Balıkesir Merhaba Gazetesi

SİYASETÇİNİN DİLİ

SİYASETÇİNİN DİLİ
02 Haziran 2015 - 9:08

Genel

 

Muhalefetin kin, öfke ve nefret üzerine kurduğu dili, toplumda tepkilere neden oluyor. Tek yıkım fikrine saplanmış kalmış muhalefetin, çözüm ve alternatif proje üretememesi kendi sonunu hazırlıyor. Bunu gören ve hisseden siyasetçiler daha da hırçınlaşarak saldırıyor. 7 Haziranda kaybedeceklerini anlayan muhalefet dili her gün biraz daha bocalıyor.

Demokratik ortamlarda siyaset dilinin nefret ve ihanet algısından beslenen bir dile sarılması, toplumların yozlaşmasına etken olacağı gibi, ayrıştırmaların gelmesine de sebep olur. Toplum genellikle bu dilden ve bu duygulardan kaçar. Özellikle yazılı medya üzerinden yürütülen bu dil, hizmet yarışı anlayışından çıkıp, kendini feda etme sonucuna ulaştığı gibi toplumsal çatışmaya kadar varır. Bir tarafta yaptıklarını, yapacaklarını ve hedeflerini tarihi bir anlayış yükleyerek, dini ve ilahi dil üzerinden anlatan bir misyon, diğer tarafta, adeta onu şeytanlaştırarak, ihanete varan itham, karalama, kırıcı, kin, öfke ve nefret saçan bir dil. İddia ve savunmalarınız ne olursa olsun, karşınızdaki kişi veya toplum hangi konumda bulunursa bulunsun, şiddet ve öfkeden bütün canlılar kaçar. Muhalefet kendinden kaçırma yöntemine farkında olmadan başvurarak seçimlerde muhakkak kaybetti.

İktidarın başarılarını örtmeye çalışan bir dil kullanılması, gerçeklerden uzaklaşmış olmanın işaretidir. Gerçekler hiçbir zaman örtülemez. Gerçekleri ve başarıları örtmeye çalışanlar, güvenilir olmalarını yitirirler. Hâlbuki iktidarın başarılarını anlatıp, yanlışlarını sergileyen bir dil kullanılsaydı, muhalefetin daha güvenilir olmasına dayanırdı. İletişim ve eleştirel ortamların olmadığı ortamlarda hakikatler ortaya çıkmaz. Hakikatin ve gerçeklerin yozlaşması kaçınılmaz hale gelir. Hakikatler örtülünce de gerçek değerler kaybolur. Değerlerin yozlaşması adaletin tahakkuk etmesini imkânsız hale getirir. Her gelişim ve her dövüşüm dille başlar, dille biter.

Muhalefetin sadece karşıtlık ve saldırı üzerine kurduğu inkâra dayanan bir dil, önce fertleri, sonra taraftarlarını ve daha sonrada toplumu kendi nefretinin esiri haline getirir. Saplantıların ve ideolojilerin esiri olan tutum ve siyasi tavırlar ise, eleştirmeden ziyade her ne pahasına olursa olsun yıkmayı, öç alma duygularını diri tutmaya çalışır. İntikam, inkâr ve öç alma dilinden ve bu duyguları yansıtıp besleyen anlayışlardan ne beklenir ki?

İktidar “inanç, ahlak, erdem ve adalet” gibi kutsallara odaklaşırken, muhalefetin ahlaki çürümüşlüğe, toplumsal çözülmelere, zayıflayan insani değerlere ne bir önerisi nede bir projesinin olmaması ve toplum karşısına sert bir dille çıkması çok büyük bir eksi olarak görülüyor. Toplum ve seçmen, gerek iktidar ve gerekse muhalefetten, toplumsal ahlaki çöküntüye, gelecek nesilleri bekleyen değerlerin erimesindeki erozyonu önlemeye, dini hassasiyetlerde uzaklaşan yapıya öneri getirenleri daha ön planda tutmaktadır. Bahsettiğimiz kültürel yapıların beslenip büyümesi için ne gibi tedbirleri olduğunun açıklanmasını beklemekte her kişinin ve her toplumun hakkıdır.

Evet, sayın dostlar; bu toplumun önemli kısmı muhafazakârdır. Bu gerçeği iyi fark edemeyen muhalefet, değerlerle barışık görünen bir dil üzerine söylem kuramadı. Muhalefetin kullandığı dil, uzun vadede daha da yaralar açacak görünüyor. Bu nefret dilinin gelecek nesillere yansıması daha farklı olacak.

Kabul görse de görmese de, saldırıcı, yıkıcı dil kullanma gelecekte siyaset yapma imkânını daha da zorlaştıracak. Gerek iktidar ve gerekse de muhalefet, inandırıcı, güven verici, değerleri yükseltici, teskin edici, hedef gösterici ve ilham verici ortak bir dil kullanmalıdır. Hoşça kalın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.