Balıkesir Merhaba Gazetesi

 ŞERİFE TEYZE Mİ? ALATEN Mİ?

 ŞERİFE TEYZE Mİ? ALATEN Mİ?
24 Eylül 2014 - 0:07

Genel

sait köşe

 

İvrindi Mallıca köyü tozlu sokaklarından ilerleyerek, köy dışındaki avlusu çaltılarla çevrili tek katlı, geniş bahçeli bir köy evi önünde durduk.     Abdest alan yaşlı bir amca ve hemen yanında merdiven sahanlığına oturmuş, leğen içinde bir şeyler yıkayan bir abla. Belli ki karı koca. Her ikisi de dudaklarını kıpırdatarak sessizce dua ediyorlar. Birbirlerinin ellerine ıbrıkla su döküyorlar.

Selam verip dostluk mesajımızı ilettik.

Başındaki eşarbın uçlarını omzuna atan abla, saçını başını toparlayarak diz üstü oturup:

Buyurun, buyurun gelin, hoş geldiniz safa geldiniz deyip bizi evine davet etti.

Biz zaten bu ablayı ve bu ağabeyi arıyorduk.

Şerife abla, Hasan Hüseyin ağabey siz mi siniz?

Evet, evet, biziz buyurun dedikten sonra hemen söze başladık.

Sizi köyde Şerife abla ve Hasan dayı olarak biliyorlar. Ama nüfus cüzdanlarınızda birinizin adı ALATEN, birinizin adı da ASLAN. Nasıl oldu bu iş?

Şerife abla başladı anlatmaya.

“1943–1944 yıllarıydı. Ben küçücüktüm Bizim köyde Halil Efendi diye okumuş bir zat vardı. Köy içindeki mescidinde ondan kuran okumayı öğreniyor ve dünyevi bazı bilgileri alıyorduk. Matematik endaze ve coğrafyada öğreniyorduk. Bir gün aniden mescidi gezici başöğretmen Nazım Bey ve jandarmalar bastı. Hocamız Halil efendiye hakaretler yağdırarak bizi toplayıp Korucu bucağındaki karakola götürmek üzere yola çıkardılar. Beş altı kızdık. Yolda dereden geçer iken entarilerimiz ıslandı. Karakola vardığımızda titriyorduk. Hem üşümekten hem de korkudan. Karakolda bir şeyler yazıp İvrindi ye mahkemeye gitmek üzere iki jandarma görevlendirildi. İvrindi de hâkim huzuruna çıktığımızda sorulan sorulara ben CIK (hayır anlamında) diye cevap veriyordum. Hâkim kızdı CIK ne demek dilin yok mu senin diye bağırınca da; AAH diye cevap verdim. Yazdılar çizdiler ve bizi köye geri gönderdiler Hocamız Halil beye hapis, babalarımıza para cezası geldi. Biz hangi suçu işlemiştik bilmem. Küçük çocukluğumda yaşadığım bu olay beni hep korkuttu. Hala bir asker ve bir başöğretmen görsem korkarım. Mahkemelerden oldum olası korkarım. ALLAH beni bir daha mahkemeye ve HÂKİM huzuruna çıkarmaz inşallah.

İşte bu olaydan sonra nüfus kâğıtlarımız geldi. Geldi amma nüfus memuru kendi aklına göre o isimleri yazmış. Hâlbuki ben dünyaya geldiğimde Halil Efendi hocamız benim adımı ninemin adı olan, ŞERİFE ismini ezan okuyarak koymuş. Ezana ve hocamıza inat nüfusta ALATEN yazmışlar ben ne edeyim.”

Beyler bey efendiler. Kendilerini bey veya bey efendi zanneden uyanık bilgiçler. Bu necip milleti haktan, hukuktan korkar hale getiren arzuhalci kâtipler. İlericiler, modern hayat isteyen maddeciler, cepçiler. Bu yazdıklarım ana dolunun çileli kadınının sesi. Bu ses sizi nasıl tanıyor kavrayın ve anlayın. Anadolu insanı sizi nasıl bilir. Sizi nasıl tanır. İşte şerife teyzeden öğrenin. 1940 lı yıllardaki tek parti döneminde bu millete yapılan zulüm ve işkencelerin sızısı bu gün hissediliyor.

Zalimler, zulümlerinin karşılığını görmeden ölmez.

Bu gün bazı düşüncelerin çektiği çile ve sıkıntılar burada yatmaktadır.

Anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az. Hoşça kalın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.