Balıkesir Merhaba Gazetesi

SAKIZ ADASI  

SAKIZ ADASI  
20 Ekim 2017 - 12:47

Çeşme limanından karşı komşu Sakız Adası’na  feribotla yaklaşık 30 dk da varılıyor. Sabah ilk feribotla gittiğimiz için, 4 saat süren siestaya yakalanmak kaçınılmaz oldu. Sieasta boyunca her yer kapalı olacağından,bir de gezimizin günübirlik olması sebebiyle  en mantıklısı ada turuna katılmak oluyor. Limandan kalkan otobüslerle başlıyoruz adanın güneyini gezmeye .

1912 den beri Yunanistan sınırlarında bulunan Sakız Adası , Dünya‘nın en büyük damla sakızı rezervlerine sahip . Şifa verici özelliği ve kendine has güzel kokusu nedeniyle gazozdan reçele,  köfteden  liköre hatta diş macunundan yüz kremine kadar herşeyin içine eklenmiş sakız . Adanın büyük çoğunluğunun geçim kaynağı sakız ve turunçgil ağaçları olunca , mahsüller de iyi para edince ada halkı 4 saat sieasta yapmasın da ne yapsın ?

Köyler

İlk olarak adanın 64 köyünden biri olan Armolia ‘yı ziyaret ediyoruz. Taş evlerden oluşan eski bir ortaçağ köyü Armolia. Fakat ne yazık ki hasar görmüş bir köy. Herşeye rağmen , seramik üretimiyle ve işlemesiyle adını duyurmayı başarmış şirin bir yer.

Adanın Kambos bölgesi , Cenovalılar döneminden kalma (1346- 1566) tarihi konakları ve narenciye bahçeleriyle meşhur . Hatta ismini buradan alan Kampos Hios adlı bir meyve suyu markası var. Marketlerde kolayca bulunan bu narenciye suları, turistlerin adadan ayrılırken yanlarında götürdükleri başlıca ürünlerden.

Geçiyoruz Pirgi köyüne. Sakız’ın en turistik köyü desek yanılmayız.Bu köy dış cephelerinde , kendine has kazıma usulü süslemeleri olan karakteristik yapıda evlerden oluşuyor. Köy halkı son derece güler yüzlü. Evlerin çoğunun kapısı açık ya da kilit yok. Balkonlara asılmış , kurumayı bekleyen domatesler , sokakta yıkanan halılar ,neşe içinde oynayan çocuklar ve kendi halindeki köy kahvesi eşrafıyla güzel bir tablo karşılıyor  bizi Pirgi’de. Köyün bakkallarında sakız likörü , sumada likörü , limonçello ve adanın yerli uzo’su Uzo Kazanisto deneme şansınız da var .

Rotamızdaki son köy olan Mesta köyü de diğer köyler gibi Bizans döneminde inşa edilmiş bir ortaçağ köyü. En güzel yanı ise çok iyi korunmuş olması ve Pirgi gibi, hala içinde yaşayan bir halkın bulunması . Sakız’da konaklamayı arzu edenler için Mesta’da ortaçağdan kalma , şirin pansiyonlar da mevcut. Mesta’nın daracık taş sokakları, korsanların kaybolması için  labirent gibi dizilmiş olduğundan gezerken kaybolmamak için gözünüzü dört açmanızda fayda var.

Plajlar

Adada ziyaretçi akınına uğrayan Karfas ve Komi gibi kalabalık plajların yanı sıra, sakin sahiller de bulunmakta . Mavra Volia sahilinde bulunan sakin Foki plajı , volkanik siyah taşlarla kaplı olması nedeniyle bilindik plajlardan bir hayli farklı bir plaj.

Yeme-İçme ve Alışveriş

Öğle yemeği için tercih ettiğimiz Mesta limanı ,Mesta köyüne sadece 4 km uzaklıkta. Gördüğüm en sakin ve dinlendirici yer olan bu limanda, restaurantlar da bir o kadar ağır işliyor. Fakat esnaf o kadar sıcakkanlı ki bu durum asla sorun teşkil etmiyor. Tabiri caizse yüzen balıkların bile sesinin duyulduğu bu yerde yemeklerimizi beklerken , bir yerlinin buzuki eşliğinde söylediği  , Yunan halk türküsü Frangosyriani unutturuyor açlığımızı.

Izgarada pişen keçi peyniri Mastello ,adanın mutlaka tadılması gereken lezzetlerinden başı çekiyor . Yunanistan’ın pek çok yerinde olduğu gibi Sakızlılar da deniz ürünlerinde ve mezelerde çok başarılılar. Yemeğin üstüne gelen fıstık reçeli de , adanın kendine özgü enfes tatlarından.

Dönüş yolculuğuna başlamadan önce limandaki alışveriş caddelerini gezerken , reçelci Rena’ya ve sakızın binbir türevini bulabileceğiniz Mastiha Shop isimli dükkana uğramak ve yerli tatlılardan masuraki ve amigdalotayı denemek, doğal güzellikleriyle gözünüzü ve gönlünüzü açan bu adanın aslında midenize de ne kadar hitap ettiğini anlamanızı sağlayacaktır.

 

 

 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.