Balıkesir Merhaba Gazetesi

TARİHTEN DERS ALMAK

TARİHTEN DERS ALMAK
29 Aralık 2014 - 0:06

Genel

Özgürlük, fanatizm ve tango, öyle bir vahşi oluşumdur ki, insanda doğuştan var olan bütün iyi hasletleri alır götürür. Gerçeği ve doğruyu inkâr ettirir. Bütün davranışları aklın üzerine çıkarır. Cüzdan zenginliğini aklın üzerinde tutturur. Akıl kirlenir. Tabii ki akıl kirlenince insandaki bütün davranışlar da kirlenir. İşte çağımızda uygulanan akıl kirliliği en üst seviyelere ulaşmasından dolayı, bu kirliliği her insanın kendi kendine tespit etmesi ve aklını yenilemesi gerekiyor. Bir asırdır kirletilen insan hayatındaki temel etken AKIL KİRLİLİĞİDİR.

Kıymetli dostlar; düşmanlık ayrıdır, doğruları söylemek ayrıdır. Düşmanın doğrularını gösterebilmek, huzurlu ve onurlu yaşamanın ilk adımıdır. Akıl kirliliğinin siyasetteki işleyişine bir bakalım. Ayrı partilerde bulunmak her kişinin doğal hakkıdır. Herhangi bir siyasi parti oluşumunda, doğrulardan yana değil de, çıkarlar peşinde olanlar hemen iş birliği içine girerler. Çünkü hedefleri ayni olanlar, ayrı yolda yürümezler. Derhal bir araya gelirler. Hedefleri rahat ve kolay yaşama yöntemidir. Çıkar ve makam temin etme akıllarının üzerine çıkmıştır.

Gerçekçi ve doğru yolda yürümek isteyen kişiler de, ayrı siyasi oluşumlarda olsa bile, derhal birleşerek iş birliği içine girerler. Hedefleri akıllı yoldan, kimsenin hakkına saldırmadan, zor ve sıkıntılı da olsa, hayatını devam ettirmektir. Özgürlük, fanatizm ve tango olarak kolay yaşamayı elinin tersi ile itip, onurlu bir hayat, helal kazanım yolunu seçenler, insanlık âleminde iz bırakanlardır. Bu yüzden, akıl zenginliği, iman, ahlak, sevgi, saygı ve insan gibi yaşama hasletlerini getirmelidir. Eğer, akıl zenginliği, her ne pahsına olursa olsun, cüzdan zenginliği yolunda kullanılıyorsa, fikir kirliliği var demektir. Fikir kirliliği, ahlak, adap, edep ve iman kirliliğini getirir.

Geçenlerde, bir makale yazısında bir yazar arkadaşım, Abdülhamidi övmüş amma, Mehmet Akif’i birazcık yermiş. Birini sevmek ve yüceltmek için, bir başkasını kötülemeyi gerektirmez. Her muhalif kişi düşman anlamına da gelmemelidir. İyi dost, kişinin yanlışlarını gösterendir.

Bu kardeşim Mehmet Akif’i niçin yermiş?

Ulu hakanın çevresini saran yağdanlıklara dikkat etmediği için, Mehmet Akif’in uyarılarını, Ulu hakanı sevmeme şeklinde yorumlamış. Vatan şairi Namık Kemal ve milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy gibi birçok vatansever, Abddülhamit hanı saran karanlık gölgeleri o yıllarda görmüş ve uyarı anlamında yazılar yazmışlar. Onların tespit ettiği karanlık gölgeler, hakikatten bir gün sarayı sarmış ve koca bir dev olan Osmanlı dağıtılıp, yok edilmiş. Osmanlının küllerinden de bu günkü cumhuriyet kurulmuş.

Sayın okuyucularım, siyasi iktidarlar, doğruları söyleyen, gördüğü tehlikeleri anlatıp uyaran, yol gösterip rehber olan, akılcı yolu bulan MUHALEFETİN olması, o iktidar için büyük bir nimettir ve YARADANIN lütfettiği bir şanstır. Bu günün iktidarı bu şanstan mahrumdur. Muhalefetin boşluğundan veya ezberci bir muhalefet olmasından en fazla rahatsız olanda yine iktidardır. Vurup-kırma, bağırıp-çağırma, karalama-kapaklama muhalefetinden, hem siyasi iktidar ve hem de akıllı muhalifler rahatsızdır. Bu rahatsızlıklardan dolayı, kopmalar meydana gelerek, yollar ayrılmaktadır. Bu tutum ve davranışlar haricinde, dışarıdan ÜST AKIL ihraç edenler asıl tehlikedir. 33 yıl iktidarda kalan ulu HAKAN ABDÜLHAMİT hanı gözyaşları içerisinde vatanından atan ve koca bir dev Osmanlıyı perişan eden DIŞ AKIL hayranı İttihat ve Terakkinin perişan halini gördük.

Hariçteki düşmanlarla, dâhildeki bedbahtların işbirliği neticesi ULU Hakana, KIZIL sultan lakabını bile yapıştırmak istemeleri, çok yaman bir çelişkidir. Osmanlıyı yok etmeyi hedefleyen DÂHİLİ VE HARİCİ BEDBAHLAR bu gibi SIRLI eylemler içinde iken, Mehmet Akif ve Namık Kemal gibi aydınlar, hararetli uyarılarda bulunurlardı. O zamanki aydınlardan ismini yazmadığım birçok vatansever, padişahı ve saltanatı saran yanlış ve kasıtlı meydana getirilen akıl kirliliğini dile getiriyorlardı. Bu aydınların çoğu padişahı seviyorlardı amma, çevresinde dönen dolaplardan rahatsız oluyorlardı.

Yalnız Abdülhamid’in düşmanları da çoktu.

Kimler sevmiyordu?

DIŞARDA, Filistin politikasından rahatsız olan, SİYONİST lobileri.

Osmanlının toparlanmasından endişelenen MASON locaları.

İslam âleminin birlik ve beraberliğine gizli savaş açan, VATİKAN kurnazları.

İÇERDE ise, Abdülhamid’in dindarlığından rahatsız olan, milli değerlerinden kopmuş batı hayranı kişiler.

Gözünü ve aklını iktidar hırsı bürümüş bazı ittihat ve terakki üyeleri.

Fanatizme, tangoya ve rahat yaşamaya hevesli, MADDE ve MAKAM heveslisi kişiler.

Namına, şanına davul çalan, kendilerini ayrıcalıklı gören zatlar.

Batı hayranlığı ile yanıp tutuşan ve kendini aydın zanneden zavallılar.

Lüks ve özgür yaşama, her türlü akıl tutulmasını yaşatır insana. Madde ve makama ÂŞIK olanların gözlerini duman bürür. Başka bir olay düşünemezler. At gözlüğünü çıkarıp çevreyi göremezler. AŞK öyle bir oluşumdur ki, MAŞUKU, MECZUP eder. Madde ve makam aşkı ile MECZUP olup, saldırı muhalefeti yapmak isteyenlerin bu günkü hali meydandadır. İnşallah tarihte yaşanan bu olaylardan ders almasını biliriz. DIŞ AKIL veya KİRALIK AKIL saplantılarından kurtulup, müşterek ÖZ AKIL çevresinde bağdaş kurmayı yakalarız. Hoşça kalın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.