Balıkesir Merhaba Gazetesi

SİLAHSIZ SİVİL GÜÇLER

SİLAHSIZ SİVİL GÜÇLER
28 Kasım 2014 - 0:10

Genel

Birkaç gündür Orta Doğu ve ülkemiz civarındaki olayları değerlendirdik. Bu yazımızla da Yer küredeki olayları, olanları ve olmayanları yazalım. Gezi belasından ve belalılarından beri, yurt içindeki olaylara odaklanmıştık. Çok şükür ki siyasi irade tekrar dünya gündemine döndü. Cumhurbaşkanımız Cezayir’de, Başbakanımız Irak’ta, Bakanlarımızın kimi İtalya’da, kimi Kafkasya ülkelerinde, kimi uzak doğuda.  Cumhurbaşkanı seçimleri, mahalli seçimler, Mit müsteşarı tartışmaları derken iki yıl içimize kapanmıştık.

Osmanlının at koşturduğu topraklarda dolaşmadıkça, bir su gibi coğrafyamızda akıp, denizlere ulaşmadıkça, olaylardan haberimiz olmaz. Bizim genlerimizde ve geçmişimizde, küçük bir göl gibi durağanlık yoktur. Durağanlaştıkça, suyumuzda bakteriler ürer, yosun tutar ve hastalanırız.

Siyaset sahada güçlenir, Ekonomi sahalarda gelişir, İstihbarat, sahalarda varsanız kuvvetlenir. Medya, sahalardaki bilgiyle etkinleşir. Kısacası sahalarda varsanız güçlüsünüz. Türkiye Orta Doğuya yönünü çevireli, oralarda var olmanın önem taşıdığını gördü. Bütün kurumlarımız, teknolojik imkânlarımız ve insan kaynaklarımızla sahalarda varsak güç kazanırız. Bir asırdan beri hudutlarımız çevresinde gelişen olaylara yeni yeni müdahil olmaya başladık. “Biz de bu coğrafyadayız, bizimde bu topraklarda olan olaylardan ve olanlardan dâhil olma hakkımız var” demeye yakın tarihte başladık.

Sevgili dostlar; birinci dünya savaşı başlayalı tam yüz yıl oldu. Yer küreyi yeniden yapılandıran bu savaşta, beş bin km. kare toprağımızdan, sadece 780 bin km. kare toprağımız kaldı. Toprak kaybetmenin yanında kendimize güvencimizi kaybettik. Yerkürede değişik coğrafyalarda, değişik devletler kurmuş bir neslin devamı, hudutlar içinde kapalı tutuldu. Toprak kaybedebilirdik amma güvenimizi, mücadelemizi ve hedefimizi kaybetmemeliydik. Yüz yıldır Türkiye hep içine kapandı. Rahmetli Turgut Özal’ın atakları ile dünyaya kapılarını açtı. Şu son on yıldır siyasi irade yaptığı ataklarla, yerkürede Türkiye’nin de olduğunu ve söz söyleme konuma geldiğini, Cebelli Tarık boğazından, AVUSTURALYAYA kadar duyurdu. Artık Yer kürenin her sahasında bizde varız. İki yıldır iç gelişimlere odaklanmamızdan dolayı, sahalarda görünmeye ara vermiştik. Sahalardan çekilmek olmaz. Sahalardan çekilirsek Türkiye’nin varlığından ve gücünden kimsenin haberi olmaz. Bu söylediğimiz gerçeği Arap baharı ve Mısır darbesinde yaşadık. Oralarda uluslar arası gücümüzü etkileyecek medyatik oluşumlarımız yoktu, Ekonomik gücümüz, etkin şirketlerimiz, iletişim ağımız yoktu. Orta doğu sokaklarını karış karış bilen istihbaratımız yoktu. Sivil oluşumları ve fikirleri ateşleyen ve harekete geçiren organizasyonlarımız yoktu. Kısacası silahsız yumuşak gücümüzü oralarda gösteremedik.

İşte sivil oluşumları harekete geçiren ve en önemlisi de halk kitlelerini etkileyen sıcak gücümüzü oralarda gösteremediğimiz için, Arap baharını kışa çevirdiler. Çünkü oralarda güçlülerdi. Sahayı bizden daha iyi biliyorlar ve sahadan hiç ayrılmıyorlardı. Sahaları hiç boş bırakmadıkları için arakası arkasına bütün Arap ülkelerindeki uyguladıkları BAHAR denilen sömürü düzeninde etkili oldular. Sayın dostlar Osmanlı bir KOLAĞASI, on beş YENİÇERİ askeri ile yıllarca, o toprakları yönetti. Şimdi bizim kavgasız yönettiğimiz eyaletlerimizi ateşe verdiler. Trablus yandı. Kahire yandı. Cezayir yandı. Gazze, Şam, Bağdat, Kudüs, Erbili talan ettiler. Sokaklardan, parklardan, binalardan Osmanlı’nın izlerini sildiler. Yeni yeni filizlenen Osmanlı sevgisini nefrete dönüştürmek için ellerinden geleni yaptılar. Bizim coğrafyamızı ve çevremizi yangın yerine çevirdiler. Ölenler ve öldürenler hep bizim kardeşlerimiz oldu.

Sayın okuyucularım, bu sefer, Suriye, Musul, Kerkük, Gazze, Kudüs olaylarında sahayı terk etmedik. THY inatla uçmaya devam etti. TİKA inatla hatıralarımızı ve eserlerimizi restore etti. AFAD her yerde yardıma koştu. Anadolu Ajansı, TRT, inatla haber verdi. Basın kuruluşlarımız sahayı hiç terk etmedi. MİT, kurdun karnından konsolosluk görevlilerimiz çekti kurtardı. İŞİD denilen belaya bulaşmadan, adım adım takip etti. İş adamlarımız oralardaki ticaretin peşini hiç bırakmadı. Kısacası oralardaki sıcak sivil güçlerimizi bütün dünyaya gösterdik.

Şimdi Cumhurbaşkanımız Cezayir’de sahada, dünyaya yeni mesajlar yolluyor. Başbakanımız Bağdat’ta barışın bayrağını iki eliyle sallıyor. Bakanlarımız kimi Avrupa’da, kimi Rusya’da, kimi uzak doğuda BÜYÜK TÜRKİYENİN gücünü haykırıyor. Yeniden yerküredeki sahalara, Osmanlı gibi dönme hazırlığındayız. Yeniden öğreniyoruz büyük devlet olmayı. Yeniden dünya sahalarında oyun kuruyoruz. Yaralansakta, engellenmeye çalışılsa da, lekelenmeye uğraşılsa da, yeniden sahalardayız. Yeniden oyun kurucu oluyoruz. Akarsular yeniden yatağına dönmeye başladı. Son sözü Osman Yüksel Serdengeçtinin bir şiirinden, iki dörtlüğe bırakalım.

Kosovalar, Pilevne’ler bizsizdir.                    Hali görür geleceği sezerdik.

Yosun tutmuş camilerim ıssızdır.                   Bir zamanlar Medine’de gezerdik.

Boynu bükük minareler sessizdir.                  Haritayı biz kendimiz çizerdik.

Açmaz olmuş kızanlığın gülleri.                    Fetheyledik deryaları çölleri.

Biz neyledik o koskoca elleri.                        Biz neyledik o koskoca elleri.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.