Balıkesir Merhaba Gazetesi

Paketiniz Var Efendim

Paketiniz Var Efendim
Şeyma Yorulmaz
Şeyma Yorulmaz( seymayrlmz0665@gmail.com )
40
11 Nisan 2020 - 8:00

Manolya apartmanından çıkarken elimdeki saksıya sevgiye bakıyordum, saksıdaki çiçek alacalı, beyazlı pembeli bir sardunyaydı ve çok güzeldi. Çiçekleri çok seviyor olmama rağmen neden hiç çiçek almamıştım ki bugüne değin? Hayret doğrusu. Arabayı arkadaşlarıma devredip heyecanla evime gittim. İçeri girer girmez sardunyamı güneş alan bir yere koydum ve dikkatle suladım. Sardunyam hayatıma girdiğinden beri, bende tatlı bir telaş var. Her sabah alarmı kapatıp, koşarak yataktan kalkıyorum. İlk olarak camın önünde duran sardunyama bakıyorum. Her açtığı yapraktan haberim var. Çiçeğim iyiyse ben de iyiyim. Elimi yüzümü yıkayıp, hazırlanmaya gidebilirim artık gönül rahatlığıyla. Zaten kahvaltıyı evde yapmıyorum. Aslına bakarsanız kahvaltı için çok da vaktim yok. Sekizde iş yerinde olmam lazım. Evden en az bir saat önce çıkmak zorundayım, malum İstanbul trafiği.

Mesaiyi bitirip, eve gittim. Kendime duble kahve yaptım. Kahvemi yudumlarken, zil çaldı. Kapıda nicedir görüşmediğim bir arkadaşım vardı. Onu hemen içeriye davet ettim. Görüşmediğimiz süre zarfında neler yaptığını anlattı. Bir kızla tanışmış, mutluymuş. Onun adına çok sevindim. Sonrasında aramızda şu diyalog geçti:

-“Oğlum sen çiçek yetiştirmezdin, hayırdır?”

-“Hayatımda bir şeyler değişmiş olamaz mı?”

-“Anlatmak ister misin?”

-“Dinlemek istersen anlatırım.”

-“Tabi ki dinlemek isterim.”

-“Bir kaç gün önce yaşlı bir teyzeye mahkemeden gelen bir kağıt götürdüm. Kendisi yatalakmış bu yüzden içeri girmek zorunda kaldım. Kızı Sevgi, çiçek yetiştirmeyi seviyormuş. Çayları yudumlarken konu çiçeklerden açıldı. Çiçekleri çok sevdiğimi söyledim. Evden çıkarken sardunyalarından birini bana hediye etti. Bugün paketleri sahiplerine götürürken, naif bir çiçekçiye rastladım. Sonrasını tahmin edersin zaten, bir çok çiçek alıp eve geldim.”

-“Kerim, sen Sevgi’ye aşık mısın yoksa? Anlatırken gözlerin parladı resmen.”

-“Samet, hani bir şeyi unutmayı çok istersin de unutamazsın ya. Bir bakış, bir gülüş hatırlatır ya sürekli sana. Öyle bir şey sanki. Ben günlerdir onunla aramızdaki diyalogu düşünüyorum, bir türlü aklımdan çıkmıyor. Aşık olabilir miyim sence?”

-“Bir de soruyorsun oğlum ya. Sen sırılsıklam aşıksın bu kıza.”

-“Ne yapmamı önerirsin?”

-“Hazırsan aşkını itiraf et. Değilsen…”

-“Değilsem?”

-“…”

Sohbet bittikten sonra Samet müsaade isteyip kalktı. Ben de çiçeklerimle ilgilenmeye başladım. Kurumuş yaprakları dallarından koparıp çöpe attım, çiçeklerime iyi geceler dileyip, yatmaya gittim.

Sabah kalktığımda çiçeklerime baktım. Evime renk katmışlardı. Renk renk, çeşit çeşittiler. Rabbim ne de güzel yaratmış her şeyi. Ben bunları düşünürken, birden gözüm saate gitti, geç kalıyordum. Son işlerimi halledip, apar topar evden çıktım. İşe gittiğimde, güzergahlara göre paketleri sıralarken Manolya apartmanına gidecek bir paket elime geçti. Bu sefer yaşlı teyzeye gelmemişti. Üstünde Sevgi Öztürk yazıyordu. Kimin gönderdiği belli değildi, kendi adresini de yazmamıştı. Kimdi bu ve ne göndermişti? Ben dalgın bir şekilde bunları düşünürken arkadaşlarım geldi. Hemen kafamı toplayıp, onlara günaydın dedim. Yola çıktım ve Manolya apartmanına doğru arabayı sürmeye başladım. Bu paketi ona kim gönderdi bilmiyorum ama, iyi ki göndermiş. Bu sayede onu bir kere daha görebileceğim. Neyse ki geldim. Arabadan paketi ve saksıyı alıp, apartmana girdim. Asansöre binince 3.kata bastım, inince de kapıyı çaldım.

-“Kim o?”

-“Kargocu. Paketiniz var efendim.”

-“Kerim Bey hoş geldiniz, günaydın.”

-“Günaydın Sevgi Hanım. Bu sefer paket size. Buyrun, şuraya bir imza alacağım.”

-“Öyle mi? Kimden acaba? Hemen imzalıyorum.”

-“Teşekkür ederim.”

-“Rica ederim, iyi günler.”

-“Size de iyi günler.”

Ertesi gün onun adına zarf gelmişti, sonraki gün yine paket. Bu gizemli insan kimdi ve neden gönderiyordu bu paketleri? Her seferinde soruyordum Sevgi’ye arkadaş gibiydik artık. O da saklamıyordu, kalpli kutular, ayıcıklar, aşk dolu mektuplar gönderiyormuş adam. “Kim ki bu adam?” diye soruyorum, haddim olmayarak. “Bilmiyorum. Bu böyle ne kadar sürer ve insan sevdiğinden neden kaçar anlayabilmiş değilim” diyor. Ve ekliyor: “Ben gözlerimin içine bakmadan bu duygusuz satırları yazan adama nasıl güvenebilirim, sevgisine nasıl inanabilirim ki?” Bu sözlerinden dolayı Sevgi’yi oldukça haklı buluyorum. Bu adam her kimse bir an evvel karşısına çıkmalı. Madem ki, bu kadar çok seviyor o zaman çekinmeyecek, aşkını itiraf edecek.

Bir süre bu gizemli adam, paket göndermeyi bıraktı. Vazgeçtiğini sanmıştık,  bir gün yine bir paket geldi. Sevgi bu paketi yanımda açmak istedi. Mukavva bir kutunun içinden kurumuş gül yaprakları ve bir de not çıktı.

“Seni seviyorum. Her paketi bizzat getirdim. Şaşkınlığını, güzelliğini, en çok da parıldayan gözlerini her gün izleyebilmek için. Hayatımı renklendirdiğinin ve beni bir çiçek aşığı yaptığının farkında bile değildin. Sana aşık oldum ben. Şimdi, notu kutunun içine koy ve gözlerimin içine bak. Bu sefer benden duyacaksın seni nasıl sevdiğimi.”

-“Seni çok seviyorum Sevgi.”

-“Ben de seni seviyorum Kerim.”

 

 

 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.