. Matbaacılığın etkisi onlara daha fazla yansıyor. Kullanılan ilaçlardan dolayı daha erken rahatsızlık yaşamaya başlıyorlar” diyen Karakoç, okuyucunun sabah eline aldığı gazetenin arkasında görünmeyen bir emek olduğunu hatırlattı.

Kaynak: Muhabir Nursima Akyürek
matbaa makinası kağıt